Tayyip Erdoğan 'Başkan'lığa değil, 4. kez 'Başbakan'lığa oynamalı!..

Haberin Devamı

Farkındayım ki, kendi sözüne “bağlanmış” hissediyor Tayyip Erdoğan...

O söz, “bir parti başkanı arka arkaya en fazla üç kez seçime girer” sözüdür...

Dördüncü kez milletvekili seçimine bu lafından dolayı girmeyeceği için, “Cumhurbaşkan’lığını” arzuluyor...

Protokoler bir Cumhurbaşkanı olmak istemediğinden “Başkanlık” sistemine sempatiyle bakıyor...

***


Bu söylediklerimin kendisi üzerinde bir etkisi olmayacak...

Ancak ben Türkiye’nin bunu tartışmasını istiyorum...

Şöyle ki;

Tayyip Erdoğan “Amerika’daki gibi güçlendirilmiş bir Başkanlık yerine, 4. kez AKP’nin başında olarak Başbakan’lık için, mücadele ederse demokratik geleneklere daha uygun” davranmış olur...

Dengeleri iyi oturtulmamış Başkan’lık sistemi, bu bölgede çok çabuk diktatörlüklere kayar...

***


Sivil toplum tam oturmamış, bölgesel yönetimler yok...

Milletvekili seçimleri parti başkanlarının etkisinde...

Merkezi otorite Amerika’dakine göre çok daha güçlü...

Böyle bir sistemde “Başkan’lık” işleri iyice çıkmaza sokabilir...

Tayyip Erdoğan, zamanında demokratik rotasyon olsun diye parti liderinin üç seçimden fazla partisinin başında seçimlere girmemesini söyledi...

Ne ki hayat, Tayyip Erdoğan’ın söylediklerini aştı...

***


Tayyip Erdoğan yapılan iki genel seçimi de hiçbir şaibeye meydan bırakmayacak şekilde kazandı...

Üçüncüsünü de kazanırsa; “cezalandıracak?..”

Bir parti başkanı üç kez kendi partisini iktidara taşıyorsa, niye seçimlere girmekten kendisini men etsin ki?..

Demokrasilerde, seçimlerde başarı kazanamayan liderlerin rotasyonu gereklidir ki yeniler gelsin, taze heyecanlar ve liderler, partilerini ve tabanlarını yeni umutlara taşısınlar...

Üç kez demokratik seçimleri kazanmış bir liderin “hayır ben 3 defadan fazla girilmesini uygun görmüyorum” diyerek, seçimlere girmemesi, demokratik bir davranış modeli değil...

Demokratik olan, dördüncü kez de seçimlere girmesi ve yapabiliyorsa AKP’yi yine birinci parti yapmasıdır...

Yapamazsa ayrılmayı düşünür...

***


Bu ülkede Başbakanlık esas yetkinin ve gücün olduğu yer...

Bunu demokratik genel seçimlerde şaibesiz bir biçimde kazanmak, ayıp değil, günah değil...

Sonuçta kazanıyorsa halk istiyor demektir...

Demokratik olarak Başbakan seçildiği sisteme “tahdit”ler (sınırlar) koyup, “Başkan”lığa gitmek, çok mantıklı değil...

Başkanlık sistemi demokrasi ve dengeler açısından birçok sakıncayı da getirebilir Türkiye’de...

Tayyip Erdoğan, diktatorya tartışmalarını gündeme taşıyacak Başkan’lık sistemi yerine, 4. kez Başbakan olmayı düşünse, daha iyi eder...

*****


FENERBAHÇE Mİ, TRABZONSPOR MU?..

2010-2011 sezonunun son yedi haftasına geldik...

Yarışta Fenerbahçe’yle Trabzonspor kaldı sayılır...

İpi Fenerbahçe mi Trabzonspor mu göğüsleyecek?..

Herkes gönlünün istediğini söylüyor...

Galatasaray ve Beşiktaş’lıların büyük çoğunluğu Trabzonspor’un şampiyon olmasını istiyor...

Bursaspor camiasının bütünü için bir şey söyleyemem, ancak benim tanıdığım birçok Bursa’lı, takımları şampiyon olamazsa, Fenerbahçe’nin şampiyon olmasını arzuluyor...

Onların da Trabzonspor’la “Anadolu Büyüğü Kim” rekabeti var...

***


Ben Beşiktaş’lıyım...

Anne tarafım Trabzon’lu...

Trabzon’un Başkanı Sadri Şener, Ankara’da benim büyüdüğüm evin yıllar sonra kiracısıydı...

Bir de böyle bir ilişkim var, her gördüğümde Trabzon’lu hemşehrisi ve ev sahibi olan annemin hatırını sorar...

Beşiktaş’lılığımdan ve yarım kan Trabzon’lu olmaktan, benim de Trabzon’un şampiyon olmasını isteyeceğim söylenebilir...

Ancak ben aklın ve mantığın gereği olarak Fenerbahçe’nin şampiyon olacağını söylüyorum...

***


Hayır tersten “totem” falan yapmıyorum...

Totem yapmamı gerektirecek bir durum yok...

Fener olmuş Trabzon olmuş, bunun için totem yapacak halim yok...

Galatasaray ve Beşiktaş, esasen Fenerbahçe’nin şampiyon olmamasını, “Kendi takımlarının başarısızlığını örtmek için” istemiyorlar...

Fener’in şampiyonluğunda, onların başarısızlığı daha fazla göze gelecek onun için, yokuşa sürüyorlar...

Ben yönetici değilim ki, Fenerbahçe’nin şampiyonluğundan, kendi başarısızlığıma paye çıkartayım...

***


Yani...

Fenerbahçe’nin iki puan geride olmasına rağmen, şampiyonluğa çok daha yakın olduğunu söylemek, aklın ve mantığın gereği...

Neden böyle;

Bir kere Fenerbahçe son yıllardaki şampiyonluk mücadelelerinde iki kez direkten döndü...

Çekirge bir sıçrar, iki sıçrar...

***


Fenerbahçe camia olarak şampiyonluğa daha hazır bir psikolojide...

İki kez direkten döndüler...

Son direkten dönüşlerine Trabzonspor neden oldu...

Onlara karşı daha bir bileyliler...

Trabzon çok uzun yıllardır şampiyon olamıyor, şampiyonluk potasında mücadele etmiyor...

Bu yıl Şenol Güneş‘le kazandıkları başarı müthiş...

Ancak “şampiyon olma fikrine tam alışabildikleri söylenemez...”

Stres olup, hata yapma riskleri çok yüksek...

***


Fenerbahçe, Bursaspor maçında iki puan kaybetti kaybetmesine...

Ancak Fener-Bursa maçını izleyenler, futboldan anlıyorlarsa şunu gördüler...

Bu Fenerbahçe her maçını şampiyon havasında oynuyor...

Bursaspor maçının galibiyetle bitmemesi, mucizedir...

Son 20 dakikada o maçı Fenerbahçe’nin alması normal sonuçtu...

Top oynatmadı, sahasından çıkartmadı Bursaspor’u...

Üstelik sahasından çıkartmadığı Bursaspor geçen yılın şampiyonu, bu yıl da şampiyonluk şansı hala varolan çok dişli ve güçlü bir takım...

***


Emre sakat ve bu Fenerbahçe için büyük kayıp...

Ancak Emre geldi mi, Fenerbahçe’de kanatlar işledi mi, bu takımı tutmak çok zor...

Bana Fenerbahçe kolay kolay puan kaybeder gibi gelmiyor...
Buna karşın Trabzon inanılmaz bir direnç gösteriyor yarışı sürdürmek için...

Berabere giden maçları son 10 dakikada lehine çeviriyor haftalardır...

Herkes “Bu hafta puan kaybedecekler” derken, yine kaybetmiyor tek farkla yürüyor hedefe doğru...

Ancak bir konu var ki, iki takım arasında belirgin bir fark olarak ortada durmakta...

Trabzon hata yapmak istemezcesine oynuyor ve şimdilik hata yapmıyor...

Fenerbahçe şampiyon takım havasında oynuyor ve hata yapıp puan kaybetse de o hava bozulmuyor...

DİĞER YENİ YAZILAR