Haberin Devamı
En sinir bozucu şey, kaybettiğiniz evladınızın arkasından birilerinin “rant sevdasına atıp tutmaları” olsa gerek...
Yok “Terörün amacı zaten hayatı terörize etmekmiş” de “bu oyuna düşülmemeliymiş...”
Yok “hayatlarının en zor eğlence programını o gece yapmışlarmış...” da “ne zor bir şeymiş bu durum” falan filan...
Atanlar, tutanlar, sallayanlar, üfürenler, büyük laflar edip büyük şov yapanlar!..
Acıklı bir durum bu!..
Çocuklarını kaybedenler, bu kadar duyarsız, bu derece reklam düşkünü, tereyağından kıl çekercesine, şehit kanından rant çekmeye çalışanlara ne diyordar içlerinden?..
İnsan bir susar...
İnsan ölen çocukların adına bir parça saygı gösterir...
İnsan bir parça kendi çocuklarını düşünüp empati yapar...
İnsan biraz insan olur...
Bu şehitler, hiç sizin dünyanızın insanları değiller değil mi?..
Sizin evlatlarınız değil onlar, başka dünyaların insanları değil mi?..
Sizin başınıza gelmez, öyle düşünüyorsunuz ya da hissediyorsunuz değil mi?..
Onun için pazardan mal alır gibi, boş boş konuşuyorsunuz...
Esasen sizin derdiniz nedir biliyor musunuz?..
İnsanı sevmiyorsunuz ve insana karşı duyarsızsınız...
İnsanı sevmediğiniz için, ölümünü de önemsemiyorsunuz...
Eğer önemseseydiniz insan hayatını gerçekten?..
Eğer duyarlı olsaydınız insan hayatına hakikaten?..
Eğer kendinizden bir parça “şehit olmuş” gibi hissetseydiniz bir nebzecik...
Böyle boş konuşmaz...
Böyle atıp tutmazdınız...
Duyarsızlık bir illettir sizlerin muzdarip olduğu...
İnsan sevmemek bir illettir sizlerde esasen varolan...
Yazık o Mehmetçik’lerin ailelerine...
Bir kez daha ölüverdiler sizleri görünce dün çocukları için...
RESİMLERİMİ ÇEKMİŞLER ÇOCUKLARIMLA BERABER...
Mina’yla Poyraz da daha iki yaşından tanıştılar Paparazzi abileriyle...
Önceki gün denizde oynarken çekmiş gazeteci abileri onları...
Yazık hiçbir şeyden haberleri yok o minnacık çocukların...
Onlar soğuk suya girmekten çekiniyorlardı o sırada...
Babalarına sarılıp, annelerinin elinden tutup bir parça “güç almak istiyorlardı minacık bünyelerine...”
Oysa “haber” denilen şey o resimlerin çekilmesini gerektiriyor...
Minnacık yüreklerin kıpırtısından meraklar tatmin olacak çünkü...
Denilebilir ki sen de yazıyorsun zaten saklamıyosun...
Elbette saklamıyorum, şeffaf bir hayatı mümkün olduğunca paylaşıyorum...
Ve fakat yine de yazık olara...
Hiçbir şeyden haberleri yok o minnacık yüreklerin...
Tek ürküntüleri soğuk suyun bedenlerinde yaratacağı ürpertiydi...
Şimdi tanıştılar abileriyle...
Daha iki yaşından kovalanacaklar, hayatlarını bir fotoroman ritüelinde yaşamak zorunda kalacaklar...
Oysa küçücük onlar...
Suya girince bile ürperiyorlar...

