Haberin Devamı
Yirmi yıllık bir aşk hikayesi, kadını mahveder...
Fakat yirmi yıllık bir evlilik kadını kamu binası gibi bir harabeye dönüştürebilir...
Kadınlar birer tablo; erkekler de sorundur...
Bir kadının gerçekten ne dediğini anlamak istiyorsanız onu dinlemeyin; Ona bakın...
Çocuklar önce anne babalarını severler...
Bir süre sonra onları yargılarlar...
Nadiren onları affederler...
Zeki insanlar asla dinlemez... Aptal insanlar da asla konuşmazlar...
Kadınlar o kadar eğitimlidirler ki, mutlu bir evlilik dışında hiçbir şey onları şaşırtmamaktadır...
İnsanların iyi olduğunu görene kadar, herkesin kötü olduğuna inanmak daha güvenlidir...
Her skandalın altında mutlaka ahlaksız bir durum yatar...
Basit kadınlar kocalarını her zaman kıskanırken, güzel kadınlar asla kıskanmazlar...
Güzel kadınların kendi kocalarını kıskanmaya zamanları yoktur...
Başkalarının kocalarını kıskanmakla meşguldürler...
Kötü bir kadın, bir erkeğin asla başından atamadığı kadındır...
Kötü bir erkek, masumiyete hayran olarak erkektir...
Amerika; kadınlar için bir cennettir...
Bu yüzden Havva gibi Amerikalı kadınlar da Amerika’dan kurtulmaya çalışırlar...
Ruh yaşlı doğar... Gittikçe gençleşir...
Bu hayatın komedisidir...
Vücut genç doğar ve gittikçe yaşlanır...
Bu da hayatın trajedisidir...
Erkekler iyi bir koca olduklarında korkunç derecede sıkıcıdırlar...
İyi bir koca olmadıklarında ise tiksindirici biçimde kibirlidirler...
Erkekler her zaman bir kadının ilk aşkı olmak isterler...
Kadınlar ise bir erkeğin son aşkı...
Kadınlar bildiğini okuyan etkileyici bir türdür...
Her kadın isyankardır...
Genellikle de kendisine karşı...
Bütün erkekler evli kadınların malıdır...
Toplum gereklidir...
Hiçbir erkek bir kadın olmadıkça bu dünyada gerçek bir başarıya ulaşamaz...
Çünkü kadınlar toplumu yönetir...
Bir avukat, borsacı ya da gazeteci olabilirsiniz...
Fakat size arka çıkan kadınlar yoksa yenilirsiniz...
Kadınlığın tarihi, dünyanın gördüğü en büyük zorbalığın tarihidir...
İngiliz kadınlar duygularını evleninceye kadar saklayıp, evlendikten sonra gösterirler...
Gerçek yaşını söyleyen bir kadına asla güvenilmemelidir...
Bunu söyleyebilen kadın her şeyi söyler...
İnsan hiçbir durumda taraf tutmamalıdır...
Taraf tutmak samimiyetin başlangıcıdır...
Hemen arkasından içtenlik gelir ve insan sıkıcı birine dönüşür...
Bir aziz ile günahkar arasındaki tek fark;
Azizin geçmişinin, günahkarın ise geleceğinin olmasıdır...
Dünya her zaman trajedilere gülmüştür...
Zira bu trajedilere dayanmanın tek yoludur...
Dünyanın ciddiyetle ele aldığı şeyler olayların komik tarafıdır...
Kadınlar erkekleri kusurlarından dolayı sever...
Eğer erkeklerde yeterince kusur varsa, kadınlar erkeklerin her şeyini hatta onların zekasını bile affedebilir...
Ölçülü olmak ölümcüldür...
Aşırılık kadar hiçbir şey başarılı olmaz...
Bu düşünceler ahlaksızdır...
Düşüncenin özü yıkımdır...
Eğer bir şeyi düşünürseniz onu öldürürsünüz...
Bir kadının, kendisini ısrarla mükemmel ve makul biri olarak gösteren erkekle mutlu olması nasıl beklenir?..
Oscar Wilde’ın “Hiçbir şey eskimez mutluluk kadar...” isimli kitabından seçtim bu aforizmaları hafta sonu okumanız için...
HASAN ABİ MESELESİ İKTİDARA MI YOKSA MUHALEFETE Mİ YARADI?..
Bir gazetecinin kaleminin elinden düşmesi, susması, yazmaması kimin işine geliyor acaba?..
Cevaplaması hayli ilginç bir sorudur bu...
İktidar, eğer muhalif gazetecilerin yazmamasının “kendi yönetiminin sağlamlaşması açısından yararlı görüyorsa” baştan söyleyeyim hiç böyle görmesin...
İktidara yaramaz, gazetecilerin yazmaması...
İktidarı yıpratır...
Bir gazetecinin yazısının engellenmesi, o gazetecinin yazısının yayınlanmış halinden daha etkilidir...
Sevgili Hasan Abi Milliyet’te yazıyordu... Benim de eleştirdiğim İmralı Tutanakları haberi, ortalığı birbirine kattı...
Hasan Abi; İmralı Tutanakları haberini yazan gazeteci değildi...
O tutanakların yayınlanmasını savunan gazeteciydi...
Olabilir...
O savunur...
Siz savunmazsınız...
Fakat o gün durumu eleştiren yazısını gazete yönetimi yayınlamayı uygun görmeyince Hasan Abi; istifa etti...
Kendi köşemde “dönmesi için dil döktüm Hasan Abi’ye...”
Gazetenin yönetimi de o günkü yazı ötesinde Hasan Abi’yle bir sorun olmadığını söylüyordu...
Olmadı...
Hasan Abi istemedi ve ayrıldı...
Hasan Abi’nin ayrılması “iktidara mı yaradı?..”
Hayır...
Muhalefete mi yaradı?..
Evet...
Nurtopu gibi bir Hasan Abi meselemiz oldu böylece...
Hasan Abi gazetede niye yazmıyor?..
Hasan Abi gibi gittikçe artan bir gazeteci yazar kesimi, gazetelerinden ayrılıyorlar...
Kimseye hayır getirmez bu süreç... Ne onlar yazmıyor diye, hükümetin inandırıcılığı artar...
Ne de “yalan ve çarpıtılmış gazetecilik” bu yolla sona erer...
Bir kere, gazetelerdeki temel sorun, köşe yazarları değil, yalan haber manipülasyonlarıdır...
Olayları manipüle etmek bir sayfa sekreterliği işidir...
Bir yazı işleri meselesidir...
Derin odakların “gizli, çarpıtılmış, köpürtülmüş ve algı değiştirmeye konuşlandırılmış haber servisi yapması” meselesidir...
Köşe yazarı meselesi değil...
Köşe yazarı, yansıtılan olaylar üzerinden görüş bildirir, eleştirir, över...
Etkisi okuyucusu ve köşesiyle sınırlıdır...
Köşe yazarları eleştirdi diye iktidarlar düşmez...
Köşe yazarları çok beğendi diye, kimse iktidar da olmaz...
Medya açık ve şeffaf yayın yaparsa, manipülasyon yapanlar rahat deşifre olurlar...
Mesele olayların nerede manipülasyona tabi tutulduğunu görebilme meselesidir...
Nasıl değiştiriliyor olaylar ve algılar?..
Bunları çözebiliyorsanız “medya meselesi”ni halledersiniz...
Gerisi özgürlükler meselesidir...
Herkesin dilediğini eleştirmeye ve övmeye hakkı vardır...

