Koç-Şahenk-Ülker... Kongre heyecanında derin bir Fenerbahçe analizi...

Haberin Devamı

Fenerbahçe’de tarihi kongre geldi çattı...

Dün Nihat Özdemir “Halefim Ali Koç” diyordu... “Bundan sonraki üç yıl Ali Koç, Fenerbahçe’de başkanvekilliğini yapar...”

Diyebilirsiniz ki, “Nasılsa Başkan Aziz Yıldırım, bir kez daha seçilecek, yanına kimi almış çok mu önemli?..”

Evet çok önemli...

Aziz Yıldırım’ın yanında seçilecek kişi, Fenerbahçe’nin halihazırda fiili başkanlığını yürütecek...

Yıldırım halen tutuklu...

Son bir yılda Fenerbahçe’nin vitrindeki ismi Nihat Özdemir’di...

Fiili başkan oydu...

Ali Koç dün Fenerbahçe’deki taşların yerini belirleyecek çok önemli bir açıklama yapıyor:

-”Ailemle konuştum... Fenerbahçe’de göreve devam iznini aldım...”

***


Bu olayları anlatmamın elbette önemli bir nedeni var...

Bir süredir “Fenerbahçe’yi Fethullah Gülen Cemaati ele geçirmek istiyor” yollu bir bombardıman var...

Kulüpte, bugün “etkin konumda ismi anılan” üç genç ve büyük işadamı var...

Bunlardan birincisi Ali Koç;

Fenerbahçe’de hatırı sayılır bir süredir etkin

şekilde yönetimde görev yaptığından, kulübün en fazla içinde olan kişi...

Aziz Yıldırım’ın cezaevine girdiğinden bu yana, işlerin tam göbeğinde kaldı...

Taraftar onu seviyor...

Şike soruşturması boyunca takındığı “dik ve sert” duruş, taraftarlar arasında Ali Koç lehine sempati rüzgarları estirdi...

Kendisini Che Guevara’ya benzeten bir kısım basının desteği Ali Koç’ta...

Aziz Yıldırım bu süreçteki tavrından dolayı Ali Koç’u güvenilir buluyor...

Ali Koç, ailesinin isminden mütevellit Birinci Cumhuriyet’in ‘sembolü’ gibi...

***


İkinci genç işadamı Ferit Şahenk;

Fenerbahçe’nin en zor günlerinde bastırdı parayı santrafor mevkiine Sow’u getirtti...

Sow’un parasının yarısını bütün yönetim kurulu, diğer yarısını ise tek başına Ferit Şahenk cebinden ödedi...

Kendi medyası var...

Sporda güçlü isimlerin bulunduğu bir medya...

Başbakan’la ilişkileri iyi ve problemsiz...

Genel olarak kamuoyunda çizdiği portre, “kavgadan yana olmayan, uzlaşmacı ve hoşgörülü bir portre...”

Bunlar Ferit Şahenk’in avantajı...

Ancak Fenerbahçe kulübünün işlerinin birebir içinde değil...

Kendisine bir “teveccüh” olduğunda, topa girmeyi düşünüyor...

Fakat “teveccüh”ü dışarda durup beklemiyor...

Sow’un transferi gibi fiili operasyonlarda kendisini gösteriyor...

Aziz Yıldırım’la ilişkileri iyi...

***


İsmi tepelerde dolaşan üçüncü genç kuşak büyük işadamı Murat

Ülker;

Diğer iki isimle birlikte üçlünün “en muhafazakar” işadamı o...

Çok iyi bir Fenerbahçeli...

Ülker grubu son yıllarda inanılmaz atılımlar yapan ve finansal durumuna çağ atlatan bir grup...

Arkasındaki mali gücün büyüklüğü, bugünün Türkiye’sindeki etkin ve kudretli varlığı, muhafazakar dünyanın halihazırdaki en büyük holdingi konumu, Murat Ülker’i Fenerbahçe içinde ‘gözardı edilemeyecek bir potansiyel lider’ yapıyor...

Muhafazakar dünyaların etkin bir temsilcisi Ülker Grubu ve Murat Ülker...

***


Bu bilgilerden sonra, Fenerbahçe camiasına şunu söyleyebilirim...

Cemaat ya da camianın Fenerbahçe’de istedikleri tartışması soyuttur...

Fenerbahçe’nin en önemli gücü şu anda Aziz Yıldırım’dır...

Aziz Yıldırım’ın arkasındaki üç önemli Fenerbahçeli de, Ali Koç, Ferit Şahenk ve Murat Ülker’dir... Aziz Yıldırım şimdi yeniden başkan seçilecek...

Ayrılır mı, ne zaman ayrılır, ayrılırsa Ali Yıldırım’ı işaretler mi?..

Bunların hepsi muamma...

Farzedelim ki Aziz Yıldırım ayrıldı, Ali Yıldırım’ı işaret etmedi ve Fenerbahçe’de yeni bir dönemin açılmasına karar verildi...

Potadaki üç isim Koç, Şahenk ve Ülker’dir...

*****


SAHİP OLMA DUYGUSU BİR ŞARTLANMADIR!..

“Pek çok duygunun altında şartlanmaların etkin bir güç olarak varolduğu görülür...

Mesela sahip olduğun bir şeye başka bir şahıs el attığı zaman kızarsın...

Bu kızışın altında o şeye karşı beslediğin sahiplik duygusu yatar...

Sahiplik duygusu insanda çevrenin şartlandırdığı hükümlerle meydana gelir...

Bunun nedeni çevrenin bu şekilde şartlamasıdır...

***


Birşeyden hoşlanmak ve hoşlanmamak çevre şartlamasının sonucudur...

Oysa izafi, yani göresel ve birimsel yapıdan öte gerçek kişiliğine döndüğünde herşeyin ÖZBEN’den olduğunu ve ÖZBEN’in de SEN’den ayrı birşey olarak var olmadığını idrak edersin...

Hoşlanmak veya hoşlanmamak denilen şeylerin SEN’den meydana gelmediği açıktır...

SEN yani ÖZBEN asıldır...

Alem ise senin ÖZBEN’liğinde meydana gelen bir tasavvur ve hayaldir...

***


İnsanlar uykudadır, ölünce uyanırlar...

Onun için “ölmeden önce ölünüz” sözü vardır...

Yani bedenin toprağa girmesini gerektirmeyen bir şekilde, bilinen basit, biyolojik manadaki ölüm gerçekleşmeden...

“Gerçek ölümü” tadabilmek ise kolay değildir...

Yıllarca insanlık içinden çıkıp, mağralara mı kapanmadılar, dağlara mı çıkmadılar, çöllere mi açılmadılar, hücrelere mi girmediler?..

Bunları yapanlar boşu boşuna mı yaptılar, yoksa deli miydiler?.. Elbette çevrelerinde onlara ‘deli’ diyenler oldu, fakat onlar hiç aldırmadılar ve gerçeğe gittiğine inandıkları yolda tereddütsüz yürüdüler...

Ve netiyece erdiler...

Fakat tekrar halkın içine döndükleri zaman, büyük çoğunlukla erdikleri ‘gerçeği’ olduğu gibi halka açıklamadılar...

Kimi pek azından söz etti, kimi de hiç etmedi...

Halkın ‘anlayışına, şartlanmalarına ters düşen bazı gerçekleri’ açıklayanlar ise bunun pahasını çok ağır ödediler...

Kimi asıldı, kimi ateşe atıldı, kimi kovuldu, kiminin de derisi yüzüldü...

Halk ‘şartlanmalara karşı çıkan herkese’ çok ağır cezalar verdi...

Halkın içinde, ancak onların şartlanmalarına uygun bir hayat tarzı sürdürenler yaşayabildi...

***


Halk ister ki, alışageldiği şartlanma düzeni sürüp gitsin... Toplumun her ferdi bu şartlanmaların kurallarına tamamiyle uysun...

Halbuki ‘gerçeğe eren kişide, ne şartlanma bulunur; ne şartlanmadan doğan değer yargısı, ne de şartlanmalara dayanan duygu...’

Bu durumda o kişinin davranışlarına yön veren tamamiyle aklı ve ilmi olur...

Bu defa da daima akla ve ilme dayanan davranışları toplum kabul etmez ve çekişme başlar...

Zaten bunun içindir ki ‘gerçeğe eren’ birçok kişi, ermiş oldukları bu gerçekleri topluma yansıtmamış, hatta kitaplara bile geçirmemiştir...”

(Ahmed Hulusi’nin Evrensel Sırlar kitabından)

DİĞER YENİ YAZILAR