Zavallı Fatih hoca boşuna uğraşıyor!..

Haberin Devamı

Zavallı Fatih Terim!

Canhıraş bir şekilde anlatmaya uğraşıyor ki “Hayatında hiçbir kiralık futbolcunun Galatasaray’a karşı oynamasın diye bir talebi olmadı?... Niye Culio Galatasaray’a karşı oynamasın desin?..”

Televizyon programına katılıyor, yorumcuları fırçalıyor, “Ben niye böyle bir şey yapayım” diye dert yanıyor, “Biz buna tenezzül etmeyiz” demek için çırpınıp duruyor...

Geçmişte ve bugün bana karşı da atılan iftiraları cevaplandırırken, ben de Fatih Hoca gibi “Kardeşim niye ben bunu yapma ihtiyacı duyayım?.. Benim kişiliğim belli, koordinatlarım sarih, bu olayı benim yapmamı gerektirecek bir neden yok ki...” diye savunmaya geçerdim...

Oysa artık öyle olmadığını anladım...

İftiranın arkasındaki oyunu deşifre edeceksin...

İftiracıları “iftiralarıyla ayyuka çıkartacaksın... Kirli bir oyun varsa o oyunun müsebbiplerini oyunlarının vebaliyle baş başa bırakacaksın...”

Fatih Hoca için de öyle...

Adamcağız, “Ben niye Culio’nun bize karşı oynamasını istemeyeyim?..” diye yırtınıp duruyor...

***


Fatih hoca gibi futbolun içinde pişmiş bir tecrübeli hoca nasıl farketmiyor, Culio olayı ile Fenerbahçe’ye karşı oynamayan Karabük’lü Emenike olayı arasında kurulmaya çalışılan algısal illiyet bağını?..

Orduspor’lu Culio, Tafarel’le görüşüp ‘Galatasaray maçında oynamak istemiyorum’ diyecek...

Bu manşetlerden işlenip büyük olay haline getirilecek, böylece kamuoyunda ‘Karabükspor’un as futbolcusu Emenike’nin transfer olacağı geçen yıl şampiyonluk maçında Fenerbahçe’ye karşı oynamamış olması, takımların zaman zaman başvurduğu, etik olmayan anlaşılabilir bir uygulama haline dönüşecek...

Galatasaray’ın bir yıl boyunca “Şike ve sahtecilik varsa Fenerbahçe cezasını çeksin” yollu ısrarları, Emenike ile Culio meseleleri kamuoyu algısında dengelenerek, etkisiz hale getirilecek...

***


Galatasaray’lıların “Fenerbahçe şampiyon olurken Karabükspor’un en etkili futbolcusu Emenike’yi para ödeyerek transfer ettiler... Emenike Fenerbahçe maçında oynamadı, bu şikeye girer” yollu itirazlarına da böylece cevap kendiliğinden verilmiş olacak...

Fenerbahçe camiası da Galatasaray’a karşı şu iddiayı seslendirmekte beis görmeyecek:

- “Siz de Orduspor’lu Culio’yu gelecek sezon için Galatasaray’da oynatmak istediniz... Culio sezonun bitmesine iki hafta kala Galatasaray maçında oynamak istemediğini söyledi... Bu durumda siz de şike yapmış oluyorsunuz...”

***


Futbol dünyasında çok görüldüğü üzere, tezgah kurulmuş, sistem işlemeye başlamıştır...

Zavallı Fatih Terim, şimdi uğraşsın didinsin dursun; “Culio’yu oynatılmaması için niye veto ettiğini?..”

Oysa Fatih Hoca çıkıp şunu söylemeliydi kamuoyuna...

Bu gücü vardı, onu dinleyecek bir kamuoyu da mevcuttu...

- “Fenerbahçe’ye transfer olduğu için, sarı lacivertlilere karşı oynamayan Emenike ile, Galatasaray’a karşı oynamayan Culio aynı şeyler mi?..

Fenerbahçe geçen yıl aynı puanda Trabzon’la kafa kafaya şampiyonluk mücadelesi veriyordu...

Karabük veya herhangi bir şampiyonluk maçında Fenerbahçe’nin tek bir puan kaybı, bir yıl önce olduğu gibi şampiyonluğu kaybetmesine neden olacaktı...

Emenike o günlerde futbol otoritelerinin biraz abartılı yorumlarıyla da olsa “Karabük takımının yarısıydı...”

Emenike’nin Fenerbahçe’ye karşı oynamaması, Karabük için büyük eksiklikti...

***


Buna karşın play-off’a en yakın rakibinin 8-9 puan önünde giren Galatasaray’ın karşısına, değil Culio, Culio’nun sülalesini getirseniz Galatasaray açısından bir şey ifade etmez...

Galatasaray Orduspor’a yenilse bile bir şey olmayacak ki?..

Play-off’a açık ara farkla önde giriyor Galatasaray...

Saracoğlu’nda, İnönü’de rakiplerinden puan alan, kendi sahasında Fener’le, Beşiktaş’ı yenen bir Galatasaray, Orduspor’da oynayan Culio’dan niye bir şey istesin ki?..

Velev ki, Culio oynadı Galatasaray’a üç gol attı?..

Bu neyi değiştirecek, şampiyonu mu belirleyecek?..

Ayrıca, eğri oturun, doğru konuşun...

Orduspor’da Culio’nun oynadığı rolle, geçen yıl Karabük’te Emenike’nin oynadığı futbol aynı mıdır?..

Buna ihtiyacım mı var ki Culio bana karşı oynamasın diye direteyim?..”

Fatih Terim, bunları sormalı, bunları söylemeliydi...

***


Bu satırlar yazılırken, mahkeme Aziz Yıldırım hakkındaki kararını henüz açıklamamıştı...

Bu yazıyı mahkeme sürecinin dışında yazıyorum...

Zaten bu yazıdan hiçbir şekilde, Aziz Yıldırım’ın tutukluluk halinin devam etmesi gerekliliği düşüncesi çıkmaz...

Culio olayı ile Emenike olayının birbirine hiç benzemediğini anlatmaya çalıştım...

Yoksa bir yıla yaklaşan süredir tutuklu olan Aziz Yıldırım’ın hala tutuklu kalması, uzun zamandır yüreğimi sızlatmakta...

Umuyorum ve arzu ediyorum; Aziz Yıldırım artık tahliye olmalıdır!..

Futbol bir miktar huzura kavuşmalıdır...

*****


4+4+4 İÇİN SON SÖZLERİM!..

Ben olsam, 5+3+3 yapar, imam hatiplerin ortaokullarını açardım... Seçmeli dersleri ve dini alanlarda olması gereken zorunlu müfredatı imam hatip ortaokullarının içine alır bitirirdim...

Fakat ben iktidar değilim...

İktidar olacak oyum, iktidar olmaya niyetim ve beni iktidar yapmaya teşne bir demokratik tabanım yok...

Dolayısıyla benimki, bir gazeteci-yazarın kişisel fikri...

***


Ben olsam, eğitimde büyük bir reform yapıyorsam, ‘kendi tabanımın benden istediklerine ayrıcalık vermekle’ birlikte, ‘Amerikan ve liberal eğitim sistemlerinde çocuklarda ve gençlerde yaratıcılığı geliştiren unsurları kapsamlı bir çalışmayla’ adapte etmeye öncelik verirdim...

Eğitim reformunda, ezberci eğitimi bir kenara koyar, sadece yaratıcılığa ve proje geliştirmeye dayalı bir eğitimi sağlama amacına düşerdim...

Ortaokulda imam hatiplerin yeniden faaliyetini bir özgürlük meselesi olarak görür, eğitimdeki diğer özgürlük meselelerine de geniş alanlar açardım...

Liberal ve özgür bir eğitimin bütün kapılarını, pencerelerini ardına kadar açmaya uğraşırdım...

***


Elbette ben, iktidar değilim...

İktidar olacak oyum, iktidar olmaya niyetim, iktidar olmamı mümkün kılan bir demokratik tabanım yok...

Demokratik tabanım olmadığı için, üzerimde tepinen bir istekler manzumesi de mevzu bahis değil...

Yalnız ve grupsuz bir gazeteciyim ben... Türkiye için liberal, demokratik ve laik rüyalar görmekteyim...

Demokratik iktidarlar bunları yapmak zorunda değiller...

Kaale almasalar da anlaşılabilirler...

Ayrıca bu köşeler de babamın malı değil...

Yazdığım köşede bulunan imzam, bu kişisel iç sesi, seslendirmem gerektiğini hissettiriyor...

Hepsi bu...

Yoksa; vatana ve millete hayırlı olsun!..

*****


GÜNÜN ANLAMLI SÖZÜ

BAŞARI VE BAŞARISIZLIK...




“Başarısız olmak imkansızmış gibi davranın ki, başarınız garanti olsun...

Aklınızdan ister maddi, ister manevi olsun başarısızlık üzerine olan tüm düşünceleri silin...

Robin Sharma...”

***


SHOW’un eski patronu Erol Aksoy bir gün bana bakmış; “başarmanın imkansız olduğunu bilmiyorlardı... Onun için başardılar...” demişti...

Robin Sharma’nın önerisi aynı versiyonun değişik bir türevi...

“Başarısız olmak imkansızmış gibi davranın ki başarı garanti olsun...”

Sanıyorum başarının esas kaldıracı içinizdeki “ilham” duygusu...

Başarmayı istediğiniz şeyi, sevinçle ve heyecanla istemeniz lazım...

Onu düşündüğünüzde ve hissettiğinizde ruhunuzun uçtuğunu, neşelendiğini, keyiflendiğini duyumsamanız lazım...

***


TRT’nin ikinci kanalında gecenin bir saatinde, 23.35’te, onbeş günde bir, tek bir saat yayınlanan bir program için, ne kadar sevgiyle ve durmaksızın çalıştığımı hatırlıyorum şimdi...

Oysa o programı ve saati bana, “dolduracak hiçbir yayıncı olmadığı için” vermişlerdi...

Kimse o saatte TRT’de program yapmak istemiyordu...

-”İki haftada bir Çarşamba geceleri saat 23.35’te boş yayın saatleri var... Doldurursan memnun oluruz...” demişlerdi...

Onbeş yıl, ayda 70-75 saati bulan ve dünyadaki televizyon rekorlarını altüst eden bir yayın macerasının, külliyatını o gece yarısı programı tayin etmişti...

Robin Sharma; “Başarısız olmak imkansızmış gibi davranın ki, başarı garanti olsun...” diyordu...

Erol Aksoy bana bakıp daha farklı söylemişti o sözü:

“Başardılar... Çünkü başarmanın imkansız olduğunu bilmiyorlardı ki...”

DİĞER YENİ YAZILAR