Cengiz Semercioğlu dün Hürriyet’te çok ilginç bir habere daha imza atıyor...
Savaş Ay‘ın kızının ayrıldığı annesiyle yaşadığı sorunlardan dolayı mirasını oğluna bıraktığını söylüyor...
Savaş sağlığında kızının annesiyle ağır problemler yaşıyor...
Bütün bunlara karşın kızıyla yeniden görüşmeye başlıyor...
Ancak son günlerindeki hastalığı esnasında yaşadığı eve kızının annesi tedbir koyduruyor...
Bunun üzerine kızıyla görüşmeyi kesiyor ve miras hakkını oğlunda tutuyor...
Dün haberle ilgili Cengiz’i arıyorum...
Bana Savaş’ın bilinen aksine bir kızı değil, iki kızı olduğunu söyleyerek bazı ayrıntılar veriyor...
-”Bir babanın annesine kızıp, çocuğunu cezalandırması ne kadar doğru?.. Böyle şey olur mu?..” diye soruyor bana...
“Babalık duygumu” yakından bildiği ve gözlemlediği için benden alacağı cevaptan belli ki emin...
Ona hiç tahmin etmediği bir cevap veriyorum:
-”Bir baba annesinin tavırlarından ötürü çocuğundan uzaklaşabilir...” diyorum...
Farkındayım ki hiç beklemediği bir cevap bu...
Cengiz o esnada, benim nasıl olup da üç çocukla tek başıma Amerika’larda iki haftayı geçirdiğime gıpta ettiğini söylüyor...
-”Televizyon programı yaparken senin gibi düşünürdüm Cengiz...” diyorum...
Babaların öz çocuklarına karşı “nasıl bu kadar ilgisiz ve duyarsız davrandıklarına“ hayret eder, “bunlar adam mı, değil mi?..” diye canlı yayında ne fırçalar kayardım...
Zavallı Rafet El Roman neler çekmişti elimden...
O zamanlar kendi hayatımda çocuklarla bu meseleler konusuna yabancıydım...
Yıllar içinde manevi kızımdan başlayarak üç çocuk sahibi oldum...
Zaman geldi çocuklarımın annelerinden ayrıldım...
Ağır cenderelerden geçtim...
Sonunda ne mutlu ki ne manevi kızıma, ne de iki kardeşine karşı bir uzaklık olmadı hayatımda...
Nihayet iki hafta önce, iki anneden izin alarak üç çocuğumla başbaşa Amerika’ya tatile gittim...
Fakat bu yaşadıklarım; “çocuklarına karşı duyarsız babalarda, sorumlulardan birinin de anneler olduğu” gerçeğini değiştirmiyor...
-”Ben de senin gibi düşünüyordum bir zamanlar... Ne var ki hayatta gördüklerim beni değiştirdi... Savaş’ın da aynı şeyleri yaşadığını zannediyorum... Eşle ayrılıkta, erkeğe düşman olan kadın, ister istemez ‘çocuğunu babaya karşı istemeden dolduruyor bilinçaltında...”
Bunu anne bilerek yapmıyor belki...
Fakat annesiyle, anneannesi veya arkadaşları arasında konuşulanları istemeden duyan çocuk bilinçaltında “babaya karşı bir öfke, bir mesafe biriktiriyor...
Baba çocuğuyla karşılaştığında çocuğunda bu mesafeyi, bu belirsiz öfkeyi hissediyor...
Babayı çocuğundan uzaklaştıran temel nedenlerden biri bu...”
Cengiz ilgiyle dinliyor...
Onun çocuğunun annesi Berna’yla böyle bir gündeminin olmaması şansı...
-”İki neden var babaların çocuklarından uzaklaşmasının“ diyorum...
-”Birincisi annenin, erkeğe kendi öfkesinden dolayı, çocuğunu bilinçli veya bilinçsiz babaya karşı doldurması...
Erkeğin, kadının çocuğunu kendisine karşı kullandığını hissetmesi...
İkincisi ise, babanın hayatına yeni giren kadının, onun ilk çocuklarına karşı mesafesini tetikleyen bir rol oynaması...” diyorum Cengiz’e...
Elbette bu söylediklerim, çocuklarla hiçbir ilişkisi olmayan duyarsız erkekler için değil...
Gerçekten duyarlı babalar için söylediğim bu gerçekler...
Birçok babanın anneleriyle iyi ilişkiler içinde kaldıkları çocuklarına karşı “iyi ve sorumlu davrandıklarını” görüyorum...
Rahmetli Savaş Ay; benim arkadaşım...
Savaş’ın yadigarı kızlarının bu şekilde medyada yer almasından büyük rahatsızlık duyacağım aşikar...
Amacım Savaş’ı aklamak, hayatın gerçeklerini değiştirmek değil...
Ona dostluk göstereceğim gün gelirse, gözümü kırpmadan yaparım...
Fakat bugün yaptığım bir dostluk gösterisi değil...
Anneler ve ayrılan eşler için bir gerçeğin altını çizmek amacım...
Savaş gibi oğlunun üzerine titreyen duyarlı bir “baba”nın, “duygu titreşimlerinden öz kızlarının nasibini almaması, Savaş’ın kalbinin onlara karşı kayıtsız kalması normal şartlarda” mümkün olmazdı...
Olsa olsa, ayrıldığı kadınlar, ona olan öfkelerini, farkında olarak veya olmayarak hiçbir suçu günahı olmayan çocuklara genetik olarak yükleme ihtimalleridir...
-”Belki bir duygusal uzaklık, belki bir gönül köprüsünde kırılma, belki sevgi tezahüründe bir nakıslık”tır yaşamış olduğu Savaş’ın...
Ondan bize yadigar kızları, bilmeliler ki; onun dostlarının, arkadaşlarının da kızıdırlar tabiatıyla...
Müsterih olabilirler...
Babalarının ruhunu rahatsız etmeden, haklarını arayacaklar...
Savaş’ın ölümünden sonra yaşananlar ise, tüm ayrılanlara, annelere, babalara ve arada kalan çocuklara ibrettir...
Savaş’ın hayata kattıkları, ölümünden sonra devam etmektedir...
Dün ayrı ayrı çocuklarımın iki annesi aradılar beni...
Ayrı ayrı çocukların durumunu konuştuk...
Birbirimize destek olmayı sürdürmeye çalıştık...
Nihayetinde; Ayrılan veya ayrılmayan bir repliktir anneyle babanın ortak söylediği...
Çocuklarının arkasından “İyi bir insan yetiştirdik...” diyebilmektir amaç...
Başarı budur...
Gerisi başarısızlıktır...

