Muhteşem Süleyman adı altında dürtüklenen tek şey libido!..

Haberin Devamı

Başbakan Muhteşem Yüzyıl’la ilgili konuştuğunda medya ve reklam dünyasının üç duayen ismiyle bir öğle yemeğinde beraberdim...

Reklam duayeni olan zat; “Bu sözlerden sonra Kanuni’yi at sırtına bindirip, acilen sefere çıkartırlar...” dedi;

“Diziden vazgeçemezler... Bu şekilde de devam edemezler... Tek çıkar yol Kanuni’yi at sırtına bindirip, uzun bir sefere çıkartmak...”

Dün kanal yönetimi çevrelerinde bu yönde görüşlerin seslendirildiğini dolaylı yollardan öğrendim...

Mesele Kanuni’yi at sırtına bindirip, diyar diyar dolaştırmak değil...

Mesele Meral’in hayattayken yapmaya çalıştığı şekilde, Muhteşem Süleyman’ın senaryosunu yazarken, Kanuni’nin hayatından bilinmeyen ilginçlikler çıkartma, onları tarihin ve olayların gelişim çizgisini bozmadan yaşanan ilişkilerle harmanlama...

***


Meral, Muhteşem Yüzyıl’ın senaryosunu yazmaya başladığında, herkes Hürrem Sultan’la, Pargalı İbrahim Paşa’nın arasındaki derin rekabeti ve amansız savaşı konuşuyordu...

Öyle miydi değil miydi, herkes bir taraftan tartışırken bir şeyler de öğrenmeye çalışıyordu...

Tarihe yönelik cehaleti yok edici bir merakı dürtüklüyordu dizi...

Oysa şu anda Muhteşem Yüzyıl adı altında dürtüklenen tek şey libidodur...

Tartışmaların yerinde yeller esiyor...

Muhteşem öpüşmeler ve halvet olma hallerine iç geçirilmekten ibaret muhteviyat!..

***


Anglo Saksonların “fine tuning” dediği bir tabir vardır...

‘İnce ayar’ demektir...

Ustaları usta yapan bu ‘ince ayar’ı iyi bilmeleridir...

Dün son şehzade Osman Selahattin Osmanoğlu da konuşmaya başladı ve “Sözkonusu olan bizim dedemiz... Böyle lanse edilmesini ailece tabii ki beğenmiyoruz...” dedi...

Herkese herşeyi beğendirmek zorunda değilsiniz...

Ancak hayata ve onu yaşayanlara karşı daha dürüst olmalısınız...

Kanuni’nin soyundan gelsem, ben de dedemin dedesinin dedesinin bu şekilde gösterilmesine karşı çıkardım...

“Ama bu belgesel değil özgün senaryo lafına da ifrit olurdum...”

“Bir de ben sizin isminizin üzerinden özgün senaryo yazayım bakalım ne olacak?..” diye iç geçirirdim...

***


Meral’in Kanuni’yi senaryolaştırmasını bütün gücümle destekledim, çünkü onun Sultan Süleyman’ın kişilik dokusunu bozmayacak bir senaryo yazacağını biliyordum...

Can Dündar’ın Mustafa filminin arkasında durduğum gibi...

Çünkü onun da filmde “Mustafa Kemal’i anlatan metinlerinde, haklı olarak tabuları zorlasa da, tarihsel kişiliğin ana eksenini bozmayacak bir özeni göstereceğini” biliyordum...

“At sırtına bindirip sefere mi çıkartırsınız, yoksa sarayda derin ilişkiler içinde bir Kanuni portresi mi yaratırsınız” bilmem fakat işin cılkını çıkartmayın...

Ucuza kaçmayın...

Başbakan öyle söyledi diye, ucuz hamasete yönelip “Kıtaları ve ülkeleri fetheden at sırtında cengaver Kanuni portresi çıkartarak, Muhteşem Süleyman’dan yeni bir Malkoçoğlu yaratmaya kalkmayın...”

Süleyman’ın derinliğini ekranlara yansıtın...

Büyük paralarla, Türkiye’nin en çok konuşulan dizisini yapıyorsunuz...

İçinde tarih var...

Tarihin çok önemli figürleri var...

Olaylar ve bir milletin mazisinin unutulmaz bir parantezi var...

Bu diziye bu kadar büyük para almanızın, bu derece yüksek rating yapmanızın altında; “Muhteşem Süleyman’ı, Hürrem’i, Pargalı İbrahim’i, Osmanlı’yı, Harem’i ve Saltanatı dilediğinizce kullanmanız yatıyor...”

Onlar tarih, ecdad ya da sadece insan olmanın ötesinde, sizin rızkınız esasında...

İnsan rızkına ihanet etmez...

Fütursuzlaşmayın!..

*****


QUARESMA AYLARDIR GALATASARAY’LA FLÖRT EDİYORDU... Q-7’NİN GALATASARAY’A TRANSFERİ BU HAFTA BELLİ OLUYOR...

Beşiktaş’ın Q-7’yle yılan hikayesine dönen sinir savaşı, bu hafta içinde nihayete eriyor...

Bu köşede, “Quaresma olayında Galatasaray bağlantısına” dokundurma yapmış, “bir büyük kulübün Quaresma’yla temasları var...” demiştim...

Gerçek şu ki, Q-7’nin menajerleri başından beri Quaresma’ya sıcak bakan Galatasaray’la görüşme halindeydiler...

Aslında “Beşiktaş’la Q-7’inin bir türlü anlaşamamasının altında da Galatasaray’la el altından yapılan bu temaslar vardı...”

Quaresma 3 milyon 750 bin euro tutarındaki yıllık maaşından bir ara yönetici Tamer Kıran’la görüşmesinde 3 milyon euro’ya inmişti...

Ancak on gün sonra, Beşiktaş “gelsin başlasın” dediğinde Quaresma anlaşılmaz bir şekilde “vazgeçtim” cevabını vermişti...

Gerçek şuydu...

3 milyona düşürdüğü maaş indiriminden vazgeçen Quaresma o günlerde yine bir yerlerden “indirme” diye mesaj almıştı...

GALATASARAY’IN İSTEDİĞİ

Dün Habertürk internet sitesi Quaresma’nın yakın çevresine, “Fatih Terim beni istiyor... Ben de Şampiyonlar Ligi’nde oynamak istiyorum... Galatasaray’ın futbolunu çok beğeniyorum... 3 milyon euro alacağıma karşın Beşiktaş’tan devre arası ayrılabilirim... Olmazsa sezon sonu...” dediğini yazdı...

Q-7 ve çevresi düğmeye basmıştı...

Haberde 3 milyon euro olarak bahsedilen aslında 3.5 milyon euroydu...

Beşiktaş Ağustos ayından bu yana Quaresma’nın aylık 375 bin euroluk maaşını ödememişti...

Aralık sonu itibariyle Q-7’nin toplam alacağı miktar 1 milyon 875 bin euro’ydu...

Sezon sonuna kadar mukaveleyle alacağı 1 milyon 875 bin euro daha vardı...

İkisinin toplamı 3.5 milyon euro ediyordu...

Quaresma 1 milyon 875 bin euroyu almayacak, sözleşme feshedileceğinden ikinci 1.850 de Beşiktaş’ın cebine kalacak, buna karşın Quaresma ikinci devre Galatasaray’da top oynayacaktı...

BEŞİKTAŞ NE YAPACAK?..

Plan buydu...

Menajerler ve Galatasaray bunu istiyordu...

Beşiktaş’a gelince;

Eğer takım son haftalarda muhteşem bir futbol oynamasa Q-7’nin ikinci devre Galatasaray’a gidecek olması ortalığı yıkıp geçerdi...

Ne ki, Beşiktaş takımını Quaresma’sız yapılan aşı tutmuş, takım takır takır futbol oynamaya ve her maçta 3-5 gol atmaya başlamıştı...

Holosko’nun patladığı, Oğuzhan ve Almeida, Fernandes’in döktürdüğü takımda Q-7’nin eski ağırlığı ve havası artık kalmamıştı...

Galatasaray’a devre arasında gitmesini Beşiktaş istemese bile, gitmesi artık ‘ölüm’ değildi...

Hatta ona ödenecek paranın üstüne biraz daha konup, devre arası iyi bir transfer bombası patlatılırsa, “Şerden hayır çıktı bile denebilirdi...”

Fikret Orman, Quaresma’nın devre arasında yurt dışına gitse de Galatasaray’a gitmesine sıcak bakmıyor...

Buna karşın, ortada Galatasaray’la aylardır flört eden bir futbolcu ve ona ödenecek olan fazladan bir 3.5 milyon euro var...

İyi futbol oynayan Beşiktaş’ın, uzun zamandır kendi futbolcusuyla flört eden Galatasaray’a “Al Quaresma’yı hayrını gör” demesi bile ihtimal dahilinde...

***


Ancak bir gerçek var...

Beşiktaş’lı yöneticiler açıktan söylemeseler de, Q-7’yle Galatasaray flört etmese, kendi futbolcusuyla bu süreci yaşamayacağını düşünüyor...

“Galatasaray’ın başka takımın bir futbolcusunu ayartmış olabileceği” görüşü zaman zaman dile geliyor...

Bu işlerin iyi tarafı “rakibinize transferde de bir gol atmaktır...”

Kötü tarafı ise şudur...

Bir gün size de çıkabilir...

DİĞER YENİ YAZILAR