Ne dediysek o...

Haberin Devamı

Dün akşam 17 sularında baktım, Bodrum Palmalife’da iyiden iyiye bir hareketlenme var...

Herkes ellerindeki iPad’lerden “on line” Federasyon Başkanı’nın açıklamalarına bağlanacak...

Bir heyecan bir heyecan!..

Beni de çağırıyorlar, ‘gel canlı izleyelim’ diye...

Yedi ve sekiz yaşlarında ilkokuldaki en samimi arkadaşım Arda’ya (Tugay) baktım, denizden çıkmış heyecanlı heyecanlı, iPad’den izlemeye hazırlanıyor...

“Arda denize gel, biraz yüzelim... Yazıya başlayacağım...” diye çağırıyorum onu...

Bana hala “Federasyon Başkanı’nı on line dinleyelim...” diyor...

-”Arda Federasyon Başkanı’nı dinleyecek bir şey yok... Ben sana söyledim küme düşme falan çıkmaz... Gel yüzelim... Yazı yazacağım...”

***


Arda’nın bacanağı ünlü bir sanayici ve Fenerbahçe kongre üyesi, 1907’nin kurucularından...

Bizim cebelleşmeyi gördü, Arda’ya seslendi, “Yahu adam buraya geldiği birbuçuk ay öncesinden beri, Fenerbahçe’ye küme düşme kararı çıkmaz diye söylüyor, hala adama ‘ne olacak’ diye soruyorsun” diye hayıflandı...

“Oğlum boşver bunları gel denize girelim yüzelim...” dedim zor bela aldım iPad’in başından onu...

Denizde yüzerken soruyor:

-”Niye Fenerbahçe’yi düşürme kararı çıkmaz?.. Şike konuşmaları yok mu?..”

-”Var... Ancak şike konuşmaları, şikeyi resmen belgelemiyor henüz... Belgelenmemiş bir şey üzerinden Türkiye’nin en geniş taraftara sahip en büyük kulüplerinden birine küme düşürme cezası veremezsin...

Futbolun sosyal matematiği buna uygun değil...

Mahkeme süreci beklenir...

Kendi de futbol dünyasının içinden, Fenerbahçe yöneticiliğinden gelen hiçkimse, elinde mahkeme belgesi olmadan, Fenerbahçe’nin küme düşmesi kararını vermez...

Böyle bir şey eşyanın tabiatına aykırı...”

***


Denizden döndük, ben yazı yazmaya hazırlanırken elinde iPad’le geldi Arda...

-”Dediklerin aynen çıktı...” dedi...

Evet birbuçuk aydır yazdıklarım ve söylediklerim aynen çıktı...

Lig ertelenir Ağustos’ta başlamaz dedim çıktı...

Bayram sonrasına bırakırlar ligleri dedim, o da çıktı...

‘Savcının iddianamesini beklerler’ dedim, dün Federasyon Başkanı savcının iddianamesini bekleyeceklerini söyledi...

‘Fenerbahçe’ye küme düşme kararı çıkmaz... Boşuna beklemeyin...’ dedim, o da öyle oldu...

***


Şimdi soracaksanız söyleyeyim...

Bütün bu söylediklerimi, biryerlerden duyarak, birebir bilgi edinerek mi söyledim...

Hayır...

Hayatta bilgi kadar değerli şey “empati...”

Evet, durumu dört dörtlük yerli yerine oturtmak için bilgi gerekli...

Somut gelişmeler hakkında bir fikir edinmek de önemli...

Ancak gerekli altyapı bilginiz varsa ve kendinizi o insanların yerine koyuyorsanız zaten sorunu çözersiniz...

Siz Fenerbahçe Yönetim Kurulu Üyesi olacaksınız...

Fenerbahçe voleybol takımının dünya çapındaki başarılarının arkasındaki isim olup o takımın sponsorluğunu yapacaksınız...

Adınız gelecekte bir gün Fenerbahçe Kulübü Başkanlığı için en önemli isimlerden biri olarak geçecek...

Ve siz hiçbir mahkeme kararı olmadan, savcılık iddianamesini bile hazırlamadan, gönül verdiğiniz, tuttuğunuz, sponsor olduğunuz, bir zamanlar Başkan’lığını düşündüğünüz kulübünüzün Asya Ligi’ne düşmesinin altına imza atan adam olacaksınız...

Böyle bir şeyi, aklı başında olan herhangi bir insanın aklının ve hafızasının alması mümkün mü?..

Adnan Polat iki gün önce aramızda laflarken bir şey söylemişti:

“Herkes Fenerbahçe taraftarını Şükrü Saraçoğlu’nda tribünde bağıran adamdan ibaret sanıyor... Oysa bu ülkede Başbakan da Fenerbahçe’li... Federasyon Başkanı da Fenerbahçe’li... Savcılar hakimlerin birçoğu da Fenerbahçe’li... Taraftarın rencide olmasından bahsederken, herkes Saraçoğlu tribünlerini taraftar olarak algılıyor...

Oysa Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş’ın taraftarları her tarafta...”

***


Elbette taraftarlar her tarafta diye, mahkeme kararına aykırı bir şeyin altına imza atılmayacak...

Fakat ne dedik “mahkeme kararına...”

Ortada daha mahkeme kararı yok...

Futbolun dengeleri ve sosyal matematiği, küme düşme gibi kararları kaldırmaz...

İşte böyle...

Ne dediysek o!..

***


TÜRK YA DA MÜSLÜMAN DEĞİL... İNSAN!..

Baştan söyleyeyim...

Sevgili Hulki kardeşimin (Cevizoğlu) sözleri çok talihsiz sözler...

“Somali’ye yardımı düşünene kadar, Türkiye’deki açları düşünseniz...” mealinde yıllar yılı çok söylenmiş, tekrarlanmış sözleri söyledi Hulki kardeşim...

Önce bir şeyi açığa kavuşturalım...

AKP ve Tayyip Erdoğan Somali yardımını bir süre sonra, “siyasi bir yatırımın parçası olarak da görür mü?..”

Görebilir...

Tayyip Erdoğan ve Emine Erdoğan’ın yapılacak yardımları vermek üzere o ülkeye gitmeleri, gazetelerin, televizyon kameralarının bu olayı haber olarak vermeli, Başbakan’ın siyasi karizmasını güçlendirir mi?..

Evet güçlendirir...

Öyleyse “bunun bir siyasi şov olduğunu söyleyip” karşı mı çıkmalıyız bu olaya?..

Hayır...

Bin kere hayır!...

***


Siyasetçinin yaptığı eylemleri bir siyazsi yatırım olarak görmesi suç değil ki...

Siyasetçi elbette doğası gereği, siyaseti insanları etkilemek için yapıyor...

Kendisinin ne kadar yardımsever, iyiliksever, hak ve hukuk gözeten biri oduğunu anlatabilmek için yapıyor...

Bunun için yapıpor diye, Afrika’daki aç insanların karnını doyuracak, onları hayata kazandıracak bir yardıma, hangi ruhla, hangi saikle karşı çıkabilirsiniz?..

dünyanın en ünlü sanantçıları da soyal yardım projelerine genelde kendi isimlerine prestij katmak, marka değerlerini yükseltmek amacıyla girerler...

Bu böyle diye, yıllar yılı AIDS’e karşı mücadele eden Elizabeth Taylor’u “kendi reklamını yapıyordu o” diyerek, verdiği mücadeleyi tukaka etmemiz mi gerek?..

Onun mücadelesiyle AIDS hastası birçok insanın, hayatının uzadığını, yaşam umudu kazandığını, hayata bağlandığını gözardı mı edeceğiz?..

Hayat insanlara katkı ağlayanlara, iyilik yapanlara, iyilik döndüren bir mecradır...

İnsanlara yapılan iyiliğe karşı çıkılmaz!..

Hayata yapılan katkıya, “Hayır” denmez...

***


Peki muhalefet ne yapacak ne yapmalı?..

Tayyip Erdoğan’ın ya da AKP’nin her yaptığına “Vevet efendim, sepet efendim” muamelesi çekip, kendi varlık nedenini mi yok etmeli?..

Hayır...

Düzgün ve cerbezeli bir muhalefet şunu sorar AKP’ye:

“Arkadaş hep Müslüman ülkelere yardım etmeye gönüllü gözüküyorsun... Müslüman olmayanlar insan değil mi?.. Müslüman olmayan ülkeler, milletler, insanlar arasında aç, sefil, yardıma muhtaç yok mu?.. Niye bunlara aynı duyarlılığı göstermiyorsun?..”

***


Bunu sorarsanız insanlığa katkı yaparsınız...

Hayatı desteklersiniz...

Somali’ye yardım yapılmasına muhalefet etmek, “Niye Türkler’e yapmıyorsun da Somali’dekilere yapıyorsun” demek değil...

“Niye acil ihtiyacı olan bütün insanlara yapmıyoruz da, Müslüman ülkeleri kayırıyoruz?..” diye sormak insanlıktan ve halktan yana muhalefettir...

Hayatı kendi milletinden, ülkesinden ya da dininden ibaret görmek, hayatı nakıs görmektir...

İnsanlık bir bütündür...

İnsanın aç olduğu yerde, katkı, yardım, el uzatma kutsal görevlerdir...

Bunların Türk’ü Yunan’ı, Müslüman’ı Hrıstiyan’ı olmaz...

İnsanları ayırmak, hayata karşı yapılacak en büyük günahtır...

DİĞER YENİ YAZILAR