Hayatın, aşkın ve ilişkinin en dramatik sözcükleri şu olsa gerek: Eşinizden, sevgilinizden, aşık olduğunuz kişiden duyacağınız “Sana aşık değilim artık... Başkasını seviyorum...”
Yol Ayrımı kitabının yazarı Mustafa Topkara “Eşi, sevgilisi başka birine aşık olarak o ilişkiden ayrılan kişiler kendilerini sorgulamadan bu olayı geçiştirmeye çalışırlarsa; ayrılığın acısı hayat boyu iz bırakır...” diyor...
“Yapılacak içsel bir sorgulamada, aslında bu ayrılık sürecinin ve biçiminin hiç de sürpriz olmadığı kişi tarafından görülecektir...
Kişinin içini görebilmesi, anlayabilmesi, aynı zamanda karşısındakinin durumunu da anlamasını sağlayacaktır...
Onun tarafından ayrılmayı, terk edilmek olarak algılamayacak, onun başka birisine aşık olmasını bir tercih olarak görmeyecektir...
İç görü kazanılmazsa, karşıya, kendine öfke, beklenti, kendine güvensizlik uzun zaman devam edecektir...
Hayatı boyunca karşısındakini suçlayıp karşı cinse güvensizlik besleyecektir...
Bu durum onun sonraki ilişkilerini de sıkıntılı hale getirecektir...
İç görü gerçekte her şeyin zaten orada var olduğunu fark etmenizi sağlar...
Karşı tarafı suçlamaktan kişiyi çekip alır ve sorunlarını çözmek için kendine dönmesini sağlar...”
DUYGULARIN BİTMESİ... KIRILMA...
Psikolog Mustafa Topkara bir aşk ilişkisinde “duyguların bitmesi sürecini” şöyle açıklıyor:
“Duygu yitimi, kişinin karşısındakini tanımasıyla ve ilişki için harcanan emekle ortaya çıkar...
Kişinin kendisini anlatmak için harcadığı çaba, karşısındaki tarafından algılanmazsa ve sorun aynı şekilde devam ederse, bir süre sonra kişi bunun sadece bir durum değil; karşısındakinin kişilik yapısının bir ürünü olduğunu anlar...
Durumun karşısındaki istemediği sürece değişmeyeceğini fark ederse, ilişkiye olan inancını kaybeder...
İlişkiden beklentileri kırılır...”
Topkara’ya göre; “Sorunların bir gün çözüleceği, karşısındaki tarafından bir gün anlaşılacağıyla ilgili beklentilerin karşılanmaması kişiyi ilişkiden soğutur...
‘Kırılma’ denen durum gerçekte budur...
Duygularda insanı kötü hissettiren ‘acz’ durumu değil; kişinin ilişkiden ‘beklentisinin azalması’ ilişkiden geri çekilmesidir...
İlişki süresince karşımızdakini ‘umma’ fırsatını elde etmiş oluruz...
Onu tanımadan önce onda hoşumuza giden çekici olan pek çok özellik, tanıdıktan sonra bazen olumsuz bir boyut izler...
Bazen de tam tersi olur...
Kişiler ilişkide kendilerini açtıklarında, karşılarındakini anlamak için gerçekten çaba harcadıklarında karşısındakinden soğumak yerine, daha fazla yakınlaşır, ilişkiyi derinleştirebilirler...
Duygu yitiminin (kırılmanın), ilişkiye yansıması önemlidir...
Çoğu zaman korkularımızdan dolayı duygularımızı ilişkiye yansıtmayız...
Duygu yitiminin ilişkiye yansıtılması, bizi ilişkide ‘özgür’ hissettirir...
Duygularımızın azaldığı, ya da artık bir duygu hissetmediğimiz biriyle ilişki, onu kaybetmekten korktuğumuz, yalnızlıktan, yarının belirsizliğinden, pişman olmaktan, kendimizi değersiz hissetmekten korktuğumuz için sürdürülür...
Bu sürdürüş, karşımızdakine olan olumsuz duygularımızı daha çok derinleştirir...
Onu kaybetmekten korktuğumuz için, duygularımızı açamayız...
Onun bizi anlayıp ilişkiden çekilmesini bekleriz...
Bu durum bizim kendimizi daha çok baskı altına almamıza neden olur...
İlişki içinde daha çok boğuluruz...
Kendimizi özgür hissetmemeye başlarız...
Sorunun bizden değil, onun bizi daraltmasından ya da davranışlarıyla rahatsız etmesinden kaynaklandığını düşünürüz...
Bu korkularımızla kendi ellerimizle kendimizi köşeye sıkıştırırız...
Karşımızdakiyle konuştuğumuzda ise, kendimizi yeniden özgür hissederiz...
İlişki yeniden canlanır...
İlişki bitse de yeni bir ilişki için sağlıklı bir zemin hazırlanmış olur...”
ALDATMANIN SONRASINDA HEMEN AYRILMA SAĞLIKSIZ...
Yol Ayrımı kitabında son günlerde “ilişkilerde aldatma ve aldatılma olaylarıyla ilgili” çok çarpıcı bulduğum bir tespit var...
Okuyucuyla paylaşayım özel önem verilen o bölümü:
“Aldatmalar; ayrılıkların en önemli nedenini oluştursalar bile, ilişkilerin aldatmalar yoluyla bitmesi sağlıksızdır...
Bu durumun kişilere ve ilişkilere etkisi travmatiktir...
Aldatma nedeniyle bitmiş ilişkiler, aldatmanın bizzat kendisinden çok daha fazla zarar verir...
Taraflardan birine derin bir güvensizlik ve öfke bırakır...
Diğerine derin bir suçluluk ve pişmanlık hissi...
Bu iki duygunun kişiye verdiği zararların biri diğerinden az değildir...
İki tarafın da geçmişe saplanmasına ve sonraki ilişkilerini sağlıklı yaşamamalarına neden olur...
İki tarafın derinde yatan, beklentileri ve özlemleri üzerinde yarattığı ağır hasarı hesaba katmasak bile...
Sevdiğiniz birinden, onu severken aldatıldığınız için ayrılmak, bunun muhasebesini yapamamak, ayrılık sonrası da travmatik güvensizliklerin yansımasına neden olacaktır...
Kalıcı bir öfke durumu, uzun süreli pişmanlık, hayatın askıya alınması gibi sorunları beraberinde getirecektir...”

