“Kutladığımız bayram kurban bayramı değil...”

Haberin Devamı

Ahmed Hulusi’nin Hac’daki yurttaşlarımızla farklı zamanlarda Arefe’sini yapacağımız Bayram’la ilgili ilginç bir mesajını okudum...

“Bu Bayram’ın ismi Kurban Bayramı” değildir diyor Ahmed Hulusi;

“Önümüzdeki bayram Kurban Bayramı değildir...

Kurban kesilen hayvanlar için bayram yapılmaz!..

Halk dilinde konuşulan bu olay gerçekte yanlış bir değerlendirmedir...

‘HAC ARAFATTIR’ hadisi gereği olarak, Arefe Günü denilen günde Arafat’a gitmiş olan insanlar, geçmiş günahlarına, yanlışlarına, bilerek bilmeyerek işledikleri suçlara tövbe ederler ve bu tövbelerine icabet olur...

Bu yüzdendir ki, Arafat’ta tövbe edip bağışlanan insanlar, ertesi günü bayram sevinci yaşarlar...

Ki bu da “HAC BAYRAMI” olur...

Arafatta hangi tarihte toplanılmışsa, o gün dünyanın her tarafındaki Müslümanlar tarafından “AREFE”, ertesi günü de “HAC BAYRAMI” olarak nitelenir...

Burada esas ARAFAT’taki uygulamadır!..

***


Orada Müslümanlar ne günü bayramı kutluyorsa, dünyanın her yerindeki Müslümanlar’ın da aynı günde bayram sevincine katılması gerekir...

‘Arafat’ta “AREFE” özelliği yaşanırken; ‘biz o günü “arefe” kabul etmiyoruz... Dolayısıyla ertesi günü yaptıkları “Bayram”a da katılmıyoruz...’ demek bu olayın inceliğine dikkat etmemekten ileri gelir...

Esasen “Arefe” de oradakilere ait bir olaydır...

BAYRAM da Arafat’ta bulunarak HACCI yaşayanların bayramıdır!..

Bunun dışındakiler onların sevinçlerine, ‘BAYRAMINA ORTAK OLMAK AMACIYLA BAYRAM YAPMAKTADIRLAR...’

Arafat’ın özelliği ve orada bulunanların yaşadığı olay sonucu olan HAC BAYRAMI’nın gününden farklı bir günü bayram ilan etmek ne derece doğru olur, bunu okuyanların izanına bırakıyorum...”

***


Kısaca özetlemek gerekirse, Ahmed Hulusi’ye göre, “Bu bayram aslında Kurban Bayramı olarak adlandırılsa da Kurban Bayramı değil, HAC BAYRAMI...

Arafat’ta Arefe günü günahlarına tövbe edenlerin, ertesi günü kutladıkları ve diğer Müslümanlar’ın da onların bu bayramına ortak oldukları bir bayram...

Arafat’ta Arefe ne günüyse, tüm dünyadaki Müslümanlar da o günün ertesini bayram olarak kutlayabilirler, çünkü bayram esasen oradaki Müslümanlar’ın günahlarına tövbe ettikleri günün bayramı...

Bu durumda Suudi Arabistan’da kutlandığı günde bayramın kutlanması doğru...”

Benim ilgimi hangi gün kutlanması gerektiği konusu kadar, kutlayacağımız bayramın “KURBAN BAYRAMI DEĞİL, HAC BAYRAMI” olarak adlandırılması gerektiği konusu çekti...

İlginç bir yorum, ilginç bir değerlendirme...

Her halükarda Hac ya da halk arasındaki deyişiyle Kurban Bayramı’nız kutlu olsun...

*****


TEK GECELİK AŞK FANTEZİSİ!..

Ayşe’nin (Özyılmazel) “Tek gecelik ilişki”yle ilgili sözleri olmasa kendi hayatımın tek gecelik ilişkilerini düşünmeyecektim elbette...

Ne kadar uzun bir zamandır “tek gecelik bir ilişki yaşamadığımı” farkettim...

Orası pek önemli değil...

Fakat ne kadar uzun bir zamandır “tek gecelik bir ilişkinin hayalini kurmadığımı farkettim...” orası çarpıcı...

Tek gecelik ilişkiler değil, tek ve unique ilişkiler arıyorum nicedir...

Kim bilir kaç yıldır tek gecelik bir ilişkinin hayaliyle heyecanlanmadım, bilinmezi tek gecede yaşamaktan ibaret bir duyguyu arzulamadım...

8-9 yıl öncesiydi...

Anılarda hayal meyal kalmış bir tek gecelik ilişki hatırlıyorum...

Ne kadar kötü bir sabaha uyanmıştım o gece...

Sabah vedalaşırken bile beraber olduğum kişiyi bir daha görmeyeceğimi biliyordum...

İlişkiyi devam ettirmeyeceğimi tahmin etmem güç değildi...

***


Gece sarhoş olup sonrasını hatırlamayan bir erkek olmadım pek...

“Her gece barda gönlüm hovarda” da değildi öyle...

O zaman ne?..

Sanırım, eşleriyle birlikte olan yakın arkadaşlarıma tek bekar olarak, “bir gençlik gösterisi yapmaya yeltenmiştim...”

Biraz şov amaçlıydı...

Erkek arkadaşlarımın hepsi eşleriyle eğlenmese, aralarındaki tek bekar olarak o mekanda bu şovu yapmaya yeltenmezdim...

Suçluluk duydum mu, niye yaptım diye mi sorguladım, yoksa kendime mi kızdım?..

Sanıyorum hepsi, ya da hiçbiri...

***


Hayret!..

Gençliğimin ilk yıllarında, tek gecelik ilişkiler en büyük fantazyamdı...

Tek gecelik ilişki fantazyalarımın ruhumda seslendirilen unutulmaz parçasını Eagles söylerdi:

“Hotel California”

O parça başladığında fantazyam başlardı...

Yaşadığım kentten kopardım...

Arkama bile bakmadan uzaklara çok uzaklara California’ya giderdim...

California Otel’ine girerdim...

Müzik kutusunda, Eagles Hotel California’yı söylerdi...

Cafe’sinde barında özgür aşklar yaşayacak genç kızlar olurdu...

Tek gecelik ilişkimi orada yaşardım...

Sonra otel California’da, Hotel California parçasıyla uyanırdım...

Tek gecelik aşkla birlikte...

***


Meçhul ve ani peydahlanan aşklara yelken açmayı mı unuttum acaba?..

Hayır, hiç öyle olmadığımı biliyorum...

Sadece meçhul aşkın tek gecelik olmasını arzu etmiyorum artık...

Daha bir süreli, daha bir güven verici olmasını istiyorum...

Tek gecelik aşkımı tanımak istiyorum...

Kadınları tek geceden öteye tanımanın, tek gecelik heyecanlardan çok daha heyecanlı olduğunu öğreneli çok zaman oldu çünkü...

*****


UNUTKANLIK (Hatırlamaktan korkuyorum)

“Yaşamını güvenle sürdürebilmek için bazı şeyleri hatırlamamayı seçer insan” diyor R. Şanal “unutkanlık” olarak bilinen hastalığı anlatırken...

“Aslında insan bunu bilinçli olarak yapmaz...

İlkel beynin otomatik olarak yaptığı bir şeydir...

Bu durumda genellikle “hatırlamama” emri genelleştirilmeye başlanır...

Böylece unutkanlık ortaya çıkar...

Genellikle yakınları tarafından tacize, tecavüze uğrayanlarla, kaza, ölüm, yaralama gibi olayları yaşayan kişilerde görülür...”

UNUTKANLIĞA NEDEN OLAN

DÜĞÜMÜ ÇÖZECEK CÜMLELER...


Unutursam güvende olurum...

Hatırlamak istemiyorum...

Hatırlarsam üzülürüm...

Kim hatırlamak istemiyor?..

O hatırlamak istemiyor!..

O bir zamanlar unutmayı seçmişti...

EYLEM ÖDEVLERİ

‘Neyi unutmak istiyorum?..’ diye sorarak uykuya dalabilirsiniz...

Bunu sürekli yapın...

Ya rüyanızda, ya da gün içinde uyanıkken bununla ilgili ipuçları yavaş yavaş bilincinize gelecektir...

KİMSEYE KIZMAYIN, SUÇLAMAYIN HATTA KENDİNİZE BİLE...

Hoşunuza gitmeyen şeyler için suçlanacak kimse yoktur...

Ama bilin ki onlardan siz sorumlusunuz...

Sizin yaptığınız ya da yapmadığınız şeyler onların olmasına neden oluyor...

Bunu fark edince öfke ve kızgınlık duygunuz tamamen yok olacak...

Olmasını istemediğiniz şeyleri değiştirmenin yolu, onların olmasına neden olan inanç ve tutumlarınızı değiştirmektir...

Örneğin etrafınızda hep kötü insanlar varsa, kendinizi iyi hissetmek için başka bir yol bulmanız gerekebilir...”

DİĞER YENİ YAZILAR