Kardeşim Mustafa...

Haberin Devamı

Tutuklandığın günden bu yana tam iki yıl geçmiş...

Küçücük çocuğunu arkanda bırakıp, giderken Tanrı’dan tek bir şey dilemiştim...

“En yakın zamanda suçsuzluğun ortaya çıkar da serbest kalırsın inşallah” demiştim...

Suçlu çıkmadın, suçsuz da çıkmadın ne ki hapishaneden de çıkamadın...

İki yıldır orada öyle yatıyorsun...
Şimdi Tuncay’la da ayırmışlar seni, hücrede yalnız kalıyorsun...

***

Sevgili Mustafa,
Dışarlardan içerlere doğru ahkam kesmek kolaydır biliyorum...

Gel bir de buralardan bak da öyle konuş demek gelir insanın içinden...

Oralarda ne kadar yalnız kaldığını bilmiyorum...
Ancak dışarda yalnız değilsin bunu biliyorum...
Bugün senin için buluşacak Ankara’da bir sürü meslektaş...
Yazdığın kitap dağıtılacak, sana olan sevgi paylaşılacak...
Paylaşıldıkça çoğalacak o sevgi...

***

Özel bir insan olduğunun sanırım farkındasın...
Dışardaki gördüğüm herkes seni seviyor...

Senin için kötü söz söyleyene hemen hiç rastlamadım...

Hep bir sempati, hem bir destek psikolojisi egemen benim çevremde...

Gün hava atma günü değil...
Gün ucuz kahramanlıkların günü de değil...
Ne ki vicdanlardaki sızılar, kahramanlıkların fiyatıyla, pahalısıyla, ucuzuyla ilgilenmezler...
Sen vicdanlarımızda bir sızısın arkadaş...
Arkadaşım olduğu için sızısın...
Dostum olduğun için sızısın...
Suçun belli olmadığı, suçlu mu suçsuz mu hükme bağlanmadan tutuklu kaldığın için sızısın...

Kabul sen benim arkadaşımsın; suçlu çıksan da sızlayacaktı bu vicdan...

Ne ki çevre de öyle...
Koşulsuz sızlıyor ve seviyor seni çevredeki her insan...
Bir insan tutuklu kalsa bile yalnız kalmamalı...
Ne sen, ne Tuncay yalnız başına bir hücrede kaderine bırakılmamalı...

***

Bugün 5 Mart...
Senin tutukluluğunun ikinci yılı...
Yavrularını arkanda bırakıp gittiğin günün üzerinden iki koskoca yıl geçti...
Kadere bak; sen gittikten sonra ikizlerim dünyaya geldi...
Sen içerdeyken, bir ara kadersizlik 1.5 ay göremedim çocuklarımı...
Dünyaya ve Tanrı’ya nasıl haykırdığımı bir ben biliyorum bir de Tanrı...
Sevgili kardeşim;
Sense iki yıldır doğru düzgün öpüp, koklayamıyorsun o güzelim yavrularını...
Biraz sabır kardeşim Mustafa...
Elbet geçecek bu günler de...
Bak...
Dağlarına bahar gelmiş memleketinin...
Çocukların baharı teneffüs ediyorlar Musta-fa’m...
İçlerine çekerek babalarını...
“Haberin var mı taş duvar?..
Demir kapı kör pencere...
Yastığım ranzam zincirim...
Uğruna ölümlere gidip geldiğim...
Zulamdaki mahsun resim
Haberin var mı...
Görüşmecim yeşil soğan göndermiş...
Karanfil kokuyor cigaram...
Dağlarına bahar gelmiş memleketimin...
Dağlarına bahar gelmiş memleketimin...”

*****

BUGÜN CUMARTESİ...

Bugün Cumartesi...
Çocukluk yıllarımın iple çektiğim tek günü...
O gün tatilin ilk günüdür...

O gün önünde koskoca bir Pazar, koskoca bir Cumartesi-Pazar vardır...

Cumartesi tatlıdır...
Huzurlu ve rahattır...
Alışverişi keyifli yaparsın...
Sinemaya giderken, sonrasına gerilmezsin...
Akşama hazırlanırken, ertesi sabahı dert etmezsin...

***

Ne Pazartesi sendromu, ne ev ödevini yetiştiremedim kaygısı...

Hafta sonunda izlenecek maçların tansiyonu...
Sevgiliyle hafta sonu buluşmalarının beklemenin romantik heyecanı...

Gece gidilmesi düşünülen Cumartesi mekanlarının arsız cereyanı...

Ve Pazar günü yenilip, içilip, keyiflenilecek bir tatilin gamsız hayali...

Cumartesi bunların hepsi ve daha fazlasıdır...

***

Ne acıdır, haftanın en mutlu gününde, maphuslardan, tutuklu arkadaşlardan, ne olacağını bilemediğim kaygılardan mülhem bir yazı kaleme almak...

Cumartesiler böyle olmamalı...

Bizler, çocuklarımıza böyle Cumartesi’ler bırakmamalıydık...
En azından Cumartesi’ler mutlu olmalı, umutla yaşanmalı...
Hoşgeldin Cumartesi...

*****

KADINLARLA İLGİLİ SORALARA YARINKİ CEVAPLARIM...

Eylem Doğan, yarınki Pazar Vatan ilavesi için kadınlar hakkında söylenmiş birbirinden ilginç sözler derleyip sorular sormuş...

Sorulardan biri aynen şöyle:
“Oscar Wilde demiş ki;
‘Kadın kocasını daha az sevmeli,
Fakat daha çok anlamalı...
Erkek karısını daha çok sevmeli,
Fakat daha az anlamalı...’
Ne diyorsunuz bu söze Reha Bey?..”

***

İyi okuyun sözleri ve itiraz etmeden bir daha düşünün...
Ben şöyle cevapladım Eylem’in sorusunu:
“Kadının erkeğini, sevdiğinden daha fazla anlamaya çalışması daha yararlı...

Çünkü kadının sevgisi zoğu zaman yok edicidir...
Bir erkeğin kadını sevmesine gelince bu çok güzeldir...
Kadını anlamaya çalışması ise felaketle sonuçlanır...
Çünkü bir erkek kadını hiçbir şekilde anlayamaz...
Kadını anlama ritmine girerse erkeğin ritmi bozulur...
Zikzaklar çizer...
Alabora olur...

Bir erkek kadının ritmine ayak uyduramaz...
Erkekliği biter, yıkılır gider...

Kadın için doğru erkek, kadının ritmine hiçbir zaman girmeyen erkektir...

Kadın kendi zikzaklarından ve zıtlıklarından beslenir...
Bir erkeği bu zikzakar ve çıtlıklar siler süpürür...”

***

Sorulardan sadece biri bu...
Eylem kadın erkek ilişkileriyle ilgili birçok ünlü adam ve kadından, felsefi sözler bulup, bana sordu...
Yanıtları yarın Pazar Vatan’da okuyacaksınız...

DİĞER YENİ YAZILAR