Haberin Devamı
Sonunda “Memleketim” de gitti işte...
“Havasından suyundan” dem vuran memleketin,
“Taşına toprağına bin can feda dostuna” diyen,
“Yunus’una Emrah’a bütün alem kurban benim yurduma” diye haykıran kadın da gidiverdi işte...
“Memleketim” gitti..
Mevlana’dan dost arayan, onunla yeniden doğan kadın gitti...
Deryalar gitti, Beyaz Türk kadın gitti...
O gece onun “Memleketim” şarkısıyla Ahmet Kaya’yı linç edilmekten kurtarmaya çalışmıştık...
Otuz sanatçı onun güzelim şarkısını seslendirmişti sahneden...
Dün twitter’a o sahnenin görüntülerini koydum...
O geceyi geçiştirmek fayda etmedi, sonraki psikolojik savaşları, servis edilen sahte haritaları engelleyemedik, Ahmet Kaya da öldü gitti...
Onun şarkısı, o geceki linci engellemeyi başarmıştı bir nebze...
“Memleketim” de gitti...
Beyaz Türk bir “caz sanatçısı”, hayatı Yunus’un Emrah’ın, Mevlana’nın kardeşliğinde gören bir “memleket” sevdalısı, pek de alışık olmadığı bir “memleket fotoğrafına bakarak” gidiverdi bu ülkeden...
“Memleketim” de gitti...
Bugün “ağlamak gelmektedir içimden...”
ANNELERİNİN KIZLARI...
Aslında biliyorum ki, kız çocuk için esasen baba önemlidir...
Erkeklerle ilişkilerini o baba belirlemektedir...
İlk erkek deneyimini babadan almaktadır...
Baba modelindeki eksiklik, erkeklerle eksik hayatlara zemin hazırlamaktadır...
Baba modelindeki mükemmellik, hayata mutluluk katmaktadır...
Kızlar için babaları, her şeyden önemli olmaktadır...
Öyle olmasına öyledir ama, esasen önemli bir gerçek de annedir...
Baba erkeklerle ilişkilerini belirlese de, anne kadının geleceğini belirlemektedir...
Her genç kadın annesine kızsa da bir süre sonra annesine benzemektedir...
Baba erkeklere bakışını etkilese de, anne hayata bakışını belirlemektedir...
Erkeği paylaşma konusunda tartışma çıksa da, sonraları hayatlardaki paralellikler önem kazanmaktadır...
Yeni erkeğin hayata girmesiyle, anne-kız ittifakı kurulmaktadır.
Kıskançlıklar son bulmaktadır...
Nihai ittifak sağlanmaktadır...
Genç kızlıkta anneyle başlayan sırdaşlık, genç kadınlıkta artık tartışılmaz ortaklıktır.
Genç kadın anneden feyz almaktadır.
Erkeği ile ilişkilerinde en önemli sırdaşıdır...
Hocası artık annesidir...
Stratejiler birlikte belirlenir...
Adamı elde tutacak taktikler iki koldan yürütülür...
Anneyle kızın arasına girmek artık mümkün değildir...
Erkek kızına iyi davrandıkça ancak, anne tarafından sevilecektir...
Aksi halde, durum kötüleşecektir...
Babanın yaşlanması ya da hayattan göçmesi anne ile kızı iyice yakınlaştırır...
Genç kızın çokça kendisine uygun bulduğu rol model annede vuku bulur...
Genç kadın çocuğunu yetiştirirken, annenin onayına başvurur.
Kocasıyla ilişkilerinde, annenin rehberliğine sığınır...
Erkeği elde ve evde tutma becerilerinde, annenin kılavuzluğu esastır...
Kocayla çıkan sorunlarda anne arabulucudur...
Anneyi ikna eden erkek her zaman kızını ikna edemez...
Ama anneyi ikna edemeyen erkek kızını hiçbir zaman ikna edemez...
Genç kadın anne onayıyla her işini yapmaz...
Ama anne onaysız hiçbir işini yapmaz...
Bir yaştan sonra bu durum hiçbir şekilde değişmez...
Anneleri ile genç ve orta yaşlı kadınlar arasında müthiş bağlar vardır...
Yaş ilerledikçe bu bağlar, kalınlaşarak halatlaşır...
Yıllanmış kocalar, yıllar sonra eşlerinin annelerine ne kadar benzediklerini fark ederler...
Büyük sorun yaşamıyorlarsa, durumu kabullenirler...
Arada aşk ve sevgi bitmişse söylenirler...
“Anasına bak kızını al” tekerlemesini tekerlerler...
“Ah aptal kafam” diye kafa ütülerler...
Her halükarda anneyle kız arasındaki müthiş benzerliği geç de olsa fark ederler...
Anne ve kız bir süre sonra birbirlerine çok benzerler...
Aynı olaylara aynı tepkileri verirler...
Kızlar annelerine düşkün, kızların kocaları da kızların annelerine düşkündür...
Erkek içten içe bilir ki, anneyle kurulamayacak bir düzen eşle zaten kurulamayacaktır.
Akorttaki tek bir bozukluk, eşle bütün akortları bozacaktır...
Eşinin annesine karşı çıkarak, kendisinin yanında olması asla mümkün olmayacaktır...
Eşi ve annesi hayatın içinde tartışılmaz ortaktır...
Kan ve kader birliği etmişlerdir...
Genç kızlar, ilk yıllarda babalarına karşı paylaştıkları anneleriyle rekabet ederler...
Sonra kendi erkeklerini buldukça, anneyle ortaklığa girişirler. Bir süre sonra erkek yönetmede, annenin kılavuzluğunu önemserler...
Hayatı annenin doğrularına göre şekillendirirler...
Bir süre sonra anne olduklarında zaten kendi annelerine benzerler...
GÜNÜN ANLAMLI SÖZÜ
RAHATLAYIP EĞLENDİKÇE Mİ MUTLU OLURUZ?..
“Rahatlayıp eğlendikçe, gerçek mutluluğu tecrübe etme şansımızın daha da arttığı düşünülebilir... Ancak mutluluğun anahtarı tek bir kelimeyle ifade edilebilir:
‘Kazanım’
Başarı, sizin için önemli olan kazanımların artan bir şekilde devam etmesidir...
Her zaman istediğimiz hayatları kurmak, tatmin ve eğlence duygusunu da beraberinde getirir...
Bütün mesele harika şeyler başarırken eğlenebilmektir...
Robin Sharma...”
“Kişisel kazanım” olmadan mutlu olamazsınız...
Mesele kişisel kazanımdan ne anladığınızdır...
Kazanımdan kendinizi, yeteneklerinizi, hayata verdiğiniz katkıyı anlıyorsanız, vererek, iyilik yaparak, insanların hayatını kolaylaştırarak bir değer yaratıyorsanız, “kazanım”larınız sizin için tatmin edici olmanın ötesinde, eğlendirici olacak...
Kişisel kazanım mutluluk getirir...
Fakat kişisel kazanım sadece para kazanmak değildir...
Kendinizi geliştirdiğiniz, hayata değer kattığınız, değer kazandığınız her kazanım sizi geliştiricidir ve hayatın amacıdır...
Bu hayata gelişmek, yeteneklerimizi geliştirmek, öngörülerimizi açmak, ruhsal ve duygusal tekamülümüzü sağlamak amacıyla geliyoruz...
Bu yönde “evrenin değerlerini yok etmeden” geliştirdiğimiz her özelliğimiz, kişisel kazanımımızdır...
Hayat bir mühendisliktir...
Sadece işinde başarı kazananlar başarılı sayılmazlar...
Sadece zengin olanlar başarılı değildirler...
Yaşam geldiğiniz noktayla, bu dünyadan göçtüğünüz nokta arasında yaptıklarınız, kattığınız değerler, hayata ve insanlara verdiğiniz güzelliklerle ölçülür...
Başarılı şeylerin değil, değerli şeylerin peşinde koşun...
O zaman kişisel tatmini sağlamaya yönelik bir mutlulukla karşılaşırsınız...
Hayata katkı sağlarken, almaktan değil vermekten mutlu olurken, yaşamın sizin için çok eğleneceli olabileceğini de fark edeceksiniz...
Sadece vererek mutlu olmayı deneyin...
Karşılığında büyük bir mutluluk ve keyif alacaksınız hayattan...

