Topuklu ayakkabı kadının bizzat kendisidir

Reha Muhtar ile Buluşmalar; Eylem Doğan

Haberin Devamı

Seçim tartışmaları, anketleri, sonrasında neler olacağı... Doğal olarak günlerdir bunlarla yatıp kalkıyoruz... Çünkü geleceğimizi masaya yatırıyoruz... Çünkü geleceğimize karar veriyoruz...
İşte büyük gündeyiz... Yarın sabah yeni seçimlerimize uyanacağız. Sandığa gideceğimiz bu Pazar gününde seçim yasakları devam ettiği için Reha Muhtar’la “Gündemsiz gündem” üzerine sohbet
ettik. Biraz gülümsemek ve gülümsetmek istedik.

* Başlıyorum garip sorularıma... Hangisi daha zor; sevgiliyle geçirilecek özel bir güne denk gelen futbol derbisini izlememek mi, izleyeceğini sevgiliye söylemek mi?

Hayatı ne kadar zor yaşıyorsun Eylem’ciğim... Çok özel bir futbol derbisini, çok özel bir günde niye sevgiliye söylemeyeyim ki? O güzel derbiyi sevgiliyle seyreder, sonra da sevgiliyle sevgiyi yaşarım. Bunları birbirinin karşıtı gibi göstermek, zaten sorunun kendisi. Benim derbiyi yaşamam, sevgiliyle sevgiyi yaşamama niye engel olsun ki? Böyle saçma bir ikilem olabilir mi? Kendi kafamızda yarattığımız ikilemlerin, bizzat esiri olduğumuzun farkında değil misin? Yani ya sevgiliyle güzel bir gün geçireceğim ya da derbi seyredeceğim... Niye ikisini birden yaşayamıyor muyum ben? Kendime eziyet vermekten hoşlanan bir mazoşist miyim, yoksa sevgili bana cefa çektirmekten zevk alan bir sadist midir?

* Borro.com isimli site tarafından yapılan yeni bir araştırmaya göre kadınlar için cep telefonlarının yokluğu erkek arkadaşınkinden daha büyük bir boşluk hissettiriyormuş. Size sormak istiyorum hangisinin yokluğu daha büyük boşluk yaratır cep telefonu mu sevgili mi yoksa futbol mu?

Benim cep telefonum yokken hep sevgilim vardı. Demek ki cep telefonu sevgiliden daha elzem değil. Onu bir kalem geçelim. Futbol ise zaten bir tür sevgili. Ancak sevgili de sevgili yani. Ne futbolsuz kalırım... Ne de sevgilisiz...

* Biz kadınlar tüm ayak ağrılarımıza rağmen hem de ileriki yaşlarda yaşayacağımız muhtemel fiziksel sorunlara rağmen topuklu ayakkabıdan vazgeçmiyoruz. Peki erkekler adına siz cevap verin lütfen kadında topuklu ayakkabı mı, babet mi?

Hiçbir babet, topuklu ayakkabının yerine geçemez... Topuklu ayakkabı, kadının bizzat kendisidir. Onun çekiciliği, onun kadınlığı, onun dişiliğidir...
Babet spordur. Topuklu ayakkabı ise cazibe ve dişi.

* Estetikle hep genç kalmaya çalışmak mı, zamanla kavga etmeyip doğal olmak mı..?

Zamanla ve hatta hayatla kavga eden, zaten genç ve kadın kalamaz ki... Estetik yaptırsa ne fayda... Zamanla ve hayatla uyumlu gitsin. Estetik yaptırsa da olur, yaptırmasa da.

* Erkeklerin saç ektirme konusunda sayıları hızla artıyor. Kellik daha karizmatik diyip tüm saçları kazıtmak mı yoksa “hem kel hem fodul” sözünü farklı algılayıp saç ektirmek mi?..

Ben saçlarımı uzatıp, at kuyruğu yapıyorum. Bu tartışma benim tartışmam değil.

* Sürekli uçarak hareket eden mayıs sinekleri sadece 1.5 saat yaşıyor, hareketsiz denecek kadar ağır olan Mauritus kaplumbağası 152 yıl yaşamış. Bu durumu göz önünde bulundurursak spor yapmasak da olmaz mı Sinek gibi sürekli hareket etmek mı, kaplumbağa gibi yaşamak mı?

Che Quevera 39 yaşında öldürüldü... Ama hala yaşıyor. Deniz Gezmiş gencecik bir fidandı asıldığında... Biyolojik ölümünün üzerinden 39 yıl geçti hala yaşıyor oysa... Uzun yaşamak isterdim... Ancak yaşamdan ne anladığına bağlı... Atatürk yaşıyor... Ama Kanuni’nin yerine geçen ve Osmanlı’yı durduran İkinci Selim çoktan öldü gitt, uzun zamandır yaşamıyor.

* Balığın yanına şöyle güzelce soğutulmuş bir rakı mı, her yudumunun tadına vararak uzun sohbetler eşliğinde içeceğiniz şarap mı yoksa nane yapraklarının olduğu şarap kadehinde su mu?

Suyun içinde nane yapraklarının yanı sıra ince dilimlerle kesilmiş limon da olacak... Benim bu detoks içkimi, geçenlerde Lucca’da mönüye koyacaklarını söylediler... O kadar çok talep varmış bu suya... Ben de “Özel bir fiyat koyun... Gelirini Engelliler Vakfı’na bağışlayalım” dedim. Bakalım... Soruna gelirsek... Rakı da güzel, şarap da o güzel balığın yanında. Kim ne isterse içsin... Benim de keyfim olursa bir kadeh alırım. Fakat o muhteşem tattaki suyumu tercih ederim... Ağırlık yapmaz.

* Tarihe yolculuk yapılacak bir seyahat mi yoksa kumların üstünde denizin kokusunu soluyacağınız bir tatil mi?

Ben Yengeç burcuyum... Tarihe ve nostaljiye yakın olsam da, susuz yapamam. Denizin yanında olmak, her zaman ruhumu yükseltir...

* Televizyon mu, gazete mi yoksa hızla kullanımı artan internet mi? (Bu soru internete hızla kayanların genç olması nedeniyle yani yaş itibariyle sorulmamıştır)

Hepsi... Hiçbirinden vazgeçemem doğrusu...

* Sarışın mı esmer mi? ( Bu soruyu sarışının adı esmerin tadı laflarıyla büyümüş ve hem sarışın hem esmer olmuş biri olarak ve bu dönüşümü yaşamış bir çok kadın için soruyorum)

Onun da hepsi... Saçlarından dolayı, bir kadından vazgeçemem doğrusu...

* Amannn adam yok (ya da kadın yok) deyip hemcinslerine dert yanmak mı, havada aşk kokusu var deyip koku duyularımızı açmak mı?

Hisseden için havada her zaman aşk kokusu vardır... Sen “Kadın Kokusu” filmini izledin mi Eylem’ciğim? Oradaki gözleri görmeden kadın kokusunun peşinden giden Al Pacino’yu...

* Stirling Üniversitesi’nden bir psikolog doktor erkeklerin niyetinin gözlerinden okunduğunu söyleyerek, yüzünüze uzun süre bakıyorsa ciddi, bakışları yüz ve beden arasında gidip geliyorsa eğlenmeyi düşünüyor demiş. Bu durumda gözler kalbin aynasıdır deyip dik dik bakmak mı, bu araştırma üzerine hâlâ cesaretli olup yüz ve beden arasında bakışları kaydırmaya devam etmek mi?

Valla kadınları sev gerisine merak etme sen... Seversen seni severler. Sever gibi yapıp sevmezsen, onlar da sana aynısını verirler. Bir kadın senin sevdiğini hissetsin de, neresine bakarsan bak fark etmez.

* Birinin sevgilisi 19 yaşında, kaynanası kendisinden 20 yaş küçükse, kendisi 60 yaşında olduğuna göre, bir musluk 3 saatte... Tamam, ben sorular bu noktaya geldiği için artık son veriyorum, ama yine de havuz problemini çözmek isterseniz buyurun lütfen:))


DİĞER YENİ YAZILAR