İlk duyduğumda “Hiç olur mu öyle şey?..” diye anında tepki verdim...
- “Galatasaray...” dediler;
- “Şampiyon olduğuna göre, Şükrü Saracoğlu’ndaki Fenerbahçe maçına gençlerden oluşan, yıldız futbolcuların olmadığı, iddiasız bir kadroyla çıkacak... Böylece yıldız futbolcuları Kadıköy’de riske etmemiş olacak... Ezeli rakibine ‘Ben sana ilk onbirimle mücadele etmiyorum...’ mesajı verecek... Gençleri Fenerbahçe karşısında deneyerek onlara bir şans verecek...”
- “Olmaz böyle şey...” demiştim ilk duyduğumda...
Dün baktım Cemil Barlas bu düşünceyi tweeter’da seslendiriyor...
Biraz düşündükten sonra, “Ezeli rakibinin karşısına, esas kadroyla değil yıldızları oynatmayan genç bir takımla çıkma projesi biraz tahrikkar gözükse de, tamamen mantık dışı değil...”
Şampiyonlar Ligi’nde turu garantileyen takımlar da ikinci maçlarına, “yıldız futbolcularını getirmeden” çıkıyorlar...
Galatasaray ve Fatih Terim böyle bir şey yapar mı?..
Böyle yaparsa rakibi Fenerbahçe’yi ‘küçümsemiş’ olmaz mı?..
Aykut Kocaman’ın “Galatasaray’ı Kadıköy’de alkışlamayacağız...” sözüne bir cevap olarak yıldız futbolcuların olmadığı bir takımı sahaya sürer mi?..
Fener seyircisi ilk onbiriyle mücadele etmeyen Galatasaray’a karşı daha fazla bilenmez mi?..
Şampiyon olmuş bir takıma ve Hoca’sına bu konuda tavsiyede bulunmak, bana düşmez...
Fatih Terim elbette bu konunun artısını eksisini hesaplayıp karar verecektir...
Futbolseverlerin ortak arzusu ise, motivasyonu gitmiş bile olsa, yıldızlarıyla sahaya çıkacak Galatasaray’ın ezeli rakibi karşısında tam kadro maç yapmasıdır...
Sonuç ne olursa olsun?..
Manchester United gibi takımlar, Şampiyonlar Ligi’nde ilk maçı garantiledikleri turlarda, ikinci maça yıldız futbolcularını getirmezler... Sıkışık maç trafiğinde, futbolcularını hafta sonu oynayacakları lig maçına hazır tutmak isterler...
Galatasaray takımının bu hafta oynayacağı ezeli derbide, böyle bir sorunu ve derdi bulunmuyor...
Yetiştirilmeleri gereken bir maç, dinlenmeleri gereken bir 90 dakika ihtiyaçları yok... O zaman motivasyonlu veya motivasyonsuz şampiyon takım tam kadro sahada olmalı...
Olmalı ki, Fener-Galatasaray derbisi, ezeli ve yakışır bir derbi olsun... Yeni düşmanlıklar, kin ve nifak filizlenmesin!..
KORKULARIMIZ...
“Gerçek ve yüce bir benlik aramak için yollara düşen kişi, daima varolduğunu dahi asla bilmediği korkularla yüzleşmek zorunda kalır...
Bilinçsiz bir yaşam sürerken birçok korkumuz bilinçaltımızın krallığında yaşamaya devam eder...
O korkuların orada olduğundan haberimiz dahi olmaz...
İçimizde uyku halindedirler...
Fakat vardırlar ve her bir tercihimizi etkileyip, yaşamımızı görünmeyen bir boyuttan idare ederler...
Biraz uyanıp yaşamlarımızı gerçekliğin penceresinden görmeyi tercih ettiğimizde korkularımız gün ışığına çıkmaya başlar...
Eğer üstesinden gelmek istiyorsak onlarla yüzleşmemiz gerekir...”
Robin Sharma
ANNELERİNİN KIZLARI!..
Pazar Anneler Günü...
Pazar için düşündüğüm Anneler Günü yazısı başka...
Anneler Günü haftası nedeniyle Mina’ya Mektuplar kitabımdaki “Annelerinin Kızları” yazısını da bu köşeye almayı uygun buldum...
Sonuçta müstakbel annelerin, bir süre sonra kendi annelerine benzeyeceklerini anlatan bir yazıdır o...
İşte o yazı...
ANNELERİNİN KIZLARI
Aslında biliyorum ki kız çocuk için esasen baba önemlidir...
Erkeklerle ilişkilerini baba belirlemektedir...
İlk erkek deneyimini babadan almaktadır...
Baba modelindeki eksiklik, erkeklerle eksik hayatlara zemin hazırlamaktadır...
Baba modelindeki mükemmellik hayata mutluluk katmaktadır...
Kızlar için babaları her şeyden önemli hale gelmektedir...
Öyle olmasına öyledir, fakat esasen önemli gerçek annedir...
Baba genç kızın erkeklerle ilişkisini belirlese de, anne kadının geleceğini belirlemektedir...
Her genç kadın annesine kızsa da bir süre sonra annesine benzemektedir...
Baba erkeklere bakışını etkilese de, anne hayata bakışını belirlemektedir...
Anneyle kız, babayı paylaşma konusunda rekabete girseler de, sonraları hayatlarındaki paralellikler önem kazanmaktadır...
Genç kızın hayatına bir erkeğin girmesiyle, anne-kız ittifakı bozulmamacasına kurulmaktadır...
Kıskançlıklar son bulmakta, nihai ittifak sağlanmaktadır...
Genç kızlıkta anneyle başlayan sırdaşlık, genç kadınlıkta artık tartışılmaz ortaklık noktasına ulaşmıştır...
Genç kadın annesinden feyz almaktadır...
Erkeği ile ilişkilerinde yine en önemli sırdaşıdır... Hocası annesidir...
Stratejiler birlikte belirlenir...
Adama yönelik taktikler iki koldan yürütülür...
Anneyle kızın arasına girmek, bu saatten sonra mümkan değildir...
Erkek ancak kızına iyi davranırsa, anne tarafından sevilecektir...
Aksi halde durum kötüleşecektir...
Babanın yaşlanması ya da hayattan göçmesi anne ile kızı iyice birbirine yaklaştırır...
Genç kızın çokça kendisine uygun bulduğu rol model annede vuku bulur...
Genç kadın çocuğunu yetiştirirken, çaktırmadan annenin onayına başvurur...
Kocasıyla ilişkilerinde annenin rehberliğine sığınır...
Erkeği elde ve evde tutma becerilerinde, annenin kılavuzluğu esastır...
Kocayla çıkan sorunlarda anne arabulucudur...
Anneyi ikna eden erkek, her zaman kızını da ikna edemez...
Ancak anneyi ikna edemeyen erkek, kızını hiçbir zaman ikna edemez...
Genç kadın anne onayıyla her işini yapmaz... Fakat anne onaylamadığı işleri de yapmaz...
Anneler ile kızları arasında sarsılmaz bağlar vardır...
Yaş ilerledikçe bu bağlar kalınlaşarak halatlaşır... Yıllanmış kocalar, yıllar sonra eşlerinin annelerine ne kadar çok benzediklerini fark ederler...
Büyük sorun yaşamıyorlarsa, durumu sessizce kabullenirler...
Arada aşk ve sevgi bitmişse söylenirler...
“Anasına bak kızını al...” tekerlemesini tekerlerler...
“Ah aptal kafam...” diye kafalarını ütülerler...
Her halükarda anneyle kız arasındaki müthiş benzerliği geç de olsa fark ederler...
Anne kız bir süre sonra olaylara aynı tepkileri vermeye başlarlar...
Kızlar annelerine düşkün, kızların kocaları da kızların annelerine düşkündür...
Erkek içten içe bilir ki, anneyle kurulamayacak bir düzen eşle zaten kurulamayacaktır... Akortta tek bir bozukluk, bütün akortları bozacaktır...
Eşinin annesine karşı çıkarak, kocasının yanında olması mümkün olmayacaktır...
Eşi ve annesi hayatın içinde tartışılmaz ortaktır... Kader birliği etmişlerdir...
Genç kızlar, ilk yıllarında babalarını paylaştıkları anneleriyle rekabet ederler...
Sonra kendi erkeklerini bulunca, annayle ortaklığa girişirler...
Bir süre sonra erkek yönetmede annenin kılavuzluğunu önemserler...
Hayatı annenin doğrularına göre şekillendirirler...
Bir süre sonra anne olurlar...
Şaşırtıcı biçimde annelerine benzerler...

