* New York Times gazetesi yaptığı anket sonucunda “Amerikalıların hayalini süsleyen kent... İstanbul” başlığı atmış. Sizce İstanbul neden bu kadar cazibe merkezi oldu?
Batı burjuvazisi, yaşamına renk ve cazibe katabilmek için, değişik ve bilinmedik yerler, farklı kültürler, kendi yaşam standartlarını bulurken, farklılığı yaşayabileceği merkezler arıyor... Son yıllarda Prag ve Barselona’yı keşfettiler. Prag’daki fiyatlar el yakıyor. Paris’ten bile pahalı. Herkes Prag’a akın ediyor. Moda Prag şimdi... “Prag’da aşk başka yaşanır” deniyor... Aslında nehir kenarına kurulmuş, gotik mimarisiyle geceleri pekala “Hayaletler Şehri”ni andırabilecek şehir, “Aşkın ve sihrin” kenti olarak benimsenebiliyor. Prag merkezinde günün her saati dolaşan turist sayısı, yerli halktan fazla... İkinci moda şehir Barselona... Özellikle Penelope Cruz’un, Vicky-Christina Barcelona’yla meşhur ettiği aşk şehri burası. Dünyanın en fazla mimarının bulunduğu kent. Bugünlerde dünyanın en ünlü ve rüya takımı olan Barcelona’nın bulunduğu kent. Herkes Barselona’ya gidiyor. Herkes Barselona’da bir umut, bir aşk, bir heyecan arıyor. Hayat yeniyle, gizemliyle, taze ve değişiklikle güzel. Daha doğrusu kapitalist dünya, bu olgularla insanlara heyecan satıyor. Giyim kuşamda her sezon yaratılan moda gibi, şehirler de birkaç yılda bir yenileniyorlar... Sırada İstanbul var... Çünkü İstanbul gizemli bir şehir onlar için... Nerede karşınıza ne çıkacağı belli değil... Gizem olduğu için heyecan var İstanbul’da... Üç din ve iki kıta var İstanbul’da. Farklı bir Müslüman ülkeye giderken, Hıristiyan Ortodoks dünyasının ruhani lideri Patrik ve Patrikhane’nin de İstanbul’da olduğunu biliyorlar. Patrikhane Türkiye’de tam anlaşılamıyor ama Katolik dünyası için Vatikan neyse, Ortodoks dünyası için de İstanbul Fener Patrikhanesi o. Ayrıca çok güzel bir kent; İstanbul Boğazı, Haliç, Avrupa, Asya, Bizans Osmanlı... Batı standartlarında rahat yaşayabileceğiniz bir kent... Gece hayatı çok renkli ve çok güzel. Daha ne olsun... İstanbul’un moda olması için her şey var. Tabii Türkiye’nin ekonomik olarak da yıldızının parlamasını unutmamak lazım...
* Salı günkü yazınızda parlayan yıldız İstanbul’un zamanla cazibesini, pırıltısını kaybetmesinden duyduğunuz endişeden bahsetmişsiniz. Nasıl koruyacağız bu yıldızı?
Şimdi geçmişe baktığımızda Atina da çok mükemmel görünüyordu. Akropol oradaydı. Rönesans’a düşünce babalığı yapan eski Yunan’ın filizlendiği yerdi. Hıristiyan bir dünyaydı Yunanistan ve bu haliyle Batı burjuvazisi için çok cazipti. Sonsuz deniz ve güneş ile 3 bin Ege adası bağrını açmış insanları bağrına basmayı bekliyordu. Tavernalar, sirtaki, uzo, buzuki ve Nobel ödüllü Nikos Kazancakis’in Zorba’sıyla beslenen bir Akdeniz-Yunan cazibesi... Fayda etmedi tüm bunlar... Çünkü her daim dünyanın finans, moda, kültür, sanat başkenti olacak bir donanım yok. Adam şimdi Rodos’taki denizi bıraktı, Barselona’daki plajların yanında eğleniyor. İbiza Adası da bir zamanlar dünyanın en önemli yaz eğlence merkeziydi. Şimdi eski bir şarkı gibi... İstanbul kalıcı olabilmek için, dünyanın sanat, kültür, moda, finans merkezlerinden biri olmak zorunda... O şehirler zaten varlar... İstanbul’un şansı, Doğu’dan Batı’ya, Batı’dan Doğu’ya açılan pencere olması. Bir Moskova gibi olabilir İstanbul.
* Londra, New York, Paris, Roma gibi çok uzun yıllar vazgeçilmeyecek bir cazibe merkezi olarak kalmak, İstanbul için de mümkün olacak mı dersiniz?
Ben Moskova ile İstanbul’u yeni cazibe merkezleri olarak şanslı görüyorum. İstanbul’un şansı Türkiye’nin “gücü ve etkisiyle” doğru orantılı gidecek. Moskova Kremlin’iyle, votkasıyla, çok güzel kadınlarıyla, oligarklarıyla, milyar dolarlık zenginleri ve onların ultra lüks yaşam tarzlarıyla, dünyayı cezbeden bir marka... Ancak Moskova’yı esas Moskova yapan Rusya’nın dünya ölçeğindeki gücü. Rusya güçlü olmasa, dünyada esamesi okunmasa Moskova da cazibe merkezi olmaz. Türkiye bölgesel güç ve lider olursa İstanbul da kalıcı bir cazibe merkezi olmaya doğru gidecek.
* Birçok olumsuzluk sayabiliriz İstanbul için; çarpık yapılaşma, trafik sorunu, tarihsel mirasına verilen zararlar, kargaşası vs... Ama her şeye rağmen yine de aşık olunacak bir şehir değil mi İstanbul? (Aşkta mantık aranmaz ya)
İstanbul elbette aşık olunacak bir şehir... Ben ve benim gibi birçok kişi o aşkı yaşıyor. Ancak mesele İstanbul’a aşık olmak değil... İstanbul’da aşk yaşamak. Dünya çapında bir aşk öyküsünü İstanbul’da filmleştirmezsek, İstanbul aşk şehri olarak tanınmaz. Ben Prag’a “Var olmanın Dayanılmaz Hafifliği”ni 15 kere izledikten sonra aşık oldum. Barselona’yı seviyordum ama, Vicky-Christina Barscelona olmasa, benim için Penelope, muhtemelen senin için de Xavier Bardem olmasa Barselona Barselona olmazdı... Paris’i Paris yapan onun üzerinde filmleştirilmiş yüzlerce aşktır. Paris’te Son Tango’nun çekilmeseydi, Paris ne kadar Paris olurdu. Ya da Edith Piaf, Sur Le Ciel de Paris’i söylemeseydi Paris Paris olur muydu?
* Şu anda adına nice şiirler, nice besteler yapılmış olan İstanbul’dan konuşurken bir taraftan şu şarkıyı mırıldanıyorum.
Saçlarını dağıtır rüzgar
Yeditepe üzerinden
Hatıralar tarihin küllerini savurur
Kadın gibi, kısrak gibi
Sarılayım gel ince beline
Yarim İstanbul gel öpeyim gerdanından
Sizin şarkınız ne olurdu?...
Reha Muhtar’ın İstanbul şarkısı...
Uzanıp Kanlıca’nın orta yerinde bir taşa
Gözümün yaşını süzdürürüm Hisar’a doğru
Yapacak hiçbir şey yok, gitmek istedi gitti
Hem anlıyorum hem çok acı tek taraflı bitti
***
Bi lodos lazım şimdi bana bi kürek bi kayık
Zulada birkaç şişe yakut yer gök kırmızı
Söverim gelmişine geçmişine ayıpsa ayıp
***
Düşer üstüme akşamdan kalma sabah yıldızı
Ah İstanbul İstanbul olalı hiç görmedi böyle keder
Geberiyorum aşkından hiç kalmadı bende gururdan eser
Ne acı ne acı insan kendine ne kadar yenik
Bulunmadı ihanetin ilacı yürek koca bir delik
Yapacak bir şey yok gönül bu sevdi
Yeni bir ten yeni bir heyecan bilirim üstelik
Bi lodos lazım şimdi bana bi kürek bi kayık
Zulada birkaç şişe Yakut yer gök kırmızı
Söverim gelmişine geçmişine ayıpsa ayıp
Düşer üstüme akşamdan kalma sabah yıldızı...
***
Sezen’in evi benim tam karşımda... Birbirimize bakıyoruz Boğaz’ın iki yakasından... Geçmiş günler, bir gün dedi ki “Oğlum teleskop alacağım seni gözleyeceğim karşı yakadan...” O yakadan bu yakaya doğru yazdı o şarkıyı ve sözleri Sezen... İstanbul deyince aklıma Sezen’in bu şarkısı gelmezse ayıp olur bana da İstanbul’a da...
“Türkiye bölgesel güç ve lider olursa, İstanbul da kalıcı bir cazibe merkezi olur”
Reha Muhtar ile Buluşmalar Eylem Doğan
Haberin Devamı

