Karşıma The Hotel California çıkınca...

Haberin Devamı

-“Sınıfta kalırsan, en yakın arkadaşların önümüzdeki yıl bir sonraki sınıfa devam eder... Sen ise senden küçüklerle aynı sınıfta, kalmış öğrenci olarak devam edersin... Felaket bir şey... Rezil olursun...”

Annemle babamın gerçek; fakat gerçek olduğu kadar berbat bir psikolojik savaş taktiğiydi üzerimde denedikleri...

Kabul etmem gerekir ki etkili olmuştu...

Son iki yılda okulla ve derslerle ilgimi kesmiş görünsem de, ne yapıp edip sınıfta kalmamayı becermiştim...

***


Serdar Turgut yıllar sonra bizim gibi Kolej’li olan eşi Rana’yla bir gün yemekte benim okulla ilgili ironik eleştiriler yaptığımı görünce;

-“Yoksa sen Kolej’i bitirmedin mi?..” diye sormuştu...

Gülmüştüm...

- Bitirdim...” demiştim...

-“Hem de hiç çakmadan, yıl kaybetmeden 17 yaşında mezun oldum Kolej’den...”

***


Hiç çakmadan mezun olmuştum ama, son yılın sonlarına doğru annemle babama “rezistansiyalist bir karşı tavır” koymuştum...

-“Hiç çakmadan bu okulu bitiriyorum...” demiştim...

-“Ama bu yıl çok yorulduğumdan dinleneceğim... Üniversiteye bir yıl sonra gireceğim...”

Apartta kalmışlardı ne yapacaklarını bilemiyorlardı...

Üniversite sınavında toplam beş dakikada bütün cevapları c ve d şıkkı olarak işaretleyip çıkmıştım salondan...

Mümeyyizlerden biri dayanamamış sormuştu:

-“Bir sorunun mu var evladım?..”

-“Hayır...” demiştim;

-“Hiçbir sorunum yok... Biraz dinleneceğim Hocam...”

***


Arkadaşım ise beş dakika içinde a ve b olarak işaretlemişti...

İkimiz de o yıl üniversiteye gitmeyecek, çok yorgun düştüğümüz!!! okul hayatı nedeniyle, bir yıl eğitime ara verip, dinlenecektik...

***


Eagles’ın “Hotel California“ parçası, 1977’nin Şubat ayında çıktı...

Sabahın köründen gece yarılarına kadar briç oynuyorduk...

Batı’da çıkan hit parçaları dinliyor...

Long playlar alıyor...

Kafamıza göre takılıyorduk...

Ne yaptığımız soranlara;

-”Dinleniyoruz... Kolej’i sene kaybetmeden bitirdik... Şimdi bir yıl dinleniyoruz...”

Nasıl olsa, artık bizden ileri geçecek sınıf arkadaşlarımız karşısında mahçup olacak bir durum kalmamıştı...

Herkes kendi yoluna gitmişti...

Hayat hepimizi kendi mecramıza savurmuştu...

***


O avare günlerimin hit parçasıydı Hotel California...
Karşıma The Hotel California çıkınca...
“Welcome to the Hotel California” diye başlayan nakaratı, bütün dünyayı etkisi altına almıştı...

Özgürlük ve kafamıza göre özgür takılma arzularımıza karşılık geliyordu o muhteşem melodi...

Welcome to the Hotel California... (Hoşgeldin Hotel Kalfiforniya’ya)

Such a lovely day... (Ne güzel bir gün)

Such a lovely face... (Ne sevimli bir yüz)

Such a lovely place... (Ne sevimli bir yer...)

***


Eagles’ın “Hotel California“ parçasının üzerimde yarattığı duygusal tetiklenmeyle, Türkiye’nin o ağır atmosferinden kaçıp kurtulmak istiyordum...

Saatlerce arkadaşlarımla odalarımıza kapanıp, sigara dumanından yuvarlaklar yaparak, hayallerimizi konuşuyorduk...

1977’nin Şubat’ında çıkan parça, dünyada hit olmuştu...

Ben ve arkadaşlarımın Nisan-Haziran aylarındaki üniversiteye giriş hazırlıklarına “katık olmuş“ parçaydı o parça...

Üniversiteye giremezsem, “kaçar giderim buralardan“ diyordum...

“Hotel California’ya...

Kim bilir ne kadar güzeldir o otel?..”

***


Önceki gün, Santa Monica’da Ocean Avenue’da günlük sporumu yapıyordum...

Küçük bir “The Hotel California“ levhası gördüm...

Önce pek oralı olmadım...

Sonuçta Kaliforniya’daydım...

Bir sürü otelin adı rahatlıkla Hotel California olabilirdi...

Eagles’in gençliğimin rüyası olan parçası Hotel California’yla ilgisi olduğunu pek düşünmedim...

Dönüş yolunda merak dürttü beni...

Bu kez otelin önünden tam olarak geçmeye ve durup bir süre gözlemlemeye karar verdim...

Evet oydu...

Bir gitar amblemi koymuşlardı otelin önüne...

“The Hotel California“ diyerek, otelin Eagles’in parçasında zikredilen otel olduğuna vurgu yapılmıştı...

Daha bir sürü ince gönderme vardı o muhteşem parçaya...

-”Biz o oteliz” dercesine...

***


İhtişamlı bir otel değildi The Hotel California...
Karşıma The Hotel California çıkınca...
Kaldığım otel ondan çok daha güzeldi...

Ne ki ben The Hotel California’nın önünde takılıp kalmıştım...

Gitmek istiyor, gidemiyordum...

Orada 17 yaşımdaki gençliğimle başbaşaydım...

Hayallerim...

Rüyalarım...

Özgürlüğüm...

Gençliğim...

Kim bilir o gün bir yolunu bulup kaçıp gelsem buralara ve hayalini kurduğum gibi Hotel California’da tek bir gece geçirsem, şimdi nerede olurdum...

Acaba o gün yapamadığımı bugün mü yapmaktaydım?..

***


Gençliğinde, yalnız başına Kaliforniya’ya kaçamayan gencin, bugün iki mükemmel anneden, üç muhteşem çocukla Hotel California’nın önünde dolaşması bir ilahi tesadüf müydü?..

***


Yoksa yine 1977 gibi bunalmaya mı başlamıştım?..

Yoksa yine kaçmak, özgür olmak, hayatı bildiğim gibi takılarak, istediğim gibi yaşamak mı istiyordum?..

Yoksa yine, çevrede olan olaylar bize gına getirmeye başlamış, yeter bir parça “huzur” demeye mi başlamıştık?..

Yoksa yine yorulmuş muydum?..

Mola mı istiyordum yine hayattan?..

1977’de Şubat’ında piyasaya çıkan parçayla; görmeden aşık olduğum Hotel California hangi amaca hizmet tam 37 yıl sonra yine bir Şubat günü karşıma çıkıveriyordu Ocean Avenue’da?..

1977 berbat bir seneydi...

Ölümlerden ölüm beğendiğimiz, Hotel Kaliforniya’yı mırıldanırken, Taksim’de 36 kişiyle öldürüldüğümüz, şarkıları ölümlere panzehir yapmaya çalıştığımız günlerdi o günler...

Ben benzemesini istemiyorum...

Fakat her şey gittikçe benzeşiyor o günlere...

Fark ediyorum bunu ve uzaklaşıyorum bu düşüncelerle The Hotel California’nın önünden...

Yeni bir gelecek ve taze bir başlangıç kurma ümidiyle aileme ve ülkeme...

HİÇ KADININ OLMADIĞI BİR OSCAR ADAYI FİLM... CAPTAIN PHILIPS...

Oscar ödül töreni Mart’ın 2’sinde yapılacak...

Adaylar belirlendi...
Karşıma The Hotel California çıkınca...
Törenlerin yapılacağı Los Angeles’da bunca hay huy arasında, Oscar adayı filmleri izlemeye çalışıyorum...

Dün gece Tom Hanks’in oynadığı gerçek bir olaydan yola çıkan Captain Philips’i izledim...

***


Bir saniye bile temponun düşmediği Hanks’in muhteşem oyunculuk becerisiyle kendini izlettiren bir film...

2009 yılında Somali açıklarında saldırıya uğrayan bir Amerikan yük gemisinde Kaptan Philips ve mürettebatının yaşadıklarını anlatıyor...

Aslında, kadının hiçbir şekilde yer almadığı öyküleri ve filmleri sevmiyorum...

Kadının herhangi bir biçimde içinde bulunmadığı hikayeler bana yavan ve gerçeği tam yansıtmayan eksik öyküler olarak görünüyorlar...

***


Yük gemisinin rehin olayında kadının olması doğal olarak mümkün değil... Kadının hikayedeki eksikliğini, Tom Hanks’in muhteşem oyunu kapatıyor...

Sıkılmadan izleyeceğiniz bir gerilim ve dram...

DİĞER YENİ YAZILAR