Silahlı PKK milisleri ülkeyi terk ediyorlar...
Bu noktaya siyasetle gelinse de, gelinen noktada PKK’nın çekilmesini desteklemek “siyasetin ötesindedir...”
Barış sürecinde “ne alınıp, ne verildiğini” sormak bir vatandaşlık borcudur...
“Karşılığında çok şey mi veriyoruz?..” kaygısı bir siyasi duruş ve haklı olabilecek bir eleştiridir...
Ancak “Barış Süreci”ne kuşku duymak başka, Barış’ın kendisinden kuşku duymak başka şeydir...
Bu ülkede bir süredir silahlar susuyor...
İnsanlan ölmüyor...
Yeni canlar gitmiyor...
Gençler yaşıyor...
İnsanlar yaşıyor...
Çocuklar yaşıyor...
Yaşamların devamını istemek, silahların susmasını arzulamak, “insani bir duruştur...”
Bu duruşun dışında bir duruş bulunmamaktadır!..
Sürecin sonunda olması muhtemelleri tartışabilirsiniz...
Sürecin sonunda, tek bir devlet, tek bir bayrak, üniter bir yapıda ısrarlı davranma hakkını herkesten fazla kendinizde görebilirsiniz...
Bu yönde kuşkular dile getirebilir, aklınıza uygun düşmeyen noktalara muhalefet edebilirsiniz...
Ancak silahların susmasına muhalefet edemezsiniz...
Silahların susması, bir siyasetin sonucu olsa da, silahların susmasını desteklemek bir siyaset değildir...
Silahların susmasını istemek “insan”ın varlığını desteklemektir...
Silahların susmasını teşvik etmek “barış”ı teşvik etmektir...
Silahların bir daha ateş almaması için umuda yolculuk etmek, “silahların gitme sürecini destekleyip barış”ı istemek, bir iktidar meselesi, bir muhalefet stratejisi, bir ideolojik tavır kaygısı olamaz...
- “Bunlar silahları bırakmayacak mı?..” demek hakkı vardır...
- “Ama neden bırakmadan gidiyorlar, böyle gideceklerse gitmesinler o zaman...” hakkı yoktur...
Onların nasıl gideceği konusu bir siyaset, onların nasıl olursa olsun, her halükarda gitmisini istemek bir “insaniyet” meselesidir...
İnsan canı, iktidar hesaplarının, muhalefet startejilerinin, idolojik tavırların ötesindedir...
İktidar...
Muhalefet...
Ve ideoloji...
Her şey sonuçta insan içindir...
İnsanın varolduğu yerde, insanın çıkarları için mevcutturlar...
İnsanın olmadığı yerde iktidar olmaz...
İnsanın bulunmadığı yerde muhalefet strateji yapamaz...
İnsan canının alınmaya devam edildiği yerde ideolojik tavır gereksizdir...
İdeoloji insanlar için, insanların bulduğu sistematik bir kavramlar bütünüdür...
İnsanı yok sayan ideloji gerçekte yoktur, varolamaz...
Barış sürecine karşı rezerv koymak, kuşku belirtmek, sonuca yönelik hassasiyet ifade etmek mümkün, demokratik ve insan hakları için bir gerekliliktir...
Kabul muhalefet için de bir stratejidir...
Fakat “silahların susmuş” olmasına karşı çıkmak, insani duruş meseledir...
Silahlar bir süredir sustu...
Hepimiz bu silahların susmasını sonuna kadar destekliyoruz...
Hayatın devamı için...
Çocuklarımızın geleceği için...
Gençlerimizin ölmemesi için...
Son tahlilde insanlığımızın tarumar olmaması, kardeş kavgasının bitmesi için...
İnsan canının alınmasını savunarak siyaset yapılmaz...
Bu kadar açık...
Bu kadar net...
FERİT ŞAHENK’E ÖNEMLİ BİR SORU...
Ferit Şahenk çok başarılı bir işadamı...
Bankacılık, otomotiv, medya, inşaat gibi alanlardan sonra yeme içme sektörüne de el attı...
Bu alanda isim yapmış en önemli markaları satın aldı...
Zuma, Gina, Vog, Nusret gibi İstanbul’un en önemli markaları Doğuş grubuna geçti...
Ferih Şahenk aynı zamanda Garanti Bankası’nın yönetim kurulu başkanı...
Garanti Bankası televizyonlarda sıkça prestij reklamları görülen American Express kartlarını veriyor müşterilerine...
American Express kartlarının, reklamlarında da söylendiği gibi çok önemli özellikleri var...
Çok prestijli mekanlarda bu kartlar kategorilerine göre yüzde 15, 20 ve 25 oranlarında indirim sağlıyorlar... İstanbul’un ve Türkiye’nin çok prestijli mekanlarının hepsinde American Express kartlarının bu uygulaması mevcut...
Geçenlerde bir arkadaşım, “Ferit Bey, bankasının American Express kartlarına Türkiye’nin bütün presijli mekanlarında indirim uygulatıyor... Fakat önemli bir eksikle...” dedi... Merakımı celbettiğinden, dikkatli dikkatli yüzüne bakmaya başladım...
Benim dikkatimi çektiğini görünce devam etti:
- “Fakat ortak olduğu kendi mekanında bu uygulama yok...”
- “Nasıl yani?..”
- “Bütün prestijli mekanlarda Şahenk’in American Express indirimi var... Yeni satın alıp büyük ortak haline geldiği Nusret’te ise bu uygulama yok... Banka da mekan da sonuçta ikisi de kendi cebi... O olmasın bunun nedeni?..”
Şimdi Şahenk‘in satın aldığı Doors grubunun mekanlarında da American Express indiriminin her an kalkabileceği söyleniyor...
BAŞARI, ZENGİNLİK VE SEVGİ’NİN ÖYKÜSÜ...
Alışverişe gitmek üzere evden çıkmaya hazırlanan kadın, kapısının karşısındaki kaldırımın üzerinde bankta oturan bembeyaz sakallı, birbirinin tıpatıp aynısı üç ihtiyarı görünce şaşırdı...
Bir süre onları izledi...
Ak sakallı ihtiyarlar birbirlerine tıpatıp benziyorlar ve kımıldamadan oturuyorlardı...
Belki açtırlar diye düşünerek onları eve yemeğe çağırdı...
Üç yaşlıdan biri kadının eşinin evde olup olmadığını sordu...
- “Hayır” cevabını verdi kadın...
- “O zaman biz de içeriye giremeyiz” dedi ihtiyar...
Kadın evden çıktı, alışverişe gitti ve gün boyu işlerini halletti...
Akşam eşi eve döndüğünde onanları eşine anlattı ve üzüntüsünü dile getirdi...
- “Dışarıda bankta üç yaşlı adam otuyordu...” dedi...
- “Onlara yemek vermek istedim... ‘Eşiniz evde mi’ diye sordular... ‘Hayır’ deyince gelmediler... Dışarıya bir bak istersen... Eğer hala oradalarsa çağır onlara akşam yemeği hazırlayayım...”
Kocası yaşlı adamların hala bankta oturduğunu görüp, onları yemeğe çağırmak için yanlarına gitti...
- “Akşam bize yemeğe davetlisiniz, buyurun...” dedi...
Adamlardan biri;
- “Biz asla üçümüz bir eve beraber misafir olmayız...” diye konuştu...
- “Ancak birimiz gelebiliriz... Bak benim adım Sevgi... Bu arkadaşımın adı Başarı... Diğerininki ise Zenginlik... Şimdi eve gidip eşinle ortak bir karar verin... Bizi çağıracak mısınız, çağıracaksanız hangimizi önce çağıracaksınız?..”
Evde adamla kadın derin bir tartışmaya girdiler...
Adam,
- “Zenginlik’i çağıralım... Eğer zenginlik olursa, başarız ve sevgi de olur...” diyordu...
Karısı ise Başarı’yı önce çağırmaktan yanaydı;
- “Başarı zaten beraberinde sevgi ve zenginliği beraberinde getirir...” diyordu...
Küçük kızları ise Sevgi’yi çağırmalarını istedi anne ve babasından...
Sonunda Sevgi’yi çağırmaya karar verdiler...
Kadın ihtiyarların yanına gitti...
- “Sevgi bizimle gelecek...” dedi...
Sevgi ayağa kalktı...
Fakat aynı anda Başarı ve Zenginlik de ayaklandılar...
Beraberce içeri girerlerken kadın sordu;
- “Ne oldu?.. Hani sadece biriniz evimize misafir olacaktı?..”
Sevgi cevapladı kadını;
- “Eğer diğer arkadaşlarımı seçseydiniz öyle olacaktı... Fakat beni seçtiniz... Bizde kural böyle... Sevgiyi seçerseniz, başarı ve zenginlik zaten gelecektir...”
(Yaşar Ateşoğlu’nun Bilgelik Öyküleri kitabından)

