Mustafa Balbay’ın misyonu...

Haberin Devamı

Dört yıl kadar önce, Cumhuriyet gazetesinde o sırada “tutuklanan Mustafa Balbay’ın kitaplarının imza günü” vardı...

Kalkıp gitmiştim...

Bir sürü yazar çizer oradaydı...

Halk; Cumhuriyet gazetesinin Şişli’deki binasının önünde toplanmıştı...

Sevgi gösterisinde bulunuyordu gelen yazarlara...

***


Hayat insanların karşısına o sırada tesadüf gibi görünen, oysa gerçekte hiç de tesadüf olmayan, olaylar çıkartır sınamak için...

O olayların gizemli gerçeğinde, kişisel ve tarihsel misyonlar biçer insanlara...

Mustafa Balbay tutuklandığında, bu ülkede tutuklanan yüzlerce VIP tutukludan birisiydi...

Onunla beraber tutuklanan gazeteciler bulunuyordu...

Sonrasında tutuklananlar olduğu gibi...

O sırada tutuklanan işadamları, generaller, doktorlar, siyasetçiler vardı...

Sonradan tutuklananlar olduğu gibi...

O gün beni Cumhuriyet gazetesinin önüne götüren kalbim, hep Mustafa‘yı farklı bir yere koyuyor, Mustafa‘ya hep farklı bir rol biçiyordu...

Mustafa; o günlerden itibaren ismi etrafında adım adım oluşan “sempati halkalarının, yarattığı rüzgarlarla”, Türkiye’nin “cezaevleri sürecinin sembol ismi” olacaktı bu beş yıl içinde...

***


Tutuklu sanıklardan muhtemelen bazıları Mustafa’nın kayrıldığını düşünüyorlar...

Onun sembolleştirildiğini, onun için lobiler yapıldığını, insanların seferber edildiğini, milletvekili seçtirildiğini, onu cezaevinden çıkartmak için her yolun denendiğini; söylüyorlar...

Mustafa için denenen bu yolların hiçbirinin kendileri için denenmediğini düşünüyorlar...

Haklı olabilirler...

Ben dahil kimse Mustafa için yazdığımız kadar yazmadık diğer tutuklular için...

“Neden” diye kendime sorduğumda tek bir cevap çıkıyor karşıma...

Mustafa; iddianamede her ne yazmış olursa olsun, hayatında somut olarak kimsenin kişisel kötülüğü için tek bir söz söylememişti...

Hep mahsun, hep tevekkül, hep bilgelik dolu bir muhalefet çizgisi izlemişti...

***


Saldırganlaşmamıştı...

Şartlar çok zorladığı halde asabileşmemişti...

Hayat dayattığı halde, “hesap sorar bir havaya” bürünmemişti...

Hep adalet arayan, agresifleşmeden hak arama mücadelesi yürüten, kimselerin kötülüğü için tek bir söz söylemeyen bir kişiydi Mustafa...

Dün dikkat ettim...

Mustafa’nın serbest kalmasını, hükümete en muhalif gazeteler, merkez medya, Cemaat’e yakın medya ve hükümete yakın medya, istisnasız hepsi birinci sayfalarından görüyorlardı...

Hiçbirinde olumsuz bir söz söylememeye özen gösteren bir hava esiyordu...

Muhalif medya ile merkez medya olayı iyice büyütüyor, buna karşın Cemaat’e yakın medya ile hükümete yakın gazeteler de özen göstermeye gayret ediyorlardı Mustafa’ya...

***


Aslında Mustafa’yla ilgili toplumsal konsensus, bundan daha önce; değişik eğilimleri içinde barındıran Anayasa Mahkemesi’nin üyelerinin oybirliğiyle aldığı kararla tescil ediliyordu...

Tutukluluk süresinin haksız biçimde uzadığına hükmeden karar Anayasa Mahkemesi’nde oybirliğiyle alınmıştı...

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül daha mahkeme tahliye kararını vermeden, kendi de, elini taşın altına koyup;

- “Kararın Anayasa Mahkemesi’nden oybirliğiyle çıkması çok önemli” demişti...

Bunu Cumhurbaşkanı’nın hatırlatması, aslında onun tutumunu da anlatıyordu kamuoyuna...

- “Balbay tahliye edilmeliydi...”

***


Türkiye çok sert savaşların yaşandığı, korkunç bir türbülansın içindedir bir süredir...

Bu türbülanstan ne kadar yara alarak çıkabileceğimizi bilmiyoruz...

Bu kadar değişken, uzlaşmaz ve çatışan cephenin ortasında, Mustafa Balbay için kendiliğinden oluşan konsensus, Türkiye’nin önündeki umuttur...

Demek ki Türkiye’de; herkes bir miktar da olsa Mustafa’nın özgürlüğünden mutlu olmaktadır...

***


Öyleyse Mustafa Balbay;

Dayatmalara gitmeden...

Hesap sorucu bir uslup benimsemeden...

Tamir edici ve geçmişi sarmalayıcı...

Geleceği barışla inşa edici...

İstikbali mazinin rehin almasına izin vermeyeceği bir süreci oluşturabilecek bir mücadeleyi başlatabilecek bir adamdır...

Cezaevleri sürecini bilen, bu süreci toplumsal bir barışla noktalayabilecek bir empati duygusuna fazlasıyla sahip bir konsensus adamıdır...
Mustafa Balbay’ın misyonu...
***


Mustafa’nın mizacı bu zor görevi; ülkenin toplumsal barışını sağlayarak Meclis’te yürütebilecek bir konumdadır...

Hayat bazen insanlara, en acı ve ağır tecrübelerin ortasında çok büyük misyonlar yükler...

Mustafa Balbay’ın serbest kalmasının altında hayatın talep ettiği “böyle bir misyon var...”

Güney Afrika’da barışı sağlayan Nelson Mandela Güney Afrika’da toplumsal barışı 27 yıl hapiste kaldıktan sonra sağlayabilmişti...
Mustafa Balbay’ın misyonu...
Elbette Mustafa ile Mandela arasında siyasi bir benzerlik yok...

Fakat hayat zaten siyasi değil, insanidir... Mandela’nın ebediyete intikal ettiği cenaze töreninin gününde, Mustafa Balbay’ın cezaevinden çıkarak TBMM’de yemin etmesi ilginç bir tesadüftür...

Lafın gelişi tesadüftür diyorum...

Ben tesadüflere inanmam!..

Hayatta tesadüf gibi görünen olguların “insanlara ibret” olacak bir nihai idrakin parçaları olduğunun farkındayım...

Belki de memleket, sorunlarını, barış, uzlaşı, hoşgörü, özgürlük içinde çözmesi gerektiğinin idrakini sağlayacaktır cezaevlerinde yaşanan bunca acılı dramdan sonra...

Bir de bakarsınız cezaevleri ve yargılama süreçleri, “sistemi ve insanları adam etmenin bir yöntemi olmaktan çıkıvermiş...”

Söylemesi bile kulağa hoş geliyor; değil mi?..

DİĞER YENİ YAZILAR