Haberin Devamı
Uyuşturucu kullanırken bir gün Deepak Chopra’yı dinleyip, bütün hayatını değiştiren ve tüm dünyaya ışık saçan kadın öldü...
“Cennet kutsal bilincin kusursuz bir evresidir... Var olan her şeye, olduğunuz her şeye ve verebileceğiniz her şeye bütünüyle var olma deneyimidir... Kutsal doğanızın bütünlüğüne kucak açma, onu benimseme türüdür...
Bu ruhun yolculuğudur...
Unutmayın cenneti ve cehennemi bulmak için çok uzaklara gitmeniz gerekmez...
Onlar sadece bir tık ötededir...
Yürekleri sevgiyle, huzurla ve merhametle dolu olan insanlar cennette yaşarlar...
Korku, kırgınlık ve suçlulukla yaşayan insanlar cehennem gibi var oluşla karşı karşıyadırlar...
Biraz durun ve önce cennette olduğunuz bir anı, sonra da cehennemde olduğunuz bir anı düşünün...
Büyük olasılıkla hayatın büyük zorluklarından birkaçıyla karşılaşmışınızdır...
Bu zor zamanları tekmeler savurup, çığlıklar atarak, yakınıp ağlayarak geçirebilir, ya da bunları yaşıyor olmanızın çok önemli bir nedeni olduğunu ve bunların ruhunuzun evrimi için gerekli olduğunu anlayabilirsiniz...
Bu gerçeği kabullendiğinizde yas, ölüm ve korku yaşadığınız anlarda şevkat seçebileceğiniz en yüksek bilinç evrelerinden biridir...”
Böyle diyordu birkaç gün önce 57 yaşında ölen ve yıllardır dünyaya ışık saçan kadın...
Uyuşturucu kullanmayı bırakmak için denemediği yol kalmamıştı, ta ki Deepak Chopra’yı dinleyip, ondan etkilenene ve ruhunu huzura kavuşturana kadar...
Kendi huzurunu bulduktan sonra tüm dünyaya huzur vermeye girişti...
Burada da zaman zaman alıntıladığım muhteşem kitaplar çıkardı...
Kanserin çok nadir görülen bir türüne yakalanmasına rağmen, çalışmalarını son güne kadar hiç aksatmadı...
Cennette olduğunu biliyoruz Debbie Ford’un...
Çünkü dünyayı yaşarken cennet yapmaya çalışanlardandı...
KARŞIYAKA TARAFTARLARINDAN MAİL YAĞMURU...
Ateşli taraftarıyla ilk kez Ankara Atatürk Spor Salonu’nda karşılaşmıştım Karşıyaka’nın...
Basketbolda iddialıydılar ve bizim TED Kolejliler’le yaptıkları maça ateşli taraftarlarla gelirlerdi...
Kaf kaf kaf, si si si diye başlayan tezahüratları ortalığı inletirdi...
Ateşli taraftarı o zamanlar da severdim... Karşıyaka taraftarını da sevmiştim... Gün geldi sevdiğim kızın ailesiyle tanışmaya İzmir’e gittim...
Müstakbel eşime “Eviniz hangi semtte?..” diye sordum...
- “Göztepe’de...” dedi; “Karşıyaka’nın tam karşısına düşer...”
Göztepe-Karşıyaka rekabetinin boyutlarını o zaman anladım...
Eşimin ablası Karşıyaka’da oturuyordu...
Rekabet abla-kardeşe kadar sirayet etmişti...
Dün baktım Karşıyalı taraftarlar beni mail yağmuruna tutuyorlar...
- “Ambleminde ay yıldız olan sadece Beşiktaş yok biz de varız...” diye...
Ve devam ediyorlar Karşıyaka ile Beşiktaş ve Kasımpaşa’nın fornmasında nasıl ay yıldız taşıma hakkına sahip olduğunu...
- “Beşiktaş Türk Milli Takımı yerine, Yunan Milli Takımı’na karşı 1952 yılında oynadığı için 1952 yılında dönemin Başbakanı Adnan Menderes tarafından formasına ay yıldızı takma almaya hakını kazandı...
Karşıyaka Kulübü Milli Mücadele’de gösterdiği başarıdan dolayı Atatürk tarafından 1926 yılında ödüllendirilerek, formasında ay yıldıza kavuştu... Kasımpaşa kulübü ise, 1948 yılında Londra’daki olimpiyatlara 3 güreşçi gönderdi...
Üç güreşçi de dünya şampiyonu olunca, Başbakan İsmet İnönü Kasımpaşa’nın armasına Türk bayrağı konmasını istedi... Böylece üç kulübün armasında Türk bayrağı oldu...”
Teşekkürler Kaf Kaf...
ZOR ÖLÜM: ÖLMEK İÇİN GÜZEL BİR GÜN!.. (DİE HARD)
Polislik mesleğine düşkün olup, yetişirken çocuğuyla yeterince ilgilenemeyen bir babanın dramını işliyor kendi muhteşem aksiyon sahnelerinin eşiğinde Bruce Willis’li Die Hard filmi...
“Zor Ölüm: Ölmek İçin Güzel Bir Gün” filmin ismi...
Oğlunun Moskova’da “Uyuşturucu işinden hapishaneyi boyladığı” haberini alıyor ve çantasını topladığı gibi soluğu Moskova’da alıyor...
Oğlunun çok önemli bir rehineyi kaçırırken, baba oğul bir karşılaşma sahneleri var ki, sırf bu sahne için bu aksiyon filmi izlenir...
Oğlu ona “baba” değil, John diyor...
Zamanında kendisine yeterince babalık yapmadığına inandığından...
O ise oğlunu uyuşturucu kullanan ve uyuşturucu batağına saplanmış biri olarak düşünürken, çok önemli bir uluslararası ajan olduğu gerçeğiyle yüzleşiyor...
Bundan sonrası baba-oğul birbirine genetik olarak çeken ve çok benzeyen iki profesyonelin Moskova’daki aksiyon dolu maceraları...
Büyük hedefler koyan filmlere gittiğinizde, beklentileriniz de büyük oluyor... Beklentilerin büyük olması hayal kırıklıklarının da büyük olmasına yol açıyor...
Die Hard hiçbir beklenti olmadan gittiğim bir filmdi...
Baba-oğul ilişkisi bonus olarak geldi...
Bruce Willis’in son aksiyon filmlerinden biri bence Die Hard...
Baba rolünde bu filmde hala aksiyonun içinde idare etmiş...
Artık yaşlanıyor ve aksiyon filmleri kahramanlığı için yaşı geçiyor... Aksiyon filmi baabında şarabın son demleri bunlar... Kaçırmamakta yarar var..
FATİH TERİM’İN GİDİŞİ İÇİN ZEMİN HAZIRLANIYOR...
Sezonun ortasında, Drogba’nın gelişi de Sneijder’ın alınışı da, “Fatih Terim’in gidişi için zemin hazırlayan hamlelerdir...”
Başından beri bu işte kötü kokular alıyorum...
Fatih Terim de alıyordu ki, önceleri karşı çıktı...
Sonra karşı çıkmanın “zamanı” olmadığını anladı, frene bastı...
Önceki gece maçı seyrederken Schalke maçı 1-1’e getirince çevremde bulunan Galatasaray ve Fenerbahçeliler’e şöyle dedim:
- “Drogba ile Sneijder alınmasaydı bu maçın sonucu ne olursa olsun, Fatih Terim hiçbir şekilde tartışılmazdı...
Kimse Fatih Terim’in Galatasaray’dan kendi isteği dışında gitme ihtimalinden bile bahsedemezdi...
Fakat şimdi durum değişti...
Son aylarda forma giymeyen iki dünya çapında yıldızı Galatasaray’ın kadrosuna katarsınız...
Bu yıldızlarla, Şampiyonlar Ligi’nde final oynamazsanız, Fatih Terim kendiliğinden tartışılmaya başlanır...
Böylece yapacağınız teknik direktör operasyonuna zemin hazırlarsınız...
Galatasaray’a Jose Morinho gibi bir teknik direktör operasyonu yapılmaya çalışılıyor...
Drogba ve Sneijder’in alınması bu operasyonun çok zekice kurgulanmış altyapısı...
Kamuoyu algısında Fatih Terim dünya çapında yıldızlarla Şampiyonlar Ligi’nde istenen başarıyı getirememiş teknik direktör yapılacak...
Yeni teknik direktörün önü böyle açılacak...
Bundan sonra anlatabilirse anlatsın bakalım Fatih Terim...
Aylar sonra oynayacak Drogba ve Sneijder’le nasıl final oynayacaktı Şampiyonlar Ligi’nde?..”
Anlat anlatabilirsen...

