Yılın köşe yazarı ödülü ve çocuklarımın yaş günü...

Haberin Devamı

Telefonda Emre isimli genç arkadaş, “Reha Bey” diye açtı telefonu, “İzmir Ekonomi Üniversitesi’nin 10 bin öğrencisinin arasında yaptığmız ankette yılın köşe yazarı okulumuzda en çok görülmek istenen kişi çıktınız... Ödülünüzü alırken, sizinle olmak isteyen öğrencilerimizle söyleşi yapmanızı istiyoruz...” dedi...

Önce “Salı” dedi, sonraki arayışında “Cuma” günü üniversite salonunu düzenlediklerini ve beni beklediklerini söyledi...

Boş bulundum ilk anda “olabilir herhalde” dedim...

Yardımcım konuyla ilgilenirken bende jeton aniden düştü...

6 Mayıs Cuma Mina’yla Poyraz’ın doğum günü...

***


Ben Claudia Cardinale Sinyora Erica filminin özel gösterimi için İstanbul’a geldiğinde, gösterinin 17’de başlayacağını söyleyen hanımefendiye “Mümkün değil gelmem... Çocuklarımı 17’de annelerine bırakıyorum... Ancak 17.30’da filmi başlatırsanız orada olabilirim...” demişim...

Yardımcım Aysın’a dedim ki “Hemen ara, 6 Mayıs Cuma günü mümkün değil, İzmir’e gelemez...”

Aysın bir süre sonra aradı, “Konferans salonunu ayarlamışlar...” diye...

Benden Cuma’ya, çocuklarımın yaş gününde orada olmamı istiyorlar...

***


İzmir Ekonomi Üniversitesi’nin beni yılın köşe yazarı ve en fazla görmek istedikleri kişi seçen, genç beyinlerine şimdi buradan bir şeyler söylemek istiyorum...

O söylediklerim onların üzerinden tüm Türkiye’nin gençlerine gitsin onu arzuluyorum:

“Arkadaşlar...

Hayatınızda kendi değerleriniz ve kendi öncelikleriniz olsun...

Çocuklarınızın doğum günü önemliyse, bunu geçiştirmeyin...

Sevdiğiniz insanın doğum günü varsa, onu da geçiştirmeyin...

Size verilecek ödül çok kıymetlidir...

Ancak en kıymetli olan şeyiniz, kendi değerlerinizdir...

Sizi siz yapan, size o ödülleri de içinizde yaşattığınız kendinize özgü o değerler sağlıyor...

Çevrenizde, hep kendi orijinalitesini kaybetmiş, esen rüzgara göre bir o yana bir bu yana savrulan insanlar göreceksiniz...

Siz kendi orijinalitenizden, sizi siz yapan güçlü değerlerinizden vazgeçmeyin...

Bir dostum geçen hafta bana, ‘Etrafında ne olursa olsun, ne içtiğin kendine özgü naneli limonlu sudan, ne ilkelerinden, ne değerlerinden, ne de inandığın şeylerden vazgeçmiyorsun...’ demişti, savrulan insanlardan çok farklısın...”

***


Annesinden bir gün önce alıp, Pazar anneler gününde çocukları annelerine göndermeyi düşündük ki hem doğum günlerini doya doya kutlasınlar, hem de anneler günlerini...

Onların doğum günlerini kutlayabilirsem, iyi bir köşe yazarı olabilirim sevgili arkadaşlar...

Hayatta kendi değerleri olmayan adamlardan köşe yazarı olmaz...

Çünkü yazarlık önce değerler sahibi olmak demek...

Teşekkür ediyorum verdiğiniz yılın köşe yazarı ödülüne...

Çocuklarımı doğum günlerinde kutlayabilme hediyesi gibi bir hediye o da benim için...

Merak etmeyin belki bir gün önce geleceğim...

***


VAZGEÇEBİLMEK İÇİN ONA HİÇ SAHİP OLMADIĞINIZI BİLMELİSİNİZ...

“Vazgeçebilmenin temel koşulu aslında hiçbir şeye sahip olmadığınızı bilmekten geçer...

Kimselere sahip olamazsınız...

Aslında hiçbir şeye sahip olamazsınız...

Sen bir erkeğe sahip olabileceğini mi düşünüyorsun Eylem?..

Ya da tersi ben bir kadına?..”

Eylem Doğan, Pazar Vatan için bu hafta “veda” etmeyi sordu bana...

İnsanlara, kariyere, aşka, arkadaşlara...

***


Soruları öyle bir soruyor ki kız, soruyu o şekilde sorarsan, zaten “veda” sende travma yaratır...

Hayatı kazanmak ve kaybetmek olarak görürsen, kaybettiğin şeyin sende travma yaratmasından daha doğal ne olabilir ki?..

Eylem’in sorularına girişte yazdığım yanıt çerçevesinde yanıtlar verdim...

***


“Bir olaya takılıp kalırsan, yeni deneyimleri yaşayamazsın, gelişemezsin...

Takılıp kalma, bir insanı geriletir...

Önüne baktığım müddetçe gelişirsin...

Her olay sana bir şeyler öğretir...

Öğrenirsen yoluna devam edersin...

Takılırsan yolun sonuna gelirsin...”

Röportajın tamamı bizim gazetenin Pazar ekinde...

Röportajda sorulara dikkat edin...

Soruları sorduğunuz şekilde hayatı okursanız, hiçbir “veda”yı travma yaşamadan geçiremezsiniz...

Çocuklarınıza sahip olabiliyor musunuz ki, bir insana, bir sevgiliye, bir kadına veya bir erkeğe sahip olabilelim?..

Ya da şöyle diyeyim?..

Sahip olduğunuz şeylere ne kadar sahipsiniz?..

Onlara sahip olmasaydınız, hayatta yine aynı şeyleri yapmayacak mıydınız?..

Bu soruları şu güzelim Pazar günü keyifle düşünün...

Göreceksiniz her şey değişmeye başlayacak...

Adım adım...

Mutluluğa ve hafifliğe doğru...

***


SEVGİLİ MEHMET ALİ’CİK!..

Sana “Benden imzalı fotoğraf istedi” diyen Mehmet Ali Ağca... Sen kalkmış günlerdir benle tartışıyorsun...

Ağca yalan söylüyormuş, eğer onun yalanlarına inanacaksam, “Ağca’nın mesih olduğuna da inanmam gerekirmiş...”

Mehmet Ali sen gerçekten alem bir adamsın...

Ağca mesih olduğu yalanını!! kime söyledi Mehmet Ali?..

Sana...

Ağca’nın yalanlarını devlet televizyonu TRT’den yayınlamak için o günlerde, program başına faturalandırılmış 60 bin dolarcık almıyor muydun?..

Telifin hariç...

Alıyordun...

***


Ağca “mesih olduğunu!!!” senin programında söyledi...

Madem yalandı söyledikleri, niye saatlerce konuşturdun adamı devletin televizyonunda, milletin ödediği vergilerden 60 bin doları faturalandırarak.

Senin için 60 bin doları harcayacak kadar haber değeri varsa Mehmet Ali Ağca’nın söylediklerinin, o zaman “oğlun için imzalı fotoğrafını istediğini söylemesi” de haber değeri taşıyor...

Ya o zaman milletin paralarını “Ağca’nın yalanları” için sokağa attın...

Ya da şimdi, o kadar para aldığın şeyler karşılığında söylediklerine katlanacaksın!..

Karar senin...

Dediğim gibi;

Senin hakkında, gerçekler, insanlık ve vicdan arasında doğru bir yerde durmaya çalışıyorum...

Çok zor bir iş yapıyorum ve sen de istersen şansını çok fazla zorlama...

Ne yaptıysan yaptın...

Canın sağolsun!..

DİĞER YENİ YAZILAR