“Bu milletin mucizeler yaratması, ancak Osmanlı’yla Cumhuriyet’in tarihi perspektifte barışabilmesinden geçer...
Bu ülkenin birliği, tarihinin devamlılığını kavradığında gerçekleşir...
2023’ü; yani Cumhuriyet’in 100. yılını, kendisine ‘dünyanın muassır medeniyetlerini geçmede hedef koymuş bir iktidar’, Cumhuriyet’le ve onun her türden kutlamalarıyla çatışır görüntü vermemeli...
Diğer yandan, iktidarla mücadelesi olan muhalefet, ‘tarihin devamlılık çizgisinde, Osmanlı’yı tukaka ederek Cumhuriyet’in sağlam temellere oturtulamayacağını’ bilmeli...
Geçmişi olmayanın geleceği olmaz!..
Bu millet Kürt’üyle, Türk’üyle, Alevi’si ve Sünni’siyle, imparatorluklardan, Cumhuriyet’e, tarih boyu değişen devlet yapılarında ‘esasen aynı genetiğin dinamik bir tezahürü olduğunu’ aklından çıkarmamalı...
Cumhuriyet Bayramınız kutlu olsun...”
Böyle yazmışız geçen yıl 29 Ekim’de...
Bir yıl sonra, aynı Türkiye, Avrupa ile Asya’yı denizin dibinden birbirine bağlıyor...
Marmaray isimli tüp geçit projesi dünyaya henüz anlatılamamış olan bir devrimdir...
Kurban Bayramı’nın dönüşünü, yıllardır merak ettiğim Manş Denizi’nin altından, Avrupa Yıldızı isimli trenle geçerek, Paris-Londra arası ünlü yolculuğu yaparak gerçekleştirmeyi düşündüm...
“Avrupa Yıldızı”nın, dünyada ve Avrupa’da öyle bir reklamı yapılmıştı ki, içten içe Manş Denizi’ni alttan trenle Paris-Londra arasını iki buçuk saatte yapacak şekilde geçmemiş olduğuma hayıflanıyordum...
İngiltere ile Fransa denizin altından birleşti diye dünya çapında
yaygarası yapılmıştı...
Avrupa Treni deniz altından geçerken kendime bir baktım; “tedirginlik var mı” diye...
Hiçbir tedirginlik yoktu...
Gayet rahat ve huzurlu gidiyordu tren Manş Denizi’nin altında...
Koridorun diğer yakasında oturan renkli çoraplı Fransız, şarabını içip mönüde seçtiği tavşan etini yemekteydi...
Londra ve Paris’te yaşayanların havası iki kat artmıştı...
Artık büyük bir snobizmle uçak kullanmadıklarını söylüyorlardı, Paris-Londra arasında...
Havaalanına gitmek bir saatti...
Uçak beklemek bir, kalkış bir toplam iki saat...
Londra’da inip şehre gitmek bir saat... Yolculuk 45 dakika derken Paris-Londra en az beş saat sürüyordu uçakla...
Şimdi iki buçuk saatte Manş’ın altından trenle gidilen Londra-Paris hattının karizmasıyla, iki kentin yerleşiklerinin havasından geçilmez olmuştu...
Bugün Cumhuriyet’in 90. yılı...
Avrupa ile Asya’yı dört dakikada Boğaz’ın altından tüp geçitle geçiren Marmaray projesi, bu ülkenin ve insanının ufkunu anlatan mucizevi bir projedir...
Bu mucizeyi dünyada hiç anlatamadığımız aşikardır...
İki kıta denizin altından birleşmektedir bugün...
Dünyada bir ilktir bu...
Kıta Avrupa’sının, Britanya adasıyla birleşmesi böylesine bir olay haline getirilirken, iki kıtanın deniz altından birleştirilmesi bu kadar hafife alınamaz... Yaratılmak istenen hafiflik projenin muhteşemliğini gölgelemez...
Muhteşemliği fark etmeyen gözleri gösterir...
Türkiye Cumhuriyeti, geçmişten bugüne taşıdığı hayalleri, projeleri, geçmişi ve geleceği ile Osmanlı ve Cumhuriyet’in bir devamlılık mucizesidir...
“İlelebet payidar olmayı hedefleyen” bu proje, en kötü günlerinde topraklarını işgal eden güçlere karşı Mustafa Kemal gibi bir devrimciyi ve kurtarıcıyı çıkartabilmiştir...
Bu ülkenin topraklarını işgal kuvvetlerinin elinden kurtaranlarla, İstanbul’u imparatorluğun başkenti yapanlar, kıtalarını köprüyle, geçitle birleştirenler, bunların hayallerini kuranlar, projelendirenler, gerçekleştirenler değişik sistemler altında, bu topraklar üzerindeki “milli geleneğin” devamıdırlar...
Tarihi çok geniş bir perspektiften görmeyi öğrenirsek, geleceği de aynı geniş perspektiften yaratabiliriz...
Hangi vizyondan bakmayı denerseniz, o vizyondan bir gelecek inşa edersiniz...
Milli vizyondan şaşmayan bir perspektif, bizi Cumhuriyet’in yüzüncü yılında 2023’te dünyanın en ileri ve en büyük devletlerinden biri yapacak...
Bu Cumhuriyet’in 90. yılındaki hayal, ideal ve vizyondur...
Yaşasın Marmaray...
Yaşasın Cumhuriyet...
Yaşasın Mustafa Kemal Atatürk...

