Birçok veli Ritalin, Provigil, ve Adderall isimli ilaçları duymuştur. Daha önce ilaç sektöründe hizmet ettiğimden, bugün ilaçların eğitimle ilgili bir bağlantısına değinmek istedim.
Batı dünyasında ve Türkiye’de de yıllardır konuşulan “reçetesiz ilaç” konusu, ilaç üreticilerinin ve ecza depolarının da hep gündemindedir. Örnekse, eczanelerden reçeteyle almamız gerekirken birçoğumuz bazı ilaçları büyük marketlerden reçetesiz alabiliyoruz. Buna “over the counter” deniyor. Amerikalılarsa her şeyi kısaltmayı sevdiklerinden kısaca “OTC drugs” diye tanımlıyorlar.
Manchester Üniversitesi’nden Prof. Dr. John Harris, “idrak artırıcı” ilaçlar OTC kategorisine alınmalıdır yani öğrencilere reçetesiz satılabilmelidir veya tedavi niteliği taşımayan ilaçlar sınıfına konulmaları gerekir diyerek birden ön plana çıktı.
Harris’e göre dünya çapındaki araştırmalardan elde edilen sonuçlar uyarıcı niteliği taşıyan Ritalin, Provigil ve Adderall’in konsantrasyonu ve performansı artırdığı ispatlıyor. Harris bu ilaçların yan etkilerinin yararları karşısında lafı edilmeyecek kadar az olduğunu vurguluyor.
Türkiye’de ise bu ilaçlar yeşil reçete statüsünde ve reçetesiz satışı suç.
Harris, tedavi amaçlı olmasa da birçok doğum kontrol ilacının reçete ile satıldığına, öte yandan da Viagra’nın, medikal kullanıma yönelik olmasına rağmen, satış adedine bakıldığında fonksiyon bozukluğu tedavisinin çok ötesinde bir kullanım alanı olduğuna veya iş adamlarının doktorlarına uzun uçuşlarda keyfince uyku ilacı yazdırabiliyor olmasına dikkatimizi çekerek düşünmemizi sağlıyor.
Harris, üniversitelere ve ülkelerin sağlık bakanlıklarına şöyle bir çağrıda bulunuyor:
İnsanların konsantrasyonlarını veya performanslarını artırmak istemelerinde bir sakınca yok. Çünkü asıl amacını bilmiyorlarsa, eğitimin amacının konsantrasyon ve performans ölçeği olduğunu düşünebilirler. (Hele Türkiye gibi başarının sınav sonucuna endeksli olduğu ülkeler için bu saptama kanımca daha da geçerli!) Sağlık bakanlıkları gerekli kanun değişikliğine giderse, okullar ve üniversiteler sınav öncesi ilaçların nasıl alınacağına dair yönetmenlik yayınlayarak bir çözüm üretebilir (18 yaş altındaki çocuklar ailelerinin veya okulun gözetiminde ilaç almalıdır). Böylece mesele “yasal sorun” olmaktan çıkacaktır.
Prof. Harris’in teklifine ben de şöyle bir yorum ekleyebilirim: Birçok yabancı üniversite gazetesinde, blog’larında veya kendi aralarındaki diyaloglarda öğrenciler bilhassa sınavların yoğun olduğu dönemlerde Ritalin aldıklarını belirtiyorlar. Ritalin tarzı reçeteli ilaç almayan öğrenciler ise “Red-Bull” a yükleniyor ve arada bir fark olmadığını düşünüyorlarmış. Bunu kendi aralarında tartışıyorlar. Ben de yetkililere, adet sınırlaması getirilmedikçe Burn, Red Bull gibi uyarıcı içeceklerin Ritalin gibi ilaçlardan ne farkı var diye sormadan edemiyorum.
Türkiye’de ben dahil, birçok veli hiperaktif ve/veya odaklanma sorunu yaşayan çocuklarına, klinik veya psikolojik çözüm arıyor. Bu alanda önde gelen doktorlarımız ise ilk birkaç seans sonrası genellikle Ritalin’i öneriyor. Ritali’nin yararlı olup olmadığı ise halen veliler arasında tartışılıyor. Bu konuda Hacettepe, Çapa gibi kurumlarımızın bir çalışması varsa yayınlanmasında çok fayda görüyorum.

