Türkiye’de Ermeni soykırımı en az son 5 yıldır (ben 10 yıldır yazıyorum) yoğun şekilde tartışılmakta... Bu konudaki tartışmaların “hain-kahraman söylemine sıkışıp kalmış olduğu” görüşüne de ben hiç katılmıyorum. İçimizden bazılarının kendi ülkelerine gerçekten de pek dostane bir yaklaşımda olmadıkları açıkça görülmektedir.
Örneğin yazılarımda birkaç kez adı geçen Fatma Müge Göçek dün Londra’da (eğer bir aksilik olmadıysa) bir konuşma yapmış. “Hangi Göçek” demiyorsunuzdur artık umarım ama hâlâ diyenler varsa küçük bir hatırlatma yapayım;
“1915’te Ermenilere yapılanlardan dolayı suçlu değilim ama sorumluyum” incisini patlatan ve Michigan Üniversitesi’nde sosyoloji profesörü olan Göçek... Sadece bu cümleyle bile “Ne olacak canım, iddia Osmanlı Dönemi’ndeki olaylarla ilgili, bizi neden ilgilendirsin ki” diyenlere gelecekle ilgili ipuçları veren şahıs... Michigan Üniversitesi’nde sosyolog ama maşallah benim diyen Ermeni tarihçi, Ermeni soykırım iddiasını onun kadar ateşli savunamaz.
Ben size onun çalışmaları (!) ve konuşmaları hakkında bilgi aldığım kaynaklardan ikisini son yazılarımda vermiştim ama okurlarımızdan biri; Gökçen Taner onun hakkında yeni bazı bilgilerle birlikte haberler de göndermiş. Bunlardan biri yukardaki haber; Fatma Müge Göçek’in ABD’deki faaliyetlerden sonra Avrupa’ya da uzanarak Londra’da bir konferans vermiş olması.
KARAR VER ARTIK!
Royal Society of Medicine’de yapılan konuşmanın detayları konferans öncesinde şöyle anlatılmış;
Michigan Üniversitesi sosyoloji doçenti Fatma Müge Göçek; (Prof. değil miydi o, bir yerde prof. bir yerde doçent geçiyor) bize katılarak etkileri bugüne kadar devam eden ve sürekli olarak inkâr edilen tarihî bir şiddetin öğretilmesinin önemini anlatacak. Yakında çıkacak olan kitabının adı; “İnkârın şifresini çözmek: Türk Devleti ve 1915’te Ermenilerin Etnik Temizliği”
Vay vay vay! Hanımefendi gerçekten de tarihi; hem de daha birkaç yıl öncesine kadar aynen meslektaşı Elif Şafak gibi “hiçbir şey bilmiyordum” dediği tarihi önce konferanslar, röportajlar verecek kadar ve şimdi de tarih kitabını emin bir dille yazacak kadar öğrenivermiş.
Neymiş demek ki “tarih tarihçilere değil, sosyologlara bırakılmalı”ymış. (Acaba içinde herhangi bir belge var mı? Varsa bunlara Vahakn Dadrian’ın ne ölçüde yardımı olmuştur?)
Tabii “Türk devletinin ısrarlı inkârı” türü suçlamaların kendi vatandaşları tarafından yapıldığı bu konuşmalar sadece o salonlarda kalmıyor, Ermeniler tarafından Internet sitelerinde, kitaplarda, konuşmalarda bol bol kullanılıyor. Örneğin “2015 yılına kadar soykırımın Türk devleti tarafından tanınacağına inandıklarını” söylemeleri gibi... Örneğin Elif Şafak’ın “İnkâr Duvarındaki Çatlak” yazısı gibi... Bu “inkâr duvarı” ve “çatlak” meselesinin Ermeni diasporasına ait kişilerin konuşmalarında, Türk destekçilerini tanıtımlarında geçmesi ÇOOK ilginç...
Göçek, Şafak ve Akçam’ın UCLA konferansını düzenleyen Hovannisian’ın cümlesini yazmıştım;
“Resmi Türk inkârının duvarını çatlatmayı amaçlayan Türk aydınları...”
Oğlu Raffi Hovannisian’ın Ermenistan’daki Yerkir gazetesindeki bir cümlesinde bu kez sessizlik duvarındaki çatlak olarak geçiyor: “Devletin sessizlik duvarında açılan bu çatlak başlangıçlarıyla yavaş yavaş Ermeni soykırımı dört yol ağzına yaklaşıyor.”
2000 yılında Chicago Üniversitesi’nde düzenlenen ve Taner Akçam, Halil Berktay, F. M. G (onun adını kısaltalım, çok uzun), Selim Deringil gibi Türklerle, Libaridian, Bardakjian, Vahakn Dadrian, Aram Arkun gibi Ermeni akademisyenlerin katıldığı bir seminer yine bir Ermeni olan Vincent Lima tarafından; “Sessizlik Duvarında Bir Başka Çatlak” başlığıyla yazdığı yazıda anlatılmış.
SAKIN GÜLMEYİN!
Hepsi bu kadar da değil, bunların benzeri çok.
Ortada bir çatlak var ama kim acaba?
Her neyse gelelim şu “1,5 milyon Ermeni” hikâyesine... Fatma Müge Göçek, Londra’da dün yaptığı konuşmanın tanıtımında geçen, Ermenilerin yazdığı “yaklaşık 1 milyon Ermeni...” cümlesinin aksine uzun zaman (yani birkaç yıl) önce “1,5 milyon Ermeni”yi telâffuz etmeye başlamış. Ve sakın gülmeyin, tabii günün birinde, bir röportajda kendisine “bu rakamı nereden bulduğu” sorulunca şöyle cevap vermiş:
“Agos gazetesinden Hrant Dink özellikle bu konuyla ilgilidir; benim söz ettiğim 1-2 milyon rakamı onunla yaptığım konuşmalardan çıkmıştır. Henüz öğrendim ki ‘1,5 milyon civarında böyle aile olduğu’ tahmini Türk-Ermeni entelektüel Etyen Mahcupyan’a aitmiş.”
Ah canım, ah canım, Göçek hanımın ne kadar bilimsel verilere dayanarak konuştuğunu görüyor musunuz?
Yalnız o değil, Temel’in trafik fıkrasında olduğu gibi “hepisi, hepisi” böyle... Ben şimdi Orhan Pamuk’un “1,5 milyon” lâfını düşünüyorum. Tarih bilmediğine göre o da Etyen Mahcupyan veya Hrant Dink’ten duymuş olmalı.
Durun gülmekten yazamıyorum artık, rahat bırakın beni!
“1.5 milyon Ermeni” lâfı kimden çıkmış?
Türkiye’de Ermeni soykırımı en az son 5 yıldır (ben 10 yıldır yazıyorum) yoğun şekilde tartışılmakta...
Haberin Devamı

