Yeniden yargılamanın mümkün olmadığını adalet bakanı kabul ediyor...

Aftan başka çözüm yok...

Haberin Devamı

- “Yeniden yargılama ile ilgili değişik alternatifler bakanlığımıza önerildi... Bakanlıktaki uzmanlar pek çok formül üzerinde çalışmalar yaptı... Formüllerin hiçbirinin geleceğini tam göremiyoruz... Yasal düzenlemeye tarih koyar; Anayasa Mahkemesi de iptal ederse bütün dosyalar kapsama girer... Kaosa yol açabiliriz... Dosya numarası verirsek bunun siyasi ağırlığı fazla olur... Objektif kriteri hayata geçirme imkanımız gözükmüyor...

Bireysel başvuru sürecinde Anayasa Mahkemesi’nin vereceği kararlar en sorunsuz yol gibi gözüküyor... AİHM süreci de var... Bu süreçler uzun... Kanun düzenlemesi kısa yol olabilir... Bakanlık olarak önümüzü gören formülü ortaya çıkaramadık...”

***


Bu itirafı Adalet Bakanı Bekir Bozdağ iki gün önce yapıyor...

Yeniden yargılama denilen şeyin kime şamil olacağının; kime olmayacağının, nasıl olacağının, Anayasa Mahkemesi iptal ederse ne olacağının sorularının cevaplarını veremediklerini söylüyor...

Bekir Bozdağ bu hükümetin Adalet Bakanı’dır...

Başbakan kendisine “yeniden yargılama yönünde düzenleme yapılması talimatı verdiği halde“, bunu bakanlık olarak yapamayacaklarını itiraf ediyor...

***


Bu köşenin yazarı ilk günden beri, yeniden yargılamanın büyük kaosa yol açacağını, içinden hiçbir zaman çıkılamayacak kaotik sorunlar yaratacağını söylüyor ve yazıyor...

İnsanların birbirinin cellatı olduğu, karşılarındakini boğazlamaya çalıştığı, siyasi kumpasların, psikolojik derin harekatların bir parçası olmadım hiçbir zaman hayatta...

Bu kumpasların içinde olmadığımdan, “vicdanların kabul edebileceği insani formülü“ başından itibaren görüyor ve söylüyorum...

Bu formül devlete karşı işlenen suçları kapsayan bir affın çıkması, çıkartılması...

Bu af, toplumsal yaraları bir miktar sarar...

İstikbale yönelik yeni “hesaplaşmaların, yeni infazların ve yeni intikamların“ bir nebze önüne geçer...

Topluma son bir kez “sıfırdan başlama, yeni bir beyaz sayfa açma“ şansı verir...

Cumhurbaşkanlığı seçimleriyle birlikte, insanları daha fazla mağdur etmeden, affın çıkartılması zaruridir...

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, bireysel başvurularda Anayasa Mahkemesi’ne ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne gitme sürelerinin çok uzun olacağını kendisi açıklıyor...

Bunları; kendi bile bir çözüm olmak görmüyor Adalet Bakanı...

***


Bugün Gezi Parkı olaylarının birinci yıldönümü...

Gezi Parkı eylemleri; kim haklı kim haksızdı sorusundan daha önemlisi;

Toplumsal kutuplaşmanın zirveye ulaştığı... Çatışmaların tüm toplumu sardığı günlerin adıdır...

Bu günlerin birinci yıldönümünde “artık müsebbibi aramak yerine, toplumsal barışı aramanın zorunlu olduğunu görüyor gözlerim...”

Herkesi kucaklayacak, toplumsal gerilimi düşürecek, Alevileri, Sünnileri, Kürtleri, Türkleri, Lazları, Çerkezleri, hapiste çile çeken ordu mensuplarını, milletvekillerini, siyasi parti liderlerini, KCK tutuklularını, gazetecileri, Salih Mirzabeyoğlu gibi cezaevinde gün sayanları ve daha nicelerini, içine alan geniş kapsamlı olağanüstü bir af hayatı bir nebze rahatlatacak...

Eğer Mısır’dan, Suriye’den, Libya’dan, Ortadoğu’nun bu kanlı coğrafyasındaki hesaplaşmaların ötesinde bir İmparatorluğun ve Cumhuriyet’in imbiğinden geçmiş nispeten gelişmiş demokratik bir gelenekten geliyorsak, bunu yapmamız tarihsel misyonumuzdur...

Gezi Parkı’nın yıldönümünde “insani ve vicdani bu talebi seslendirmiş olmayı“ insanlık vazifesi olarak addediyorum...

TAYYİP ERDOĞAN ADAY ÇIKARSA, BAYKAL İHTİMALİ ZAYIFLAR...

Devlet Bahçeli’nin kafasında ağırlıklı “çatı adayının Deniz Baykal“ olduğunu yazdığım yazının sonuna küçük bir cümle ekliyorum...

-”Baykal’ın aday çıkmaması ihtimali de var... Ama bu yazının içinde o ihtimalin hangi durumlarda olacağını speküle etmek istemiyorum...”

Baykal’ı Cumhurbaşkanı çatı adayı olma konusunda mütereddit davranmaya itecek şey, Tayyip Erdoğan’ın aday olacağını açıklamasıydı...

Baykal ve Baykal’ı Çankaya’ya çıkarmak isteyen çevreler; Deniz Bey’i bir kutuplaşmanın parçası olarak değil, bir konsensüsün ortak ismi olarak düşünüyorlardı...

***


Geçen günler içinde çok ilginç olaylar cereyan etti...

Hürriyet gazetesinde aniden beklenmedik bir haber çıktı...

Manşet habere göre şöyleydi:

-”Devlet Bahçeli Abdullah Gül’e ‘Bizim çatı adayımız olur musunuz’ demişti...”

Hani dört başı mamur haber derler ya...

Bu haber de dört başı sakat bir haberdi...

Yanlıştı...

Devlet Bahçeli, Kemal Kılıçdaroğlu’na danışma gereği duymadan, kendi çatı adaylarının Abdullah Gül olmasını düşünüp bunu Cumhurbaşkanı’na sormazdı...

Siyasi teamüle aykırıydı...

Koskoca iki partiden oluşan muhalefet kendi yüzde 50’lik tabanına “Bula bula bir AKP kurucusunu mu aday olarak buldunuz“ lafını ettirtmezdi...

Siyasetin doğasına aykırıydı...

Ancak haber Hürriyet’e manşet oldu...

***


Manşetten sonra gelişmeler hızlandı...

Bu köşede “kafasındaki çatı aday Deniz Baykal“ yazısına günlerce hiç ses çıkartmayan Devlet Bahçeli, birkaç saat içinde haberi yalanlayıverdi...

Yanında aynı kökten geldikleri Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı vardı...

Ona da jest yaptı haberi yalanlarken;

-”Bizimle aynı köklerden gelen kardeşlerimize söylemediğimiz bir teklifi; Cumhurbaşkanı’na söylememiz mümkün değildir...” diyerek...

Kemal Kılıçdaroğlu da yalanladı Abdullah Gül’ün çatı adaylığını...

Gül; bir anda “muhalefet tarafından cumhurbaşkanlığı için düşünülen, sonra da düşünülmediği ortaya çıkan ve haberi yalanlanan bir konuma sokulmuş oldu...”

***


Bu öylesine çetrefil bir durumdu ki, Abdullah Bey’in, muhalefetten geçtik; kurucusu olduğu AKP içindeki konumunu bile tehlikeye atıyordu...

Muhalefetin düşündüğü ya da düşünmediği haberini sızdırdığı bir isim haline düşürülerek, AKP içinde Gül hakkında güven sorunu yaratılıyordu...

Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanlığı adaylığı ihtimali, bu haberin çıkmasıyla altüst oldu...

Muhalefet haberi yalanlarken, kurucusu olduğu AKP olaya “kuşkuyla yaklaşmaya başladı...”

Tüm bunlar Tayyip Erdoğan’ı Çankaya’ya bir adım daha yaklaştıran gelişmelerdi...

Belki bu sızıntıyı yaratanlar tersini planlamışlardı...

Ne ki, umulan değil bulunan buydu...

***


Şimdi gelelim yazının en başına...

Daha doğrusu ‘Baykal’ın çatı aday’lığını yazdığımız yazının son satırlarına...

O yazıda o gün speküle etmek istemediğim ihtimal; “Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı adaylığı halinde, Baykal ihtimalinin zayıflayacağı“ idi...

Tayyip Erdoğan, kendi cenahında tek doğal rakibi Abdullah Gül’ün elimine olmuş gözükmesiyle “Çankaya’ya bir adım daha yanaşıyor“ gibiydi...

Abdullah Gül’ün elinden “muhalefet kartı“ gitmişti çünkü...

Bu da “toplumsal polarizasyonun değil, konsensüsün adayı olma fırsatı arayan Deniz Baykal’ın elini zayıflatıyordu“...

Cumhurbaşkanlığı borsasında son durum Tayyip Erdoğan’ın elinin çok güçlendiği şeklindeydi...

Bu köşeyi izlemeye devam edin...

Objektif olanları öğrenmek ve manipülasyona gelmek istemiyorsanız eğer...

DİĞER YENİ YAZILAR