Yargılama sona ermedi...

Haberin Devamı

Balyoz davasından balyoz gibi mahkumiyet kararları çıktı...

16 yıl, 18 yıl, 20 yıllık mahkumiyet cezalarının “gerekçeli” kararları henüz çıkmadığından, fazlaca bir yorumda bulunamıyoruz...

Ancak “bu mahkumiyetler” yargının nihai kararı değiller...

Davanın Yargıtay yani temyiz aşaması var...

Orada çıkacak karar nihai olacak...

***


Bu kararlar nihai kararmış gibi görülmemeli, yanıltıcı olabilir...

Bu kararlardan kesin mahkumiyet sonucu çıkartılmamalı, henüz hukukun son mercii nihai kararını söylemedi...

Gerekçeler ortaya konmadan, ulu orta sallamamalı ve gerekçeler üzerinden konuşmasını öğrenmeliyiz...

Kısaca dava bir hukuk davası olduğuna göre, hukuksal konuşmalı ve tartışmalıyız...

Sosyolojik olarak ise şu söylenebilir:

“Türkiye darbe süreçlerini bir türlü aşmalıdır...

Darbe Türk siyasetinin bir parçası olmaktan çıkarılmalıdır...

Demokratik hukuk devleti darbeye karşı caydırıcı hukuki önlemler almalıdır, alacaktır...

Ancak caydırıcılık, ilerde kapanması mümkün olmayan daha ağır yaraları beraberinde getirmemelidir...

Caydırıcı demokrasi, caydırıcı olduğu kadar barışçı ve hoşgörülü olmalıdır...

Bu çok zor bir şey diyebilirsiniz...

Fakat demokrasi de zaten çok zor bir şeydir...”

FENERBAHÇE’NİN BU KADROSUYLA BU YIL NE YAPACAKSINIZ?..

Yani biraz pes!.. Ne yalan söyleyeyim... Marsilya’nın 2-2’ye giden golünü gelmeden hissettim...

Gol gelirdi gelmezdi ayrı konu...

Fenerbahçe o dakikalarda o kadar mahkum oynuyordu ki, gelmese bile gelmiş kadar tedirginlik vericiydi...

Kimi istedilerse aldılar Fenerbahçe’ye...

Kadro 150 milyon euro civarında bir rakama ulaştı...

Spartak Moskova geçilemedi, Şampiyonlar Ligi’ne girilemedi...

Şimdi de evinde Marsilya’ya takılıyorsun...

Aykut Kocaman’ı Lig TV’de izliyordum...

Türkiye’de dünya çapında teknik direktörlerin bile kıymetinin bilinmediğini söyledi...

***


Bunu söylerken kendisini de dünya çapındaki teknik direktörler kategorisine mi koyuyordu bilmiyorum...

Fakat kafasını oraya takmasına gerek yok...

Dünyanın her yerinde, bu kadar çok ve pahalı transferle, böylesine sonuçlar alan takımda teknik direktörler sorgulanır...

Aykut Kocaman çok büyük paralar harcanarak, fedakarlıklarla oluşturulan Fenerbahçe takımını, Şampiyonlar Ligi’ne sokamıyor, UEFA’da da ilk maçından hüsranla ayrılıyorsa o zaman üstada sorarlar:

- “Fenerbahçe’nin bu kadrosuyla bu yıl ne yapacaksınız peki?..” diye...

KOCAMAN DÜŞÜNMELİ... “GALATASARAY DA YENİLDİ, FAKAT ELEŞTİRİLMİYOR...”

Aykut Kocaman’ın bir şeyi bilmesi lazım... Türkiye’de skora dayalı yorumculuk ve yazarlık çok yapılıyor doğru...

Fakat futbolun da değeri zaman zaman biliniyor...

Galatasaray da Şampiyonlar Ligi’nin ilk maçında Manchester United’a 1-0 yenildi...

Önceki gün gazetelerin manşetlerinde “Galatasaray sanki destan yazmışçasına haberler ve başlıklar vardı...”

Gazeteleri geçtim, dün herkes Galatasaray’ın United karşısında tam bir Avrupa takımı gibi oynadığını söylüyordu...

***


Bu sene Galatasaray da, Fenerbahçe de çok transfer yaptı...

Transfer yapılırken, “Biz işi biliyoruz... Transfer parasını şu kaynaklardan karşıladık, karşılıyoruz...” yolunda abartılı sözler söylenir...

Transferler yapılıp, sezon oynandıktan sonra planlandığı kadar başarılı olunmamışsa, yaptığınız transferler elinizde patlar...

O maliyetler karşılanmaz...

Başarılı olunmadığı için o futbolcular, gelen maliyetlerin çok altından satışa çıkartılmak zorunda kalınır...

***


Özetle, kurulan kadrolarla, Galatasaray ve Fenerbahçe’nin Avrupa’da başarılı olması ve para kazanması şart...

Para kazanmadan Türkiye Ligi için bu kadroları kurduysanız, vay halinize...

Fenerbahçe Başkanlığı’yla, mahkeme duvarları ve cezaevi koridorları arasında çok zor bir süreç geçiren Aziz Yıldırım, “Ya Allah Bismillah deyip” transfer için elinden ne geliyorsa fazlasıyla yapıyor...

Aziz Yıldırım böyle bir süreç yaşamayıp, başkanlığı bu kadar tartışmalı hale gelmese, Fenerbahçe’nin bu kadar tranfer yapması söz konusu olmazdı...

Teknik kadro bu durumun farkında mı acaba?..

Galatasaray’a gelince...

Başkan’ın sıcak parası Galatasaray’ı ferahlatıyor...

Çok dikkatli olmalılar...

Şampiyonlar Ligi’nde para toplayamazlarsa Başkan’ın harcadığı paralar elinde patlar...

United karşısındaki futbol güzel...

Fakat Şampiyonlar Ligi zor bir lig...

Gruptan sürpriz sonuçlar çıkıyor...

Ne zaman ne olacağı belli değil...

ÖFKESİNİ KONTROL EDEMEYEN ÇOCUK...

Bir zamanlar aksi ve inatçı bir oğlan varmış... Acayip öfke nöbetlerine girer, etrafta ne var ne yoksa savurup parçalarmış...

Bir gün babası çocuğu elinden tutup arka bahçelerindeki çite götürmüş...

“Oğlum” demiş; “Bundan böyle ne zaman sevdiklerine karşı sinirden kendini kaybetsen, bu çite bir çivi çak...

Sonra baktığında kaç kez kızıp kendini kaybettiğini görürsün... Tamam mı?..”

Çocuk “Bundan kolay ne var ki?.. Bir kez deneyeyim bari...” diye düşünmüş...

***


O günden sonra her öfke nöbeti geçirdiğinde çite bir çivi çakmış...

Ertesi günlerde her bakmaya gelişinde her seferinde biraz daha mahcup “Of!.. Onca çivi... Ne yapıyorum ben?..” diye söylenmiş...

Babası “Görüyor musun” demiş, “Kendini kontrol etmen gerek... Bütün gün boyunca öfkelenmemeyi başarırsan, gidip çitten bir çiviyi sökebilirsin...”

Çocuk düşünmüş...

- “Bir kez sinirlensem bile çiviyi gidip çakmak zorundayım... Fakat o çiviyi sökebilmek için bütün bir gün öfkelenmeden duracağım... Bu bayağı zor bir iş...”

***


Çivilerden kurtulmak için kendisini sürekli kontrol etmesi gerektiğini anlayan çocuk zor gelecek bu meydan okumayı da gerçekleştirmeye karar vermiş...

İlk günler öfke kontrolü çocuğa çok zor geliyormuş...

Tüm çivileri sökecek duruma geldiğinde, kendini kontrol altına almayı da öğrenmiş nihayet...

Mutluluk içinde babasına giderek, “Babacığım gel bak... Çitte hiç çivi kalmadı... Ben de artık sinirlenip öfke nöbetine kapılmıyorum...” demiş...

Babası çocukla çitin yanına gitmiş...

Bütün çivilerin sökülü olduğunu görmüş...

Ona dönmüş;

“Bak oğlum” demiş, “Çitteki çivilerin hepsini başarıyla sökmüşsün... Ancak tahtadaki delikler sonsuza kadar orada kalacaklar... Ne zaman sinirlenip öfke saçarsan, sevdiklerinin yüreklerinde de öyle bir delik açılır...

Özür dilediğinde çivi sökülür, fakat yerindeki deliği asla yok edemezsin...”

DİĞER YENİ YAZILAR