Haberin Devamı
Paleo Faliron semtinde yürürken ayağını kırıyor...
Şekeri 500’e fırlıyor...
Kalbinde ödem oluşuyor...
Yere yığılıyor...
İstanbullu Rumlar’ın Türkiye’den göçettikten sonra, Atina’da bataklık halindeki bölgenin üstüne kurdukları lüks semtin adıdır Paleo Faliron...
Deniz kenarına dizilmiş kafeleri, İstanbul’dan gelen pastırması, sucuğu, kalkanı, peyniriyle Atina’da Rumlar tarafından yaşatılan İstanbul‘dur orası...
Dönercisi, kebabçısı, manavı, balıkçısı orada yaşar orada bulunur...
Lefter de, bütün İstanbullu Rumlar gibi, Atina’ya gittiğinde Paleo Faliron’a gider...
Aslında Atina’da Paleo Faliron dediğiniz yer zaten bir nevi İstanbul’dur...
Eski toprak İstanbullu Rumlar, Yunanlılar’la kolay kaynaşamazlar...
Bir zamanlar onlara Yunanistan’da aşağılamak için Turcosporos derlerdi, “Türk tohumu” anlamında...
Yani Rum olmasına Rumlar ama, Türk tohumu karışmış anlamında kendileriyle farklılık vurguluyorlar...
Fenerbahçe‘nin efsanesi Lefter ise Atina’ya göçeden Rumlar’dan bile değil...
O İstanbul’da kaldı, Türkiye’yi terketmedi, topu topu 3000 Rumla beraber...
Geçen gün Büyükada‘yı ziyaret eden Fenerbahçeliler ona marşlar söylerken, dikkat ettim, gözünden yaşlar geliyordu büyük Usta’nın...
Şimdi hastanede yatıyor Atina’da...
Yaşı epey var Lefter Küçükandoniyadis‘in...
Onla 20 yıl önce röportaj yaptığımda bana “Ben Büyükadalıyım... Buraları bırakıp nereye giderim?..
Benim ata toprağım buralar...” demişti...
Türkiye’de Lefter’le birlikte kalan 3000 Rum; 6-7 Eylül olaylarına rağmen, 64 ve 74’teki Kıbrıs olaylarına rağmen, “Vatandaş Türkçe konuş” diye yapılan telkinlere karşın İstanbul’da kalmaktan vazgeçmediler...
Onların toprakları İstanbul’dur...
İstanbul’da ömür boyu yaşamak için çok büyük bedeller ödediler...
Fenerbahçe bir an önce Lefter’i memleketine getirmeli...
Memleket havası Lefter’i kendine getirecektir...
KIŞ GELDİ... BİR YIL NELER GETİRİP NELERİ GÖTÜRDÜ?..
Sabah dışarda karı gördüm...
Hafif sulu septik ama yine de beyaz beyaz yağıyordu...
Karı gördüğüm an kışın geldiğine ikna oluyorum...
Hafif bir titreme kaplıyor içimi...
Çocukluğumun Ankara‘sı geliyor aklıma...
Kar yağdığında yollar buz tutardı...
Okula gitmesi zor olurdu...
Kayar düşerdiniz kaldırımlarda...
Bir ürperti girerdi içinize hep...
Kar yağınca yine ürperdim işte...
Biraz içim titredi...
Biraz çaresiz hissettim kendimi...
Koca bir 2010 bitiyordu işte...
Zor geçeceği yılbaşı gecesinden belli olmuştu zaten...
Herkes sağlıklıydı, çok şükür...
Geniş bir yılbaşı sofrasıydı toplandığımız bin şükür...
Ama nedense bir keyifsiz geçirdim Yılbaşı’nı...
Tam saatler 24’e gelirken Ahmet Çakar, telefon mesajıyla berbat bir şaka yaptı bana...
Adını şimdi vermeyeyim “ölümcül bir hastalık” teşhisi konduğunu söyledi kendisine...
Önce inanmadım...
Sonra üç kez “Tam yılbaşı saati... Dalga geçilecek saat değil... Doğru söyle” dedim... Tınmadı şakaya devam etti...
Doğru muydu değil miydi derken, biraz da keyifsiz havanın etkisiyle, moralsiz girdim yeni yıla...
O şaka yaptığını yeni yılın ilk dakikalarında söyledi...
Ama iş işten geçmişti...
Bütün bir yıl, çok keskin virajlardan, çok derin mücadelelerden geçtim...
Doğum günümü de “çok mutsuz” kutladım...
Yıla nasıl başlarsanız öyle gider derler...
Keyifli başlamadı, keyifli de gitmedi...
Ama, çok sağlam mücadelelerle geçti bu yıl ve aslında sanırsam kendimle derinden derine bir parça gurur duydum...
50 yaşında, bu derece güçlü savaşabildiğime...
Neyse...
Umuyorum ki 2011 daha keyifli geçer...
Yine kar var dışarda...
Hafif sulu septik ama beyaz beyaz yağıyor işte...
Hafif bir ürperti kaplıyor içimi...
Kolej’deki çocukluk günlerim geliyor aklıma...
Lapa lapa kar yağdı mı, önce sevinir, sonra okula nasıl gideceğim diye ürperirdim!..
Şimdi okul yok...
Ama hayat sınavlarına devam ediyor hala...
Bu yaşta hala sınava giriyor, sınavdan çıkıyorum...
Yine kar...
Yine bir ürperti var içimde...
CHP YÜZDE 30’LARDAYSA KILIÇDAROĞLU BAŞARILI!..
Adil Gür’e yaptırdıkları araştırmada CHP yüzde 31, AKP yüzde 44, MHP yüzde 10 çıkıyor...
Bu tablo artı eksi bir-iki puan oynasa bile, bu haliyle Kemal Kılıçdaroğlu için önemli bir başarı...
Eğer yüzde 23’lerden yüzde 30’lara çıkmışsa CHP, bu fark tamamen Kemal Kılıçdaroğlu‘nun hanesine yazılmalı...
Bugün Ankara’da parti meclisi seçimleri yapılacak...
Gandhi Kemal kendi yönetim kadrosuyla bu seçimlere girmeli...
Lidere bu kredi sonuna kadar
verilmeli...
CHP oylarında hiç sıçrama olmasa bile, bu onun hakkı...
Ali Dürüst, Galatasaray’da başkanlığa adaylığını koyduğunu açıkladığı Son Kale programında “Neden daha önce aday olmadınız” sorusuna şu cevabı vermişti:
“Başkan Adnan Polat’ın ikinci dönem başkanlık yapma hakkına saygı duydum... Galatasaray’ın ananesinde bu vardır...”
Ali Dürüst‘ün ikinci dönem görev yapmasını hak gördüğü ve saygı duyduğu bir demokratik geleneğe CHP de sahiptir...
Bu seçim Kemal Kılıçdaroğlu‘nun ilk seçimi...
Kadro seçimi tamamen kendi hakkıdır...

