'Tedavi merkezi ölüme götüren eroin bağlantısını kurduğu yerdi...'

Haberin Devamı

Dün akşam saatlerinde bizim Genel Yayın Müdür Yardımcısı İsmail Yuvacan odaya geldi;

“Abi annenin mektubunun yayınlanmasından hemen sonra bugün Begüm’e eroin temin ettiği söylenen Aylin B. ve Bayram P.’yi polis yakaladı... Begüm, kimya öğretmeni Aylin P.’yle tedavi için gittiği AMATEM’de tanışmış...”

“Biliyorum...” dedim, “Annenin ikinci mektubu geldi... Begüm’ün tuttuğu günlüklere göre, onu öldüren eroini veren kadınla, tedavi için gittiği AMATEM’de aynı odada kalmış... İşe bak, tedavi için gidiyorsun... Tedavi edileceğin yerde sana yeni eroini bulacak kişiyle tanışıyorsun...”

***


Begüm’ün annesi dün VATAN Gazetesi’nin bu olaya gösterdiği duyarlılıktan güç alarak, bir adım daha atıyor ve kızının “katil zanlısının aynı odada yatan 43 yaşındaki uyuşturucu satcısı kimya öğretmeni olduğunu” açıklıyor...

Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde içinde bulunan AMATEM kısaca Alkol Madde Bağımlılığı Tedavi ve Eğitim Merkezi olarak geçiyor...

Burada hastalar iyileştirilmeye çalışılıyor ama, adli vakalar da geldiği için, o trafikte iyileştirmeden çok yeni bağlantıların kurulabildiği merkez haline de gelebiliyor...

Begüm’ün her gün eroini kimlerden aldığını bile anlattığı bir günlük tuttuğunu öğreniyoruz annenin mektubundan...

Ve Begüm’ün günlüklerinde eroini aldığını söylediği kişi AMATEM’de aynı odada kaldığı 43 yaşındaki kimya öğretmeni kadın...

***


İşte annenin bize gönderdiği korkunç gerçeklerle dolu yeni mektup:

“Reha Bey;

Benim çok canım yandı...

Canım yanmasaydı belki bu kadar umursamazdım...

Benim için çok daha önemli bir konu var Reha Bey...

Bunu yazımda ve konuşmalarımda direkt olarak dile getirmemeye çalıştım...

Esas en büyük sorun AMATEM...

Begüm oraya yatana kadar tam bağımlı değildi...

Oradan çıktıktan sonra 5 ay içinde ölüme gitti...

Esas burada bizlerin hatası var...

Ama çok geç kaldık...

Orada yattığı 2 aylık süre içinde edindiği bağımlı arkadaşları onu ölüme götürdü...

Ben her ziyarete gidişimde oradan asla arkadaş edinmemesini, kimseyle dışarısı için bağlantı planı yapmamasını sürekli ona hatırlattım...

Bu konuda AMATEM’deki terapi toplantılarında da hastaları uyarıyorlarmış...

***


Ama bunu engellemek mümkün değil...

Çünkü orada sadece tedavi için yatanlar yok...

Adli vakalar da var...

Ve Begüm, adli vaka yoluyla oraya yatmış 43 yaşında, suç dosyası kabarık bir kadın satıcıyla aynı odada 2 ay yattı...

Kendisinden 20 yaş büyük, böylesine tehlikeli bir insanla aynı odada 2 ay kalan bir genç kız nasıl olur da kendisine hakim olabilir...

Zaten o güçte olsaydı, oraya yatıp tedavi olmasına gerek kalmadan kendi kendini kurtarırdı.

***


Ben kimseyi yerinden etmek yada üzmek istemiyorum ama bu çok önemli konuyuda es geçmemek gerektiğini düşünüyorum...

Begüm orda yattığı 2 ay boyunca ordan birkaç arkadaş edindi...

Ve ölümünün ardından elimize geçen günlüğündeki yazılar bizde şok etkisi yaptı...

Gün gün yazmış...

Kimle görüştü, nerede, ne zaman görüştü... Kimden eroin aldı, ne zaman aldı...

Hepsini tek tek yazmış günlüğüne..

Ama bu trafiği o kadar akıllıca ve güzel şekilde ayarlamış ki, bizim aile olarak anlamamıza imkan olmadı...

Eve yarım saatlik ya da en çok 1 saatlik gecikmelerle çok fazla dikkatimizi çekmiyordu...

Sonuçta 23 yaşında, çalışan ve tedavi görmüş bir yetişkindi.

İşten çıkınca arar, biraz geç kalıyorum, alışveriş yapıcağım der ve eve geldiğinde kendisine tişört gibi şeyler almış olurdu...

Yani minareyi çalan kılıfını hazırlar misali...

AMATEM sanıyorum 90 yatak kapasiteli bir kurum...

Ve bu ay orada tedavi için yapılan başvurunun 250 civarında olduğunu duydum...

Sizden bu konudada yardım almak isterim...

Eğer AMATEM konusunda bir araştırma yapıp bu konuyu ele alırsanız ben de bildiklerimi ve yaşadıklarımızı paylaşırım...

Saygı ve sevgilerimle...

Yeşim Argun...”

*****

SURETLER VE BRUCE WILLIS’İ MUTLAKA SEYREDİN...

Cuma gecesi işi gücü bıraktım, Kanyon’da Bruce Willis ve Radha Mitchell’in oynadığı Suretler (The Surrogates) filmine gittim...

Tıklım tıklımdı koskoca salon...

Tek bir boş yer yoktu...

Ve söylemem gerekiyor ki, film bu doluluğu sonuna kadar hak ediyordu...

Yaklaşık 20-30 yıl sonra insanlar, evlerinin rahat ve güvenli ortamından çıkmadan, dışarıdaki hayatı suretleriyle yaşamaya başlıyorlar...

Suretlerin mucidi bilimadamı, kendisi tekerlekli sandalyaye mahkûm kalmış bir doktor...

Önceleri dışarıda yaşayamadığı hayatı, kusursuz robot versiyonlar üzerinden suretlerle yaşamak için bu buluşu gerçekleştiriyor...

Sonra, hayat suretlerin sanal dünyasında inanılmaz bir bilinmeze, duygusuzluğa, sanallığa, insanlıktan kopuşa doğru gidiyor...

Polisiye bir öykünün içinde, çok da akla yakın bir bilimsel buluşun yarattığı yabancılaşma inanılmaz biçimde işleniyor...

Suretleri çağrıştıran makyajlar harika...

İfadeler muhteşem...

Terminötör 3 ve U-571 filmini yöneten usta Jonathan Mostow’un imzasını taşımasından belli filmin altyapısı...

Yaşlanmış ama gerçek bir insan, genç, kusursuz ve çok güzel ya da yakışıklı görünen bir suretten daha güzel olabilir mi?..

Bu sorunun yanıtını Bruce Willis’in “suretine ve gerçek haline bakarak” verebilirsiniz...

Mutlaka izlemeniz gereken bir film...

Eğer yabancılaşmaktan muzdaripseniz...

*****

“KARIMI ELİMDEN ALAMAZSIN...”

Gerçek şu ki, ABD Başkanı da olsanız erkekseniz erkek gibi hareket edersiniz, “çapkın ve biraz suluysanız” İtalyan Başbakan’ı da olsanız, diğer erkeklerin gıcık olduğu, her an potansiyel bir arıza çıkartmaya meğilli bir vaka demeksiniz...

Evli erkekler, “kadınlara ağzının suyu akan erkeklerden” hiç haz etmezler...

Bu erkekleri eşlerinden uzak tutarlar...

Gıcık olurlar...

***


Buna karşın dost ve sorumlu ve aile babası erkeklerden kendilerine dost yaparlar...

Onlarla eşli görüşürler, beraber tatile çıkarlar...

Ayrı gayrı gütmezler...

G-20 zirvesi için karşılaşan dünya liderlerine ve eşlerinin fotoğraflarına baktım dün...

Barack Obama, 1961 doğumlu, genç, yakışıklı, karizmatik ve gücü temsil eden çekici bir erkek...

Karısı Michelle de her tarafından dişilik akan bir kadın...

Barack, Tayyip Erdoğan ve Emine Erdoğan’la ya da İngiliz Başbakanı ve eşiyle, resim çektirirken, öpüşürken, selamlaşırken, yanyana dururken alabildiğine rahat...

Ne Türk Başbakanı’ndan ne İngiliz Başbakanı’ndan erkeksi bir arıza çıkmayacağının bilincinde...

İngiliz Başbakanı’nın eşinin elini sıkı sıkıya tutmuş Barack Obama...

İngiliz Başbakanı Michelle’i öperken elini omuzuna koymuş first lady’nin...

Belli ki erkek ve kadın olarak gayet rahatlar ve hiçbir problem yaşamıyorlar...

***


Oysa Berlusconi’nin arıza erkek mimikleriyle “ne kadar güzelsiniz” complimanıyla first lady’e yaklaşmasından bile rahatsız Barack...

Dünyanın bir numaralı lideri de olsa, o bir erkek ve karısına ağzı sulanan 70 yaşındaki kocamış bir çapkın bile olsa, rahatsız olduğunu göstermekten çekinmiyor...

Kadınlar da, beraber tatile çıktıkları öteki ailenin kadınına dikkat kesilirler hep...

Fazla oynak kadınlar yanlarında kocaları da olsa hiç makbul değildirler...

Oynak erkek ve oynak kadın, eşli görüşmelerde rağbette değildir kısaca...

Berlusconi türü erkeklerin, paralı güzellerle resimleri “çapkın” bir görüntü verir vermesine ama, başka erkeklerin naleti hep üzerlerinde bir uğursuzluk olarak kalacaktır...

DİĞER YENİ YAZILAR