MİT Müsteşarı yazılarının amacı Apo’yu ve PKK’yı etkilemek...

Haberin Devamı

Kirli ve gerçekleri gizlemeye yönelik yalan taammüden, insanları yanıltmak, aşağılık kompleksine sürüklemek ve bu yolla istediklerini yaptırmak için söyleniyor Türkiye’de...

Ne zaman ki “uluslararası basın, dünya medyası, objektif gazetecilik” türü kamuflaj ifadeler görürseniz dikkat ediniz...

Türkiye gibi, dünyada da partiler var, iktidarlar var, devletler var, istihbarat örgütleri var, çıkarlar var...

MİT Müsteşarı Hakan Fidan “Amerika’nın güvenmediği ancak çalışmak zorunda olduğu bir kişilik” olarak Wall Street Journal ve Washington Post’ta tanımlanınca “Tamam...” dedim; “Beklediğim operasyona başladılar...”

***


Seçimler geliyor...

Bu günlerde, psikolojik savaş ve seçimleri bire bir etkileyecek derin operasyon yapılmayacak da ne zaman yapılacak?..

Açık konuşalım...

Türkiye’de seçimleri etkileyecek tek konu, “Güneydoğu’da silahların bütün gücüyle konuşması“dır...

Sonuçları etkilemese de, yarattığı istikrarsızlık seçimlerin bütün havasını altüst eder...

***


Washington Post ve Wall Street Journal’daki; Hakan Fidan aleyhtarı yazıların tek hedefi “PKK, BDP, KCK ve Kürt aktivist gruplar ile siyasetleri doğrudan etki altına almaktır... En başta da elbette İmralı’da bulunan Apo’yu etkilemektir...”

Böylece “ateşkes ve barış sürecinin sona erdirileceği hesaplanıyor...”

Bu tip etkin Amerikan gazetelerin; Amerikalı yetkililere dayandırarak Hakan Fidan’ı eleştiren yazılarından öncelikle kim etkilenir?..

Elbette Hakan Fidan’la birebir işi olan kesimler...

Kim bu kesimler?..

Türkiye’nin batısında, kuzeyinde, güneybatısında, ortasında, kuzeydoğusunda yaşayan insanlar, Amerikalı bir yetkilinin Hakan Fidan’la ilgili ne düşündüğünü ne yapsınlar?..

Merak edecek olsalar Tayyip Erdoğan’la ilgili ne düşündüğünü merak ederler!..

Fakat mesele Amerika’nın Türkiye ile ilgili ne düşündüğünü söyleyip, Türk oyları etkilemek değil...

Mesele “Hakan Fidan’la ilgili Amerika’nın ne düşündüğünü söyleyerek barışı ve ateşkesi yalnızlaştırmak, sahipsiz bırakmak ve durdurmak...”

***


Yazıların içeriği, amacı ele veriyor...

Amerika’nın Hakan Fidan’la ilgili ne düşündüğünü öncelikle merak edecek kesim “Apo, PKK (Kandil), KCK ve BDP“den oluşur...

Hakan Fidan Güneydoğu’da barış sürecini yönetti ve yönetiyor...

Bu sürecin, başında Amerikan yönetiminin desteğini aldığı söyleniyordu...

Washington Post ve Wall Street Journal gazeteleri “Amerikan yetkililere dayandırarak Hakan Fidan’ın güvenilmez bulunduğunu” yazıyor...

Böylece “Hakan Fidan’ın barış işini Amerika güvenilmez buluyor ve desteklemiyor” diyorlar...

Amerika bu politikanın bir numaralı uygulayacısını güvenilmez buluyorsa, süreç yürümeden bitecektir...

***


Etkili Amerikan gazeteleri, Kandil, İmralı ve Diyarbakır’a;

- “Hakan Fidan’a, Güneydoğu’daki barış açılımına güvenmeyin...

Bu olayın arkasında Amerika’nın desteği yok...

Fidan ve dolayısıyla Tayyip Erdoğan bu konuda yalnızlar...” demeye getiriyorlar...

***


Bu derin operasyonu, haber ve yazılarla yapanlar; bölgede silahlı siyaset yapan aktif Kürt unsurların, Amerika’da çok fazla dikkate aldığını biliyorlar...

Ortadoğu’nun Kürt siyasi unsurları “Amerika’nın desteklemediği bir politikanın önünde sonunda başarısızlığa uğrayacağını” biliyorlar...

Amaç işte tam da bu duygunun üzerine algı yaratmak...

Bu unsurlara, “Ateşkesi bırakın... Mevzilerinize dönün... Hakan Fidan’a güvenmeyin o gidici...” demek...

***


Dikkat edin;

Amerikan’ın etkili gazetelerindeki bu yazılar, Musevi internet sitelerinden birinde “Hakan Fidan’a suikast yapılacağına dair” haberle aynı anda çıkıyorlar...

Amaç birilerine “Fidan’a güvenmeyin” mesajı vermek...

Nitekim benzer bir haber Kandil’in bir numarası Cemil Bayık’tan geliyor hemen birkaç gün içinde...

- “Türkiye sözlerini tutmuyor... Ateşkesi bitiririz...”

Bütün bunların gerçekte tek adresi varsa o da Apo’dur...

Her taraftan Apo’ya “Arkasında durduğun süreci artık destekleme... Bu işin oluru ve desteği yok...” demeye getiriyorlar...

Kandil de biliyor ki; Apo’suz Güneydoğu’yu yeni bir savaşa hazırlamak ve ateşkesi bitirmek pek mümkün değil...

Hepsi birden İmralı’yı sıkıştırma üzerine politika kuruyor...

Ne enteresan;

İşte tam da böyle bir esnada aydın ve liberal bir grup aydın! “PKK’yı silaha yeniden sarılmak için piyazlamaya” çalışıyor...

Biraraya gelmez denilenler hep bir arada...

Kim var acaba bu beş benzemezin arkalarında?..

Hem ulusal ve uluslararası alanda?..

AMERİKAN BÜYÜKELÇİSİ NİYE HAKAN FİDAN AÇIKLAMASI YAPMAK ZORUNDA KALDI?..

Olayların bu noktasında, Amerikan Büyükelçisi “Hakan Fidan’ı destekleyen bir açıklamayı” apar topar yapmak zorunda kalıyor...

Normalde, Washington Post veya Wall Street Journal’da belirsiz kaynağa dayanarak yapılan bir haberi; büyükelçinin yalanlaması ve Fidan’ın arkasında olduklarını bizzat açıklaması akla yakın gelmiyor...

Fakat durum hassas...

Kürt siyasetini belirleyen unsurlara; “Amerika Fidan’ın arkasında değil” diyerek bilinçli bir psikolojik harekat başlatılıyor...

Onların bu yolla şüpheye düşmeleri ve ateşkes sürecini kesmeleri amaçlanıyor...

***


Amerikan büyükelçisi apar topar bu açıklamayı yaparak “Durum böyle değil... Amerika ateşkesin ve barış sürecinin tamamen arkasında...” demek istiyor...

Şimdi gelelim Türkiye’de kurnazca, “Uluslararası medyayı ve basını yere göğe koyamayıp, Türk okuyucusu üzerinde bilinçli bir aşağılık kompleksi yaratmaya çalışanlara...”

Bu kişiler sanki tarafsız ve objektif bir uluslararası medya varmış gibi, Batı medyasına “sınıflar üstü ve siyaset ötesi” bir konum biçiyorlar...

Onların yorumlarını “Batı’daki çıkar çevrelerinin manipülasyonu olarak değil, sınıflar üstü bir hakemlik kurumunun, siyaset üstü objektif bir analizi” olarak pazarlıyorlar...

En basit örneği; Washington Post’ta ve Wall Street Journal’daki haberdir...

Bu objektif bir gazete haberi değil, psikolojik savaş ve algı yanılsaması yaratmak amacıyla düzenlenmiş operasyonel bir kurmacadır...

Bugünlerde “uluslararası gazetecilik normlarından ve onların ne kadar muhteşem bir kutsallıkta ve standartta olduğundan dem vuranlara” dikkat...

Onlar işlevsel olarak bu operasyonların lojistik destekleridirler...

***


Uzun zaman dış politika muhabirliği ve uluslararası gazetecilik yapmasam bu kadar açıktan bilmem...

Maalesef bu alanda faaliyet gösteren gazetecilerin önemli bir bölümü, “belirli merkezlerle direkt irtibat içinde”dir...

Uluslararası basını “objektif, büyük gazetecilik değerleriyle bezenmiş, kutsal bir gazetecilik arenası” olarak göstermek, bilinçli yapılan büyük bir manipülasyon ve kirli bir yalandır...

Gerçekte ise; uluslararası basın “dünyanın değişik gizli ve açık örgütlerine en açık, manipülasyona en müsait, gazetecilik dışı mesleklerin en fazla cirit attığı mecradır...”

Herkes bu mecrada at oynatıyor...

Utanmasalar “Bana da lolo” deyip beni aldacaklar!..

Siz bana inanın; kanmayın onlara...

DİĞER YENİ YAZILAR