Şikeyi çözeyim derken futbolu bitirmek!

Reha Muhtar ile Buluşmalar; Eylem Doğan

Haberin Devamı

Türk futbolunun bir toz duman bulutu içinde yolunu bulmaya çalıştığı bir dönemde başladı süper lig. Şike tartışmalarının gölgesinde taraftarın gergin ve futbola karşı heyecanın, güveninin azaldığı bir ortamda başlayan lig nasıl devam edecek?.. İşte Reha Muhtar’la bu Pazar, büyük çalkantı yaşayan Türk futbolu üzerine sohbet ettik.
Reha Muhtar’ın tespitleri ve cevapları kaçırılmayacak türden...

* Her lig öncesinde kimler transfer edilecek, kimler gönderilecek, nasıl bir kadro kuruldu, bu kadro uyum sağlayıp başarılı olur mu?.. Gibi yorumlar, tartışmalar yapılırdı. Yani futbolla yatılıp futbolla kalkılırdı. Bu hafta lig başladı başlamasına ama şike gölgesinde...

Futbolla değil şike tartışmalarıyla başlayan bu lig nasıl devam eder sizce?

Çok zor günler geçiriyor Türk futbolu...
Temmuz’un 3’ünden beri bu konuyu konuşuyoruz...
İki aydır full bu konuyla yatıp bu konuyla kalkıyoruz...

Lig yara alacağı kadar aldı zaten...
Fenerbahçe’de satılmadık futbolcu kalmadı...
Beşiktaş’ta tribünleri coşturacak yeni hiçbir transfer yok...
Transferin konuşması da yok...
Galatasaray bir şeyler alıyor...
Ancak taraftar kendi takımını iddialı görmezse, diğer takımlarla da ilgilenmez...
Onun için Galatasaray’ın transferleri de bir türlü ele gelmiyor...

* Fenerbahçe ve birçok kulübün adının karıştığı şike iddialarından sonra oluşan mevcut durumdan dolayı futbolseverler ""psikolojik sarsıntı"" yaşıyor. Taraftar maça gitmek istemiyor, heyecanı yok. Taraftar bundan sonra her izlediği maça şüpheyle mi yaklaşacak, bu güven nasıl kazanılır?

Güzel bir soru...
Bu yara kolay kapanmayacak...
Yıllar geçtikçe daha fazla fark edilecek...
Onun için bütün kulüplerin ortak hareket edip birlikte Türk futbolunu bu girdaptan çıkartmaları gerekiyor...
Kulüpler Birliği yeni dönemde çok aktif bir inisiyatif almalı ve taraftarları bu karamsarlık ve yılgınlıktan kurtarmalı...

* Fenerbahçe taraftarı TFF’deki üst kurumlara karşı ciddi tepki içerisinde. Saldırganca tavırlar içerisine girilmesi herkesin korktuğu bir durum. Sizce öfkeyle gelen şiddet mi yoksa sağduyu mu hakim olur tribünlere?
Öfke olacak da ne olacak ki?.. Neye karşı olacak?..

Bu iş artık öfke dönemini geçti...
Fenerbahçe taraftarı, takımının bir yıl kaybederek bu işten sıyrılabileceğini görürse, yavaş yavaş yaralarını sarabilir...
Yoksa bir kulübü 5 yıl bir daha ayağa kalkamaz hale getirirseniz, şikeyi çözeceğim derken, futbolu bitirirsiniz...
Evet futbol tertemiz olmalı...
Şikesiz lekesiz bir lig oynanmalı...
Bunun için yaptırımlar da güçlü tutulmalı...
Bir daha bu işlere heves edenler, daha edemeden istekleri kursaklarında kalmalı...
Fakat bir de şu gerçeği unutmayalım...
Yine Fenerbahçe’yle, Trabzon’la, Beşiktaş’la, Galatasaray’la oynanacak bu ligler...
Fenerbahçe iki sezon daha, elinden böyle futbolcu çıkartırsa, ortada Fenerbahçe kalmaz...
Futbol dışından, “Daha fazla kelle daha çok kan” diye ahkam kesenler, futbol için bu gerçeğin farkındalar mı?..

* Bu kadar gergin bir ortamda hakemlerin işi de çok zor değil mi?

Hakemler, eskisi kadar kolay hata yapamayacaklar... Geçmişte hakem hatasının doğru düzgün bir yaptırımı yoktu...
Notu biraz eksik geliyordu...
Çok bariz birkaç hata varsa, hakem bir süre dinlendiriliyordu...
Şimdi soru işaretleri daha açık belireceği için, hakemler de kendilerine çeki düzen vermek zorundalar...

* Gelelim Milli Takıma... Heyecansız, moralsiz bir Milli Takım izliyoruz. Avrupa Şampiyonası"na gitse bile bir iddiasının olmayacağını düşünen bir kadro ile nasıl gelecek başarı, nasıl düzelecek bu moraller?
Mesele Milli Takım’ın Avrupa Şampiyonası’na gitmesi değil...
Diyelim ki Belçika’yı geçtiniz ikinci oldunuz...
Diyelim ki ikinciler play-off’undan çıktınız Avrupa Şampiyonası’na gittiniz...
Bu takımla, bu moralle, konsantrasyonunu kaybetmiş teknik heyetle, Avrupa Şampiyonası’nda ne yapacaksınız?..
Ligde doğru düzgün futbol oynanmadan, Milli Takım’da iyi futbol oynanmaz...
İki kere iki dört...

Ali Koç F.Bahçe’nin geleceğini temsil ediyor

* Ali Koç’un bu zamanda başlattığı “Kurtuluş Savaşı” büyük takdir topluyor. Belli bir kesim Aziz Yıldırım’ın başkanlığa devam etmesi gerektiğini savunurken bazıları da Genel Kurula gidilerek Ali Koç’un başkanlığında bir çözüm yönetimi kurulmasını savunuyor. Siz ne düşünüyorsunuz bu konuda? Gerçi Genel Kurul’a gidilirse Aziz Yıldırım tekrar aday gösterilip seçilir deniliyor ama...

Aziz Yıldırım Fenerbahçe Başkanlığı’nı bırakacak...
Bence bu konu tamam gibi...
Aziz Yıldırım’ın Başkanlığı’nda bir Fenerbahçe, bu süreci doğru devam ettiremez...
Ali Koç önde görünüyor...
Ancak Nihat Özdemir yeniden ikna edilerek başkanvekili sıfatıyla devam ediyor Fenerbahçe’de...
Ali Koç Fenerbahçe’nin geleceğini temsil ediyor...
Nihat Özdemir ise, “şu andaki akil adamı...”
Gelişmeler, “Fenerbahçe’nin geleceği ile akil pozisyonu arasında” bir yerde oturacak...
Bekleyelim...

* Federasyon"un aldığı karar gereğince Play off 2011-12 sezonunda uygulanmaya başlanacak. Geçtiğimiz günlerde böyle bir uygulamanın Türk futboluna ne fayda sağlayacağı konusunda önemli tartışmalar yaşanıyordu ki, UEFA"nın Fenerbahçe"ye ilişkin aldığı/aldırttığı Şampiyonlar Ligi"nden "men kararı" bu tartışmaları sonlandırdı. İlgi Fenerbahçe’nin men kararına kaydığı için bu konu gerektiği şekilde tartışılamadı. Sizce Play Off Türk futboluna ne getirir, ne götürür?
Bu play-off tartışmaları sanal tartışmalar...
Herkes kendisine rating yapmak için, bu tartışmada yüksek perdeden bağırıyor...
Sahte bir tartışma bu...
Lig’in heyecanı kalmamış...
Yayıncı kuruluş decoder satışından, Lig’e ödediği parayı çıkaramaz hale gelmiş...
Gitti gidecek...
Play-off’da şampiyonluk derbileri oynatıp, zararını bir miktar telafi etmek istiyor...
Bu mesele yayıncı kuruluşun kârı meselesi değil...
Yayıncı kuruluş, kulüplere para ödüyor...
Bu parayı ödeyemezse, kulüpler bankalara borçlarını kapatamayacaklar...
Bankalara borç kapatamayınca, faizler binecek...
Futbol kulüpleri iyice çöküş yaşayacak...
UEFA standartlarının tamamen gerisinde kalacaklar ve treni kaçıracaklar...
Bu tartışmaları yapanlar, mahalle kahvesi muhabbetti yapmaktalar...
Futbolun bir ekonomisi, yönetimi ve geçekleri var...
Anladık kahvede okeye dönerken de futbol konuşuluyor...
Ancak televizyon stüdyosu, okey masası değil...
İnsan biraz düşünür konuşur...
Oysa bizde futbol yorumculuğu okey masası seviyesinde gitmekte...

* Trabzonspor, UEFA’nın müdahalesi ile özellikle ekonomik anlamda büyük bir fırsat yakaladı. Bir anda kendini Şampiyonlar Ligi’nde buldu... Buldu bulmasına ama “Bu kadro ile bu çok zor. Hem de bu kadar iyi çekilen kuraya rağmen” deniliyor. Siz ne dersiniz Trabzon bu fırsatı iyi kullanabilir mi?

Ben Trabzonspor’un çok iyi bir hava yakalayacağına inanıyorum...
Geçen yıldan bu yana istikrarlı gidiyorlar...
Şenol Güneş gibi istikrarlı ve kalibreli bir Hoca’nın başlarında olması büyük şans...
Bu sene Trabzonspor’un patlama yapmasını bekliyorum şahsen...

* Ben kendi adıma futbolu çok takip eden biri olmasam da temiz futbolun gerçekleştiği, keyifli maçların oynandığı, haklı galibiyetlerin alındığı bir lig diliyorum. Taraftarların da bunun bir oyun olduğunu unutmadan tribünleri doldurmasının, öc almak için değil temiz futbol için tribünlere ve ekran başına geçmesinin gerçekleşebileceğini düşünmek istiyorum. Gerçekleşecek mi dersiniz bunlar?

Başka kulüplerin taraftarları, Fenerbahçe taraftarına empati yaparlarsa, hayat güzelleşir...
Fenerbahçe taraftarı, başka camialardan kendisine uzatılacak o eli hissetmeli...
Fenerbahçe taraftarı bu olayın sadece Fenerbahçe’ye yönelik olmadığını içselleştirmeli...
Böyle olursa bir çıkış bulunacak...
Ayrıca çok da karamsar olmayın...
Futbol sihirli bir oyundur...
Öyle bir derbi, öyle bir maç izlersiniz ki, öyle goller atılır öyle penaltılar kaçar ki, şike tartışmaları bıçakla kesilmiş gibi kesilir...
Futbolun mucizevi sihri, dosyaların soğuk tartışmalarını, alevlendirecektir...
Futbol sihirli bir oyundur...
O sihri yakında gösterecektir...

DİĞER YENİ YAZILAR