Tayyip Erdoğan’ın, Mehmet Ali Aydınlar’a işaret çaktığı an...

Haberin Devamı

Seçim kampanyasının son günleri...

Bir günde iki üç il geziyor liderler...

Son vuruşları deyim yerindeyse altın vuruşları yapıyorlar...

9 Haziran Perşembe günü Tayyip Erdoğan, Sivas’a gidiyor mitingini yaptıktan sonra, Gaziantep’e geçiyor...

Gaziantep’te büyük bir kalabalık Başbakan’ı “Antepli zanaatkar, sen usta” pankartıyla karşııyor...

Miting bittiğinde Tayyip Erdoğan rahatlıyor...

Gaziantep’te işadamı olan eski, çok yakın dostları var Tayyip Erdoğan’ın...

Aslen Trabzonlu olan rahmetli Hüseyin Kalyoncu ile kardeşi Orhan Kalyoncu, Başbakan’ın eskiden beri en güvendiği çemberde yer alan insanlar...

Orhan Kalyoncu aynı zamanda Abdulkadir Aksu ve dolayısıyla oğlu Murat Aksu’nun çok yakın dostu...

***


O günlerde Murat Aksu’nun adı Federasyon Başkan adayları arasında geçiyor...

Orhan Kalyoncu, Başbakan’a dönerek “Federasyon Başkanlığı ne olacak?..” diye aniden soruyor...

Başbakan Kalyoncular’la, Aksular arasındaki yakınlığı iyi bilenlerden...

Sorunun nereye gittiğini hemen görüyor...

“Murat Aksu bugünlerde özel hayatını yeniden düzenlediği günler yaşıyor...” diyor ve Gaziantepspor Kulübü Başkanı İbrahim Kızıl’a işaret çakıyor:

“Mehmet Ali Aydınlar’ı arasana... Ne düşünüyormuş bir öğrensene...”

İbrahim Kızıl’ın o telefonu Türk futbolunun önümüzdeki dört yılının kaderini belirleyecek bir telefon oluyor...

Başbakan’ın kendisini sorduğunu öğrenen Mehmet Ali Aydınlar, teklif kulüplerden gelirse “Evet” diyeceğinin sinyallerini veriyor...

***


İbrahim Kızıl yakın dostu olan Beşiktaş Başkanı Yıldırım Demirören’i arıyor...

Demirören’in amacı zaten, tarafsız, objektif, bir kulübün yörüngesinde olmayan, kariyeri güçlü bir adayın Federasyon Başkanı olması...

Trabzon ve Galatasaray kulüpleriyle hemen istişare ediyor Demirören ve bu kulüpler, kendi istişare ettikleri diğer kulüplerle Demirören’in evinde, Mehmet Ali Aydınlar’a Federasyon Başkanlığı’nı tekif ediyorlar...

GÖKSEL GÜMÜŞDAĞ’IN TEMASLARI...

Göksel Gümüşdağ, Emine Erdoğan’ın yeğeniyle evli...

Ve gücünü esasen aileden özellikle de Emine Erdoğan’dan alıyor...

Mehmet Ali Aydınlar isminin Perşembe akşamı kulislere düşmesiyle, Göksel Gümüşdağ ve arkasındaki Aziz Yıldırım cephesinde hareketlenme başgösteriyor...

Fenerbahçe yönetcisi Cihan Kamer, Başbakan’a en yakın isimlerden...

Aziz Yıldırım, Cihan Kamer’i görevlendiriyor, zirvenin havasını almak üzere...

Başbakan’a ulaşan Cihan Kamer, Mehmet Ali Aydınlar ismi üzerinde “genel bir güven havası” oluştuğunu fark edip, durumu Yıldırım’a bildiriyor...

Göksel Gümüşdağ’ın adaylığı ve aileye yakınlığı sonucu bulunan formül “Gümüşdağ’ın da Federasyon Başkanvekili olması” şeklinde formüle ediliyor...

***


Bu kulislerde Galatasaray önce Mehmet Ali Aydınlar’ı, sonra Göksel Gümüşdağ’ı destekleyerek kontrpiyede kalıyor...

Yıldırım Demirören ilk günden itibaren Mehmet Ali Aydınlar’ın Fenerbahçeli olmasına karşın tarafsız, objektif, karizmatik bir Federasyon Başkanı olabileceğini görerek, evinde kendisine birçok kulüp adına teklif yapılmasını sağlıyor...

Trabzonspor bu olayda Beşiktaş gibi, Mehmet Ali Aydınlar Fenerbahçeli bir aday olmasına karşın net duruyor...

YENİ YÖNETİME AZİZ YILDIRIM KULİSİ...

Yeni durumu fark eden Aziz Yıldırım, Göksel Gümüşdağ cephesi, bu kez Aydınlar’ın başkanlığı altında, yeni bir strateji geliştiriyorlar...

Gümüşdağ, Federasyon Başkanvekili ve İcra Kurulu Başkanı olacağından etkinlik alanını güçlü tutuyorlar...

Kulüpler Birliği Başkanlığı’na, Aziz Yıldırım’a yakınlıklarıyla bilinen Sivas ve Kayseri Başkanlarını getirmeyi istediklerini Aydınlar’a söylüyorlar...

Bu durumda Kulüpler Birliği Başkanlığı, Federasyon Başkanvekilliği Yıldırım cephesinin istediği şekilde olurken, aynı cephe MHK Başkanlığı için Ufuk Özertem isminde ısrar ediyor...

Son gelişmeler Beşiktaş, Galatasaray ve Trabzon cephelerinde, tereddütle karşılanırken bugün Madrid’den dönecek olan Beşiktaş Başkanı Yıldırım Demirören ile Mehmet Ali Aydınlar zirvesi büyük önem kazanıyor...

Futbol dünyası, Mehmet Ali Aydınlar’ın tarafsız, objektif ve kimsenin yörüngesinde olmayacak bir yönetim ve kurullar oluşturması gerektiğini konuşuyor...

*****


SALLAMA ÇAKAR KARDEŞ!..

İnsanca, dostça ve saygıyı bozmamaya gayret ederek davranmaya çalışıyorum...

Bunu bir zaaf olarak görüyorsan, görmemeni öneririm...

Benim tek zaafım dostlarıma açtığım kalbim ve sevgimdir...

Bu da benim için zaaf yerine geçmez...

Bana çok tahilsiz olan o meşum televizyon programından sonra gönderdiğin telefon mesajlarını açıklatma istersen...

Çakar çakmaz salladıkların “çakma çıkar” sonra...

Galatasaray’a ettiğin laflar üzerine Galatasaraylılar kanalı basınca, enteresandır hiç kimseden şikayetçi olmadan emniyete onlarla tanışmaya!!! gittin...

Keza Beşiktaşlılara ettiğin sözlerin ardından gecenin bir saati, “arayı bulma” toplantıları yapıyorduk hatırlarsan...

İstersen cesaret, esaret ve yusuf yusuf meselelere hiç girmeyelim...

Sezon bitmiş...

Giden gitmiş...

Program yaptığın insanların arkasından kuru sıkı sallama istersen...

Ayıp oluyor...

*****


GERÇEK MUHALİF YAZARLARIN ÖNÜNDE DUVAR OLUP DURACAĞIM!..

İki şeyi birbirinden ayıralım...

Demokrasilerde düşünce özgürlüğü, iktidarları alabildiğine eleştirme, karşısında durma hakkı sonuna kadar var...

Muhalefet hakkını, terbiyesizleşmeden, hakaret etmeden, şerefine, onuruna, haysiyetine laf etmeden herkesin yapması anasının ak sütü gibi hakkı...

Hakaret varsa yasalar ve mahkemeler karar verir...

***


Yılmaz Özdil, Bekir Coşkun, Levent Kırca, Emin Çölaşan, Ümit Zileli, Şükran Somer, Yazgülü Aldoğan, Mustafa Mutlu, Güngör Mengi ve ismini sayamadığım daha niceleri iktidara muhalefet etme hakkını sonuna kadar demokratik şekilde kullanacaklar...

Mustafa Balbay için ne kadar duvar olabildiysem, gerçek muhalif yazarlar için de aynı şekilde duvar olup onların özgürlüklerini kendi özgürlüğümle eşdeğer tutacağım...

***


Ancak bir şey var...

12 Eylül öncesinde de “en keskin duranlar” en çabuk dönenler oldular...

Hayat bana bir şey öğretti...

Çok bağıranlara, çok küfür edenlere, mangalda çok fazla kül bırakmayanlara ve bel altından kaos yaratmak için vuranlara sakın itibar etme...

Gün gelir en önce onlar dönüverir ve arkalarında sürüklediklerini ortada bırakıverir...

Onlar aslında “kendi kişisel zehirlerini başkalarına akıtmak için muhalifliği ve yandaşlığı kendilerine araç” edinenlerdir...

Onlara inanma, onlar sadece kötüdür...

‘Kötü’lerin değil, muhaliflerin özgürlük hakkı kutsaldır... Onların önünde duvar çekip durmak demokratik görevimizdir...

Bu gözler ne provokatörlerin ne dönekliklerini gördü...

12 Mart, 12 Eylül, Turgut Özal, Tayyip Erdoğan...

Görecek günler var daha...

Aldırma gönül aldırma...

DİĞER YENİ YAZILAR