Kanal İstanbul kararsızları etkiler...

Haberin Devamı

Kanal İstanbul ne kadar gerçek İstanbul olur bilmem... İki yakası, İstanbul Boğazı’na mı benzer, yoksa kongre sarayları, iş merkezleri ile daha abir sanayi bölgesi havası mı çizer kestiremiyorum...

O bölgelerdeki ormanlık arazi ne olacak, arsa fiyatları nasıl spekülasyonlara uğrayacak, bunlardan kimler nasıl nemalanacak bunları da çözemem...

Kanal İstanbul’la Marmara Fay’ı ve deprem ilişkisini, tsunami tehlikesini nasıl çözecekler tahmin edemiyorum...

***

Fakat İstanbul Boğazı’nın yanısıra bir de Kanal İstanbul’a sahip olmak heyecanlandırıyor beni...

Muhtemelen birçok insanı heyecanlandıracak...

AKP’ye düşman olmayan kararsız seçmen, “bunu yapar bunlar” deyip, iktidar partisine yönelecek...

İyi bir timing, ya da dilimizdeki ifadesiyle doğru bir zamanlama...

Atina’dayken, kulakları çınlasın Türk büyükelçiliğindekiler, sürekli Lozan ve Montrö’ye atıf yaparlardı...

Boğaz’lardan uluslararası gemilerin geçiş hakkına...

Sanıyorum İstanbul Boğazı bize kalacak...

Kanal da uluslararası transit geçişlere...

İstanbul Boğazı adım adım yaklaşmakta olan büyük bir tehlikeden kurtulacak...

Altında çok hesap var bu işlerin...

Orasını görebiliyorum...

Bir şehir altyapısı projesi değil bu...

Uluslararası vizyonu ve boyutu var...

Türkiye’ye ek diplomatik kazançlar geçireceği kuşkusuz...

Yine de sakıncalar iyi tartışılmalı...

Proje heyecan verici ve iyi...

Ancak seçimlerden daha önemlisi Türkiye’nin geleceği...

*****

Mehmet Ali Ağca’nın sözleri...

Dün Ülke Tv’den Ersoy Dede isimli meslektaşım, bana mail attı...

Dünkü yazımda bahsettiğim Mehmet Ali Ağca’nın Güneri Civaoğlu ve Mehmet Ali Birand hakkında söylediği sözlerin kendisinin Ülke Tv’de yaptığı, “Ersoy Dede ile Bıçak Sırtı” programında söylediğini ifade etti...

Meslektaşımın notunu kayıtlara doğru geçmesi açısından sizlere aktarmayı görev biliyorum...

*****

“ALKOL BAĞIMLISI BİR BABAM VAR...”

Bu yazıyı gazeteci bir meslektaşım gönderdi dün bana...
O kadar güzel kaleme almışki, virgülüne dokunmadan yayınlıyorum...

“Alkol bağımlısı bir babam var...

Kardeşlerim ve ben bunca yıl yanında, sağında, solunda durup tedavisi için her türlü maddi manevi destekte bulunduk...

Defalarca Çapa Tıp Fakültesi ve Balıklı Rum’da tedavi gördü...

Ancak her tedavi sonrası daha da kötüleşti...
Daha saldırgan, daha kontrolsüz, daha korkunç günlere uyandı...

Akıl sağlığı yerinde değil, ne yaptığını bilmiyor ve pimi çekilmiş el bombası gibi...

Kime (ya da kendine) nerede, nasıl, ne yapacağı belli değil...

Yaşadığı apartman sakinleri artık sakin değil....
Onların da hayatını tehdit ediyor, huzurunu kaçırıyor...

***

Şikayet üzerine defalarca eve gelip, hiçbir şey yapamadan giden polisler bize yol gösterdiler... Kaymakamlığa kendisinin alkol bağımlısı olduğu, alkol aldığında
saldırganlaştığı ve tedavi olması yönünde dilekçe verdik...

Emniyetten de Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıklarına polis nezaretinde sevk edilmesine dair bir dilekçe aldık...

Dilekçeyi Kadıköy Sağlık Grup Başkanı imzaladı...

Geçen hafta içinde çok geç bir saatte yine arbede yaşandı...
Daireye polis çağrıldı...

İfadeler alındı, herkes şikayetçi oldu...

***

İş bir tek babamın Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’ne sevkine kaldı...

Ancak polis sadece ifadesini alıp serbest bıraktı... Elimizde onaylanmış bir dilekçemiz var dedik, bu kişi saldırgan ne yapacağı belli değil dedik; dinletemedik...
Ertesi gün öğrendik ki zaten Erenköy’e götürülse bile tedavisi yapılamıyormuş, çünkü oranın bağımlılık ile ilgili bir bölümü yokmuş...

Bunu Kadıköy Sağlık Grup Başkanı’nın bilmiyor olması kadar ironik bir durum olabilir mi?..

Alkolik birinin sevkini niye tedavi edilemeyecek bir yere yapıyorsun?..

Bu sadece gösteriş değil de ne?..

Bu tür rahatsızlığı olanların götürülebileceği tek yer AMATEM’miş ve orası da yer yokluğundan ötürü haftalar sonrasına randevu veriyormuş...

***

Ancak işin can alıcı kısmı şu ki, AMATEM’e gittiğinde kişi alkol almamış olacak, tedavi görmeyi kendi isteğiyle kabul edecek, haftalar sonra verilecek olan randevu saatine riayet edecek...

Biz alkolden dolayı artık tam anlamıyla beyni uyuşan ve akıl sağlığı yerinde olmayan birinden bahsediyoruz, bu kişi kendisine ve çevresine zarar verebilir diyoruz, kontrol edemiyoruz diyoruz, bize yazılan bunca dilekçe, yazışma, görüşme, polis şikayetinden sonra, hastanızı ikna edip getirin diyorlar...

***

Anladım ki her şey göstermelik...

Bütün o yazışmalar, biz buradayızlar, hastanıza sahip çıkacağızlar...

Bunca uğraştan sonra anladım ki ya birinin ya da kendisinin canının yanmasını beklemek zorundayım. Devlet o zaman bu durumu ciddiye alacak!..”

***

Doğrusu arada bir görüşmelerimizde babasının durumundan söz etse de olayın bu kadar ciddi olduğunu ben bile farkedememiştim...

Geçen gece tesadüfen aradığımda baktım sesi berbat...

“Ne oldu” dedim...

“Babam” dedi, “Yine olay çıkarmış... Tek başına gidemiyorum beni görünce bana kızacak... Belki ablamı alıp gideceğiz...”
Bir gazeteci o ve her tarafta tanıdıkları var...

Bunca ilişkisine karşın alkol kullandı mı etrafa ve bizzat kendine karşı saldırganlaşan babasını kontrol altında tutup, tedavi ettirecek bir makam bulamıyor...

Nereye başvursa karşısında duvar var sanki...

Koca şiddetinden muzdarip kadın da tek bir merci bulamamıştı kocasının yakınına gelmesini engelleyecek...

Bir sürü “reklama dönük sosyetenin sanal şiddet” olaylarını büyüten medya da ilgi göstermeyince, genç kadın kocası tarafından öldürüldü gitti...

***

Şimdi büyük gazetede görev yapan bir gazeteci avazı çıktığı kadar bağırıyor;

“Babam alkolik... Alkol aldı mı saldırganlaşıyor... Kendi başına tedaviye razı gelmiyor... Bu durumda tedavi ettiremiyoruz...”

Yarın alkolik olan bu kişi, içip birisine saldırsa Allah korusun onun veya kendinin ölümüne sebep olsa, kim olacak bunun sorumlusu?..

Bu devlet sosyal devlet değil mi?..

İnsanların canını korumak görevi değil mi?..

Aile elinde rapor haykırıyor...

Ne olur çare diye...

Yarın birisi ölürse mi çare aranacak?..
Yoksa sosyetedeki alkolikler çıkardıkları olayları güçleriyle hasıraltı edebildiği için, bu konu yeterince “medyatik değildir?..”

DİĞER YENİ YAZILAR