Sevgili Reha Muhtar’a bir haller oluyor... Önce sigarayı ardından içkiyi bıraktı, kuantum teknikleri, nefes terapileri, gitgide daha pozitif daha gülümseyen biri oldu... İşte bu gözlemler birikince kendisiyle bu haftaki Pazar buluşmamızda yaşama başka bir yerden bakmayı, sağlığı, pozitif düşüncenin etkilerini yani kısaca daha iyi bir hayat yaşamak için neler yapılabileceği üzerine konuşmak istedim...
Hem kendi hayatıma hem çevreme bakıyorum birçok kişide bir değişimdir gidiyor. Pek çok kişi hayata başka bir pencereden bakabileceğini, yanlış kodları değiştirerek hayatı başka şekilde okuyabileceğini keşfediyor sanki. Sizinle sohbetlerimizde de sizdeki bu farklılıkları görüyorum. Neden bu değişim?
Çünkü hayat değişiyor... İnsanlar değişiyor... Ve aslında, dışarısını tanıdığımız kadar içimizi tanımadığımızı fark ediyoruz. Oysa hayatı okumak “içimizde” gerçekleşiyor.
Bizim dışarıdaki olayları okuma kodlarımız var. Bir bu kodları “tartışmasız doğru” kabul ettiğimiz için, dışımızdaki dünyanın “içimizdeki kodlanmaya uyup uymamasına göre, mutlu veya mutsuz oluyoruz. Oysa gerçekte mutluluk insanın içsel bir hazzı. Kendi kodlarına bağlı.
Pek çok insan hayata bakışlarında neyi keşfetmeye başladı ve neden?
Kendilerini keşfetmeye başladılar... Daha doğrusu kendilerini keşfetme yolculuğuna başladılar... Şimdi sen eminim ki şöyle düşünüyorsun, “Ben kendimi gayet iyi biliyorum zaten...” Oysa kendinle ilgili hiçbir şey bilmiyorsun. Bildiğini zannettiklerin, “ezberlenmiş klişe” söylemler. “Ben şöyleyimdir... Yok ben böyleyimdir...” gibi, anlamsız, içi kof tekerlemeler... Bir kere insanın kendini tanıma sürecinde “Ben şöyleyim, ben böyleyim” gibi zırva tekerlemeler yok.
Sınırlı düşünce kalıplarını kaldırıp yerine güçlendirici inançlarınızı koyduğunuzda hayatlarınız yeni inançlarınız doğrultusunda değişmeye başlayacaktır diyor kuantum tekniği, bu kadar basit mi yani ?
(Bunu bilmenin değil uygulamanın aslında zor olduğunu bilerek soruyorum.)
Sizin, bizim hepimizin “sınırlı düşünce kalıpları” var. O kalıplardan hayatı anlamlandırmaya çalışıyoruz. Oysa o kalıplar hayatı ve evreni bize anlatmıyorlar, anlatamazlar.
Evrenin gerçeğini anlatamayan bir düşünce kalıbı da senin kendi gerçeğini anlatamaz. Çünkü sen evrenin bir parçasısın. Kendini tek başına “müthiş bir varlık” görmen ve dünyayı sadece kendi gerçeğinden ibaret farz etmen bu gerçeği değiştirmez. Evrenin enerjisinin bir parçası olabiliyor musun? Mesele burada! Egosu şişik ve patlak adamlara bu gerçeği anlatmak oldukça zor. Onun için duvarlara tosluyorlar ve toslamaya devam edecekler. Çünkü evrenin ve yaşamın global enerjisine uygun davranmıyorlar. Tek başına gölge boksu yapar gibi dövüşüyorlar.
Tüm bu düşünceler sağlıklı bir bedene de zemin hazırlıyor. Sigarayı ve içkiyi bıraktınız. Kendi içinizde, hayata bakışınızda bir değişim oldu, ki onun da böyle yansımaları oldu... Neydi bu değişim?
Sigarayı ve içkiyi bırakmam kuantumla olmadı. Ondan önce egomu yeniden oluşturma, hastalıklarını, çürüklerini, eksiklerini, fazlalıklarını arındırdığım süreçte onların yerine, yeni yaşam biçimleri ikame ettim.
Aslında doğru nefes almayı hiçbirimiz bilmiyoruz
Bir sohbetimizde ben sigara yakmak için pakete uzandığımda “Sigara içmenin altında kendine değer vermemen ve zarar vermek istemen var” diye bir cümle kurdunuz. Sonra her sigara içmek istediğimde o cümle geldi aklıma. “Zararlarını biliyoruz ama keyif alıyoruz” diyoruz, kendimizi mi kandırıyoruz?
İşte kendinle ilgili gerçekleri keşfetmek dediğim şey bu. “Ben sigaradan zevk alırım” demek, kendini tanımak değil. Sende “sigara içme isteği uyandıran şey, kendine bilinçaltı zarar verme isteğin...” Bunun nedenini sorma burada söylemem... İkimiz konuşurken, belki senin muhtemel gerçeğini sana söylerim. Her sigara içen esasen “kendi kendini cezalandırmak” için içiyor sigarayı. Kendi kendini cezalandırmak isteğinin altında da başka bir duygu var. Bu duyguları anlayabilme süreci kendi kendini keşfetme süreci. Yoksa ben sinemaya gitmekten hoşlanırım, yok ben muhabbetti severim demek değil elbette.
Sağlık Bakanı, sigara yasağının uygulanmaya başlandığı 2007’de Türkiye’de sigara içme oranının yüzde 37 olduğunu, 2010’ da bu oranın yüzde 26’ya düştüğünü söyledi. Sigara yasağıyla, içme oranı düşmez deniliyordu ama bu çok ciddi bir düşüş değil mi?
Sağlık Bakanlığı’nın uygulaması kamusal olduğu için bir “yasak”ı içeriyor... Elbette, bu da sigara içimini azaltır. Ancak ben yasaklardan önce bıraktım sigarayı.... Kendi içsel gerçeklerimi keşfedecek uzun bir yolculuğa çıkarak...
Dumansız bir havada nefes almaktan bahsetmişken geçen günkü yazınızda söz ettiğiniz nefes alma tekniklerine de değinmek istiyorum. Doğduğumuz andan itibaren nefes alıyoruz ama gerçekten nefes almayı bilmiyor muyuz sizce?
Hayır nefes almayı bilmiyorsun. Hiç birimiz bilmiyoruz. Sporcular bir parça bilirler. Nefes ağızdan alınır ve derin alınır. Sırt kasları kullanılmadan diyaframdan...
Vücuduna nefes alışlarında yüksek oranda oksijen gitmezse, vücudundaki çakralar açılmaz.
Vücudun değişik yerlerinde ödemler, düğümler oluşur. Organların mucizevi işlemlerini göremez olurlar... Tıkanıklar, senin yaşamını tıkar. Ve hayata bakışında engeller çıkar.
Bilge olmak için Ferrari’yi satmak yetmiyor
Ne demek doğru nefes almak?
Doğru nefes almak, temiz havada oksijeni içine derin ve dairesel bir şekilde içine çekmek demek... Burun bir filtredir. Filtre, havanın iyi olmadığı zaman geçerlidir. Oksijenin bol olduğu yerde burundan nefes alarak, oksijeni kısamazsın.
Bazı insanlar bu tür uğraşları saçma buluyor ya, o nedenle sormak istiyorum ne değişiyor doğru nefes alınca hayatımızda?
Sana nefes almanın tekniğiyle değil ama felsefesiyle ilintili bir şey söyleyeyim... Nefes almak hayatın mutluluklarını almayı, kendi mucizeni yaratmayı sağlar. Bıraktığın nefes ise verdiklerini. Doğru nefes almasını öğrenerek hayatta “kendinden özür dilemesini öğrenirsin...” Yani şöyle diyeceksin nefsine, gerçeğini keşfettin noktalarda...
“Eylem sana karşı haksızlık yaptım. Senden özür dilerim...” Bunu diyebiliyor musun? Başkasına bir hata yaptın mı özür diliyorsun... Kendine yaptığın haksızlıklara karşın kendinden özür diliyor musun? Hayır! Niye dilemiyorsun? Sen kendi gözünde, özür dilediklerin kadar önemli değil misin?
Herkes ne kadar uygulayabilir ya da ne değişir hayatlarında bilemem ama bence sizin için çok şey değiştirdiği kesin. Lütfen alınmayın ama size baktığımda o eski çabuk sinirlenen ve bu sinirini tüm şiddetiyle gösteren Reha Muhtar’dan çok daha farklı birini görüyorum, olumsuzluklara rağmen daha çok gülen, daha pozitif, daha huzurlu, daha mutlu...
Daha yapacak çok işim, keşfedecek çok yolum var... Ferrari’yi satmak yetmiyor bilge olmaya... Yürüyecek daha çok keyifli yollar var... Sevgiyle...
“Kendinden özür dilemesini biliyor musun?”
Reha Muhtar ile Buluşmalar; Eylem Doğan
Haberin Devamı

