Haberin Devamı
İtalya’daki şike operasyonunu andıran operasyon, telefon konuşmaları bantları, görüntüler, otel önünde çekilen resimler ve kayda alınan belgelerle devam ediyor...
Şike yapıldığına ilişkin “delil olarak kullanılacak” belgeler, basına adım adım sızıyor...
Dün Futbol Federasyonu Başkanı Mehmet Ali Aydınlar, apar topar İstanbul savcısı Mehmet Berk ve Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın’ı ziyaret ediyor...
Amaç Fenerbahçe yöneticileri ile diğer kulüp yöneticileri hakkındaki “suç delili” olarak gösterilecek belgeleri hemen görebilmek...
Çünkü Federasyon’un beklemeye tahammülü yok...
UEFA’ya “Şampiyonlar Ligi ve UEFA’ya katılacak takımlar bildirilecek bu ay...”
Federasyon yönetiminin UEFA’ya Türkiye Şampiyonunu bildirebilmesi için, Savcı’nın raporunu bekleyecek zamanı yok...
Federasyonun kendisi suç delili olarak gösterilecek belgeleri inceleyecek, polis raporları ve savcı mütalaasını sözlü olarak dinleyip karar verecek...
Federasyonun karar vereceği sorular şunlar:
“Suç delilleri olarak gösterilen şeyler, şike olgusunu çok kuvvetli bir şekilde kanıtlıyor mu?..
Yeni şiddet yasasının hükmü açık...
Şike yaptığı kanıtlanan bir kulüp küme düşürülür...
Şikeye kim karışırsa, kulübün şike yaptığı varsayılacak?..
Madde burada da açık...
Kulübün yöneticisi...
Şu anda Fenerbahçe’de Başkan Aziz Yıldırım, asbaşkan Şekip Mosturoğlu ve yönetici İlhan Ekşioğlu sorgulanıyor...
Üç yöneticinin sorgulanmasından, “yönetici bağlantısı var” Fenerbahçe’nin...
Ancak şike bağlantısını kesin delillendirmek, şu anda Federasyonun sınırını aşabilir...
Onun için herhangi bir Fenerbahçe yöneticisinin “şikeye karıştığı” resmen mahkemece hükme bağlanmadıkça, Fenerbahçe’nin küme düşürülmesi kararı kolay kolay çıkmaz...
Doğrusu da budur...
Fenerbahçe gibi bir kulübün şike bağlantısı yönetici düzeyinde mahkemece kesin hükme bağlanmadan, küme düşürülmesi futbolun bütün dengelerini altüst eder...
Ancak bu kadar görüntü, ses ve kayıtlı olduğu söylenen delile karşın, Federasyon’un hiçbir karar almaması da düşünülemez...
O zaman da kamuoyu “bu operasyon ortada bir şey yoksa niye yapılıyor?..” sorusunu sormaya başlar...
Teşvik, şike söylentileri, 30 Nisan’dan bu yana Buca-Fenerbahçe ve Eskişehir-Trabzon maçlarıyla tutulmaya başlanan telefon konuşma kayıtları Federasyonu büyük olasılıkla şu kararları vermeye itebilir:
1) Fenerbahçe küme düşürülmez...
2) Ancak Fenerbahçe’nin şampiyonluğu geçerli kılınmaz...
3) Trabzonspor’un eldeki belgelere göre teşvik de vermediği gözönünde tutularak Şampiyon Ligi’nde birinci sırada Türkiye’yi Trabzonspor’un temsil edeceği UEFA’ya bildirilebilir...
4) Fenerbahçe’nin bu yıl Şampiyonlar Ligi’nde Türkiye temsil etmesi ihtimali gözden uzak tutulur...
5) Yerine Trabzonspor girebilir...
Trabzon’un yerine de Şampiyonlar Ligi’nde iki ön elemeye Bursaspor katılabilir...
6) Şampiyonlar Ligi’ne Bursaspor katılınca, Bursa’dan boşalacak UEFA kontenjanından hangi takımın gireceği sorusu gündeme gelir...
Gaziantep 4. değil, 3. statüsüyle UEFA’ya katılır bu durumda...
Beşiktaş Kupa Şampiyonu olduğu için, 6. sıradaki Kayserispor UEFA’ya katılacak 3. takım olur...
AZ KALDI GALATASARAY UEFA’YA KATILIYORDU..
Çok ilginç bir gelişme yaşandı dün...
Fenerbahçe’nin Şampiyonlar Ligi’ne katılamaması durumunda, aşağı doğru lig sıralamasını takip edenler çok ilginç bir durumla karşılaştılar...
Sezonu tarihinin en başarısız sezonlarından biri olarak geçiren ve yönetim değişikliğine giden Galatasaray, neredeyse UEFA’ya gidiyordu...
Sarı kırmızılılar eğer ligi yedinci bitirseler, Fenerbahçe’nin diskalifiye olması durumunda Kayserispor’un yerine UEFA’ya gideceklerdi...
Ancak şu anda ne Fenerbahçe’nin Şampiyonlar ligi’ne katılmaması kararı verildi ne de küme düşüp düşmemesiyle ilgili bir karar sözkonusu...
Deliller Federasyon’a verildikten ve incelendikten sonra Futbol Federasyonu en adil kararı vermeye çalışacak...
FENERBAHÇE’YLE İLGİLİ KARARLARI VERECEKLER DE FENERBAHÇELİ...
Dün bu olayları soruştururken çok ilginç bulgulara, sonuçlara ve değerlendirmelere ulaşıyorum...
Bu olay bir Fenerbahçe olayı gibi gözüküyor oysa bir Fenerbahçe olayı değil kesinlikle...
Başbakan Tayyip Erdoğan koyu bir Fenerbahçeli...
Bundan daha bir ay önce, Alex’i ve Aziz Yıldırım’ı makamında kabul etti diye, tüm Trabzonspor camiası “Bizden AKP’ye oy yok” diye
bağırıyordu...
Bir ay önce kamuoyunda esen rüzgar “Tayyip Erdoğan’ın Fenerbahçeli olmasının Fenerbahçe’nin şampiyonluğuna yol verdiğiydi...”
Oysa gerçek o gün de Fenerbahçe’den yana değildi...
Bugün de Fenerbahçe olduğu için yapılmıyor bu operasyon...
Yakında ortaya çıkacak bu olaylar Fenerbahçe yönetiminden birkaç kişiyle sınırlı değil...
Olayın delillerini toplayan savcı Fenerbahçeli...
Karar verecek olan Futbol Federasyonu Başkanı Fenerbahçeli...
Kramer Kramer’e karşı filmi gibi bir durum var ortada...
Sanki Fenerbahçe Fenerbahçe’ye karşı...
Oysa ortada sadece geniş kapsamlı bir şike operasyonu var...
Tek bir sonucu olacak bizce...
“Bundan böyle kimse kolay kolay, bu işlere girmeyi aklından geçirmeyecek...”
FENERBAHÇE’DE YENİ DÖNEM...
En zor günleri Fenerbahçe yönetimi ve camiası yaşıyor şu anda... Aziz Yıldırım dün hastanede anjiyo oldu...
Dün geceyi hastanede geçirdi...
Henüz ifade vermedi...
Aziz Yıldırım tutuklanacak mı tutuklanmayacak mı belli değil...
Başkanvekili Nihat Özdemir ve Ali Koç emniyet yemekhanesinde Başkan’larını bekliyorlar ve kamuoyuna “birlik görüntüsü” veriyorlar...
Ancak ortada bir gerçek var...
Bir Başkan ve iki Asbaşkan toplam üç yöneticisi birden gözaltında Fenerbahçe’nin...
Bir yöneticisi için tutuklama çıkması bile, yönetimi zor durumda bırakır...
Şu anda kimse sesini çıkarmıyor ve camia ile karşı karşıya gelmek istemiyor...
Ancak, emniyetten her gün gazetelere ve görsel medyaya, delil olacak görüntüler, kayıtlar ulaşıyor...
Bu görüntüler bir süre sonra Fenerbahçe içinden bazı sesleri çıkaracaktır...
“Biz Fenerbahçe’yiz... Buna layık değiliz...” türü çıkışlar her an olabilir...
Aziz Yıldırım’la hiç arası olmayan eski yöneticiler, Fenerbahçe’den ihraç edilen kimi yönetim kurulu üyeleri görüntüler ve kayıtlar kamuoyunu etkilemeye başladıkça seslerini yükseltecektir...
O noktada Fenerbahçe içinde bir hesaplaşma kaçınılmaz gözüküyor...
Çünkü bütün yaşananların ötesinde...
Türkiye’de kimse şaibeli şampiyonluklar istemiyor...
Bir maçta lehine tartışmalı bir penaltı çalınan takımın taraftarı bile o haftayı mutlu geçirmiyor...
Herkes, sonuna kadar hakederek, ter dökerek, emek vererek ve hakkıyla kazanarak şampiyon olmak istiyor...
Şaibe yaratan ya da tartışılan şampiyonluklar, taraftara da mutluluk ve huzur vermiyor...
Kim bilir belki de bundan sonra, hiçbir ligde bu tartışmaları yaşamayacağımız sezonlar geçireceğiz...
Belki de çocuklarımız “Babalarımız amma da olaylar yaşamışlar” deyip geçecekler...
Keşke öyle olsa da çocuklarım hiçbir şaibe tartışmasına girmese...
Şaibe olmasın da kim olursa olsun şampiyon...
Yemin ediyorum önemi yok...

