Mevlana’nın 739. Vuslat Yıldönümü anma törenleri ile Şeb-i Arus (Düğün Gecesi) töreni önceki gece sona erdi...
Televizyonlarda ve kamuoyunda bir süredir insanlar arasında tartışmalar; daha çok küfürler ve belden aşağı hakaretlerin gırla gittiği, insanların haysiyetlerinin ve onurlarının yerle bir edildiği kavgalar şeklinde devam ediyor...
Hayat elbette, bu kez de ‘iyiliğin ve güzelliğin’ kazanacağı bir mecraya girecek...
Mevlana haftasını yeni idrak ettiğimiz günlerde “bir tartışma hakkında Mevlana’nın söylediği sözleri ve verdiği tepkiyi” hatırlatmakta yarar var:
“Mevlana bir gün sokakta yürürken iki adamın fena halde kavgaya tutuştuğunu ve birbirlerine ağır hakaretler ettiğine şahit olur...
Mevlana birinin diğerine şöyle dediğini duyar:
-”Eğer bana küfür edecek olursan sana bin katıyla cevap veririm...”
Bunun üzerine Mevlana onlara yanaşır ve şöyle der:
-”Hadi dostum... Öfkeni bana kus... Bin tane küfür etsen de ben tek bir tane küfür duyamayacaksın...”
Sufi Yolu’nu izleyen öğrencilerin yediyüz yıldır ders programı olarak okudukları “Mevlana’dan 100 Bilgelik Hikayesi” kitabına göre, Mevlana’nın bu sözleri üzerine kavga eden iki kişi, kavgadan vazgeçip dost olmaya karar verdiler...
Soyağacı Hazreti Muhammed’e dayanan İdries Shah’ın yazdığı Mevlana’dan 100 Bilgelik Hikayesi, Sufiler tarafından insanlar üzerinde sıradan anlayışın ötesinde bir bilinç geliştirmek için kullanılıyor...
Mevlana’nın 739’uncu Vuslat törenlerinin yapıldığı bugünlerde, belki hayatımıza bir katkısı olur diye yayınlıyorum bu öyküyü...
“BEKLERSENİZ DÜNYA TÜM MASKELERİNİ KALDIRIP KENDİNİ SİZE SUNACAKTIR...”
İçinize dönüp etkileşim kurduğunuzda, yirminci yüzyılın eşsiz yazarlarından Franz Kafka’nın kusursuz bir şekilde ifade ettiği o şeyi tecrübe edersiniz;
“Odanızdan çıkmanıza bile gerek yok... Masanızda oturun ve dinleyin...
Hatta dinlemeyin bile sadece bekleyin...
Hatta beklemeyin, sadece dingin ve sessiz olun...
Dünya tüm maskelerin kalkması için kendini size sunacaktır...”
Debbie Ford’un bu sözleri okuduğumda, hayatım gözlerimin önüne geldi...
Mesleğim gazetecilik benim ve olan biteni öğrenmek benim profesyonel mesleğim...
Ancak son yıllarda bilinen gazetecilik metotlarının hiçbirisini uygulamıyorum ben...
Çevremde ve geniş çevrede olan bütün olaylar, hiçbir çaba göstermediğim halde, bütün gerçekliğiyle önüme seriliyor...
Öyle bir hal aldı ki bu durum, ben ne kadar çaba göstermezsem, o kadar çok fazla bilgi ediniyorum çevremle ilgili...
“Sadece dingin ve sessiz olursanız” diyor Debbie Ford; “Dünyanın tüm maskelerini atarak kendisini heyecanla size sunmasından başka bir seçeneği kalmayacaktır... Bu gezegende her ruhun kutsallığına inandığınızda Tanrı’nın ruhunuzun çağrısına yanıt verdiğini fark edeceksiniz... Egonuzu konuşturduğunuz zamanlarda değil, kutsal zamanlarda... Eğer kendi ruhunuzun sesini duyacak kadar sessiz ve dikkatliyseniz, en çılgın hayallerinizin bile ötesinde bir hayatla karşılaşacaksınız...”
“Gerçek şu ki siz evrenin bir çocuğu, kusursuz varoluşunuzu yöneten kutsal ruhun moleküllerinden birisiniz... Ve mutluluklar, haz ve sonsuz minnetle dolu bir hayat sürmeniz için, çok daha büyük bir oyunun içinde olduğunuzu kabul etmelisiniz... Bu siz kazandığınız zaman benim de kazanacağım bir oyundur... Ben kazandığım takdirde siz de kazanırsınız... Ben kaybedersem siz de kaybedersiniz...
Hayat oyununa ego perspektifinden yaklaştığınızda, bunu zor ve zahmetli bir yolculuk olarak görürsünüz...
Sonunda canınız yanar, duygularınız altüst olur, aklınız karışır...
Ancak hayata ruhun gözlerinden baktığınızda, bunu neşeli bir dans, ruhunuz için bir okul, sürekli değişen ve büyüyen bir olgu olduğunu anlarsınız...
Tek bir tecrübeye takılıp kalmadan hayatın tüm oluşumlarından keyif alabilirsiniz...”
21 ARALIK DEĞİL, 31 ARALIK ÖNEMLİ...
Çok tartışılıyor Mayaların 21 Aralık için dedikleri fakat ben size bir sır vereyim...
21 Aralık 2012 değil, 31 Aralık 21012 önemli...
31 Aralık 2012’de bir yılın son gününü yaşayacağız...
O günde gözünüzün önüne hafifçe bir getirin geçtiğimiz 365 günde neler yaşadığınızı, hangi olaylara ne tepkiler verdiğinizi, kime kızdığınızı, kimi sevdiğinizi, kimin hayatınızda önemli olduğunu fark ettiğinizi, kimi hayatınızdan çıkardığınızı...
Hayatınızın özetini 20 dakika yarım saat kadar çıkartın ve gözünüzün önüne getirin...
Olaylardan ziyade, olaylar karşısında nasıl davranmış olduğunuza odaklanın...
Böyle baktığınızda sizi mutlu ya da mutsuz, huzurlu veya huzursuz eden şeyin, olaylardan çok olaylara yaklaşımınız olduğunu fark edeceksiniz...
Huzurlu olmak için, olaylara karşı huzurlu yaklaşmanız gerekiyor...
Dikkatlice bakınca, yaşadığınız tüm olayların sizin kendi seçimleriniz sonucu olduğunu göreceksiniz...
Ne yaşıyorsanız onu seçtiğiniz için yaşıyorsunuz...
Seçmediğiniz hiçbir şeyi yaşamıyorsunuz...
Bunu fark ederseniz, bu sefer seçimlerinizin ne kadar önemli olduğunu da hissedeceksiniz...
Bilinçli ve bilinçsiz yaptığınız her seçim, sizin hayatınızı belirleyen bir kuluçka dönemine işaret ediyor aslında...
Siz Mayaları ve 21 Aralık’ı bir süre için bir kenara bırakın ve 31 Aralık 2012’ye fokuslanın...
Geçen yılın resümesini 20 dakika yarım saat boyunca çıkardıktan sonra, gelecek yılın nasıl geçmesini istediğinizi hayal edin...
Mümkün olduğunca somut olsun hayaliniz...
Yani öyle “iyi geçsin sağlıklı geçsin, mutlu olayım, aşık olayım” gibi yeni yıl şarkısı söylenirken tutacağınız genel geçer dileklerden bahsetmiyorum...
Önümüzdeki yıl ile ilgili hayal edin ve hayallerinizi görün...
Gördüğünüz hayaller gelecek yıl gerçekleşecekler...
Siz 21 Aralık’a değil, 31 Aralık’a odaklanın...
Düzeltme: Dünkü yazıda Ahmed Hulusi’nin ismi editoryal bir hata sonucu Ahmet Hulusi şeklinde çıktı... Doğrusu Ahmed Hulusi olacak...

