Şamar oğlanı değil ki bu

Haberin Devamı

Türban meselesi artık bir bitse acaba nasıl olur diyorum?.....

Halk AKP’yi seçiyor ve üç kez iktidara getiriyor...

Meclis çoğunluğunu 11 yıldır kayıtsız şartsız bu partiye teslim ediyor...

AKP üçüncü seçim döneminin bitimine yaklaşılırken, “Hacca giden kadın milletvekillerinden, türban takmaya karar veren dördünü Meclis’e türbanla sokuyor...”

Bu büyük ve radikal bir olay...

Ne mutlu ki büyümeden ve radikalleşmeden bitiyor gidiyor...

Herkes “türbanlı kadın milletvekillerini” destekliyor...

Kimse Meclis kürsüsünü basmıyor...

İç tüzüğü tartışma maddesi yapmıyor...

Olay yaratmıyor, kavga çıkarmıyor, normalleşmeye katkı sağlamaya çalışıyor...

***


Bu denli radikal bir değişim, bu derece makul uzlaşmayla bitiyor...

Bundan sonrası için ne beklersiniz?..

“Hayatın sakinleşerek devam etmesini...

Ülkenin demokratikleşerek barışçıllaşmasını...

Rejimin normalleşerek, huzura ermesini...” Öyle değil mi?..

***


Demokrasi; “muhalefetin, iktidar gibi düşünmesi demek değil...”

Eğer iktidar gibi düşünecekse adı niye muhalefet oluyor?..

Eğer muhalefet iktidar demekse, iktidar kime göre iktidar?..

Cumhuriyet Halk Partisi; Kemalist kökleri kuruluşunun mazbatasında yatan, Cumhuriyet’in derin ideolojisinden çıkma, Cumhuriyet’in yarattığı bir parti...

Böyle bir partinin tarihi oturumunda söz alan genç kadın milletvekili türbanlı milletvekillerine saygı duyuyor...

Onların oy veren kadın kitlelerin gerçek temsilcisi olduklarını açıklamaktan imtina etmiyor...

Ancak bir CHP’li kadın olarak; istikbale yönelik korkularını, gelecekte hayatın tek tipleşmesinden duyduğu endişeleri, başı ve olmayan tek bacağı açık bir kadın olarak, kadınca duyduğu tedirginlikleri; harmanlayarak dile getiriyor...

***


Böyle konuşmayabilir, tamamen karşı da çıkabilir...

Demokrasi ona bunu söylememe hakkını da tanır...

Daha doğrusu tanıması arzulanır...

Şafak Pavey; onca radikal CHP’li kadın milletvekili varken, konuşma yapıyorsa belli ki özel olarak parti tarafından görevlendiriliyor, tasarlanıyor...

Gerginlik değil, “demokratik duruş” sergilenmeye çalışılıyor...

Şafak Pavey, CHP’nin parti grubunda “Kemalizm’e en uzak duran milletvekili...”

Şafak Pavey; Ahmet Kaya’nın yanı başında, Hrant Dink’in burnunun dibinde, Emine Erdoğan’ın türbanının gölgesinde büyümüş bir genç kadın...

O her şey olabilir...

Ancak okkalı bir Kemalist olmaz...

Kendisini yetiştiren anne genetiği, bu konuda gayr-ı kabili iflah bir tedrisatın sahibidir...

***


Şafak Pavey gibi Kemalizm’den uzak bir rahle-i tedristen geçmiş bir kadın milletvekili bile “radikalizmden ürken, istikbale ve kadınlığına yönelik endişelerini” dile getirirken bunca saldırıya maruz kalıyorsa...

Pavey’in “korkularından ve kadın haklarından endişe ettiği doğal muhalefet mecrası” bu kadar vurulabilecek bir söylem haline getiriliyorsa;

Orada bir durmak ve ne olduğuna dikkatlice bakmak lazım...

***


Birileri, bu toplumu ve demokrasiyi suni bir şekilde bölmek ve fay hatlarını dibine kadar derinleştirmek istiyor...

Aynı birileri kin, nefret ve şiddeti, “türbanın üzerinden” derinleştirmeyi amaçlıyor...

Geçmişte Atatürk’ün büstü, Atatürk’ün giyimi, Atatürk’ün gardrobu üzerinden ötekileştirme yaratılıyordu...

Bu ayrımcılık, geçmişte ‘ötekileştirilenlere’ karşı bir avantaj, sahiplerine yönelik bir rant, topluma doğru bir fay hattı yaratıyordu...

***


Şimdi ise, rantçı ve kurnaz hesap sahipleri, halihazırdaki hakim ideolojiye yönelik, her endişeyi, korkuyu, eleştiriyi ve tedirginliği, “bir umacı haline getiriyorlar...”

Uzun bir süredir, “iyice ötekileştirilen sıradan laik ve Cumhuriyetçi insanlar” fark ediyorlar ki, aslında bu ülkede “sahip ve önemli” falan değiller; ellerinde hiçbir güç yok ve gelen vuruyor giden çakıyor onlara...

Memleketin sahibi değiller bu olumlu olabilir, ancak herkesin rahatça hotzot edebildiği bir çaresizlik içindeler, bu kabul edilebilir değil...

***


Darbecilerin vakt-i zamanındaki mağruriyetleri bitiyor, şimdilerde sahil şeridinin ve büyük şehirlerin sıradan laik ve Cumhuriyetçi aileleri, onanmaz bir yalnızlığa ve gelenin vurup, gidenin çaktığı bir ıssıza doğru hızla sürükleniyorlar...

Herkes bilmeli ki; “Cumhuriyet kuşaklarının yarattığı kadın ve anneler yaşamaya devam ettikçe bu taban bitmez ve gitmez...”

Mesele onları korkuları, endişeleri ve yalnızlıklarıyla baş başa bırakmamak, her rant elde etmek isteyenin “şamar oğlanı muamelesi çektiği” mağdurlar haline getirtmemektir...

Herkes her şeye “evet” demek zorunda değil demokrasilerde...

İnsanlar çaresiz hissedebilirler, endişe ve korku duyabilirler...

Her duyulan endişenin ve korkunun üzerinde tepinmek hoş değil...

Allah’ın gücüne gidiyor...

SEVİLAY’IN TELEFONU...

Önceki gece Sevilay (Yükselir) aradı...

Birkaç yıl önce; şimdi bahsederek yeniden mağdur olmasını istemediğim bir “karakter suikastine” kendisi tabi tutulmuştu...

Şafak Pavey’le ilgili birkaç kişiyle konuştuktan sonra sinir anında attığı tweet’i hemen geri çektiğini söyledi...

- “Canlı yayın kazası olmaz mı?.. Benimki de öyle bir kazaydı ve geri aldım özür diledim...” dedi...

***


“Ne var ki...” dedi Sevilay; “Özür dilediğim halde, çoluğuma çocuğuma yönelik sosyal medyadaki linç kampanyası” bitmedi, sürüyor...

Belki “geri alma biçimi geri alma gibi görünmedi” daha oturaklı bir sözlerini geri alma şekli gerekiyor bilmiyorum...

Hayatı boyunca sayısız “taamüden yapılmış, planlı, programlı, karakter suikastine matuf lince” maruz kalan birisiyim...

Böyle anlarda önce kendinizi sorgulamanız gerekiyor...

“Ne yaptım da bu linci tetikledim?..” diye...

İçinizdeki eksiği, varsa kötüyü, fazla egoyu, çaresizliği, korkuyu ortaya çıkarmanız gerekiyor...

Onlarla yüzleşmek, yüzleştikten sonra da hayatla yüzleşmeniz gerekiyor...

***


Hayat bizi sürekli olgunlaştıran bir süreç...

Karşımıza çıkan her şey, bizi bilgeleştiren, eğer doğru okuyabilirsek güçlendiren bir imtihan...

Sevilay’a linç yapmaya çalışanlara gelince...

Bunu bitirsinler...

Bunun kimseye bir yararı yok...

Kendilerine de...

DİĞER YENİ YAZILAR