Sevgili okuyucularım...
Bugün size büyük tartışma yaratan ünlü Son Kale programının canlı yayın konuşma bandının deşifresini yayınlıyorum...
Konuşmaların birebir deşifresidir...
Program 11 Nisan 2011 tarihinde, Futbolda Şiddet Yasası’nın gündemde olduğu sırada, yasa çıkmadan sadece 3 gün önce yayınlanıyor...
Canlı yayında kulağıma rejiden Savaş Toprak, teknik direktör Bülent Uygun’un hatta olduğunu söylüyor...
Bülent Uygun’u yayına kendisiyle konuşarak Serhat Ulueren bağlamış...
Bülent Uygun’la önceden konuşmamışım...
Bir pazarlık yapmak bir kenara yayına bağlanacağını bile bilmiyorum...
Bildiğim tek şey, ortamın çok gergin olduğu...
Bir gün önce programda ağır eleştiriler olmuş, bomba her an patlayabilir, onun için mümkü olduğunca iki tarafı “karşılıklı konuşturmamaya” çalışacağım...
Çünkü karşılıklı konuşma bir başlarsa, çıkacak kavga televizyon kapattırabilir...
Bense, herkes düşüncesini söylesin, ancak teker teker söylesin istiyorum...
BÜLENT UYGUN: Ben her maçtan sonra sorumluluğu üzerime alırım...
...
BÜLENT UYGUN: BEN HİÇ KİMSEYLE KONUŞMAK İSTEMİYORUM
(Erman Toroğlu söz istemek için atılır)
REHA MUHTAR: DAHA SONRA KONUŞACAĞIZ HOCAM TARTIŞMA YARATMAK İSTEMİYORUM DER VE BÜLENT UYGUN’A SORU SORAR
...
REHA MUHTAR: HOCAM BİRE BİR TARTIŞMAYA GİRMEYELİM
ERMAN TOROĞLU: BANA KONUŞUYOR
RM: EĞER MÜSADE EDERSEN... KONUŞMA BİTTİKTEN SONRA, SİZE SORACAĞIM 2 SAAT KONUŞACAKSINIZ. BÜLENT HOCA BİR KONUŞUP KAPATSIN...
ET: NEDEN KAPATSIN?
RM: BEN BÖYLE YÖNETİYORUM
ET: PAZARLIKLA MI OLUYOR?
(Ahmet Çakar müdahale ediyor...)
RM: MÜSAADE EDİN HOCA BİTİRSİN TARTIŞMA OLMASIN... KAPATACAK O ZAMAN...
ET: PAZARLIKLA MI OLUYOR?
RM: PAZARLIKLA OLMUYOR. SİZ DE İSTEDİĞİNİZİ 2 SAAT BOYUNCA KONUŞACAKSINIZ... PROGRAM SİZİN...
Sevgili okuycularım...
Burada bir dakika durup soluk alıp düşünmenizi istiyorum...
Yayıncılık tarihlerinde, canlı yayın konuklarıyla her türlü kavgaya giriş, zaman zaman stüdyoyu terk etmekten çekinmemiş iki canlı bomba adamla program yapıyorsunuz...
Bir canlı yayın konuğunu rejiden arayıp bağlıyorlar...
Konuk Eskişehirspor’un teknik direktörü...
Programın yorumcularından dolayı kimse programa canlı bağlanmak istemiyor...
Çünkü bağlananla yorumcular arasında mutlaka bir arıza patlak veriyor ve bağlanan kişi bağlandığına bağlanacağına pişman oluyor...
Programın yapıldığı sırada, yorumcuların tavrı nedeniyle Fenerbahçe ve Galatasaray’ın hiçbir yöneticisi programa bağlanmıyor...
Beşiktaş’ta ise ancak bir iki yönetici, çok ısrar karşısında kısa bağlantılara zor bela giriyor...
Onun için konukları bağlandıklarında konuşturuyorum, sonra programın yorumcularına söz veriyorum, istedikleri gibi yorumluyorlar ve konuğun söylediklerini eleştiriyor, sorguluyorlar...
Yani sözlerinin kesilmesi, düşüncelerini açıklamalarına fırsat verilmemesi, olayı sorgulamaması gibi hiçbir durum yok ortada...
İki saat üç saat, ne kadar isterlerse konuğun söylediği hakkında görüş bildirecekler, tartışacaklar, akıllarına uygun gelmeyen her şeyi yayında söyleyecekler...
Programın sürekli yorumcuları bu kişiler...
Sadece birebir kavga çıkartıp, programı tarumar etmek istemiyorum...
Devam ediyoruz deşifreye...
ERMAN TOROĞLU: BİZ BÜLENT’LE TARTIŞIRIZ, ANLAŞIRIZ...
(O sırada içimden ‘evet biliyorum nasıl tartışıp anlaştığınızı demek geçiyor, söylemiyorum susuyorum...)
REHA MUHTAR: BEN ÖYLE DÜŞÜNMÜYORUM... BEN, BÜLENT HOCAMIN SÖYLEDİKLERİNİ ALAYIM, KAPATAYIM...
ERMAN TOROĞLU: TAMAM BÜLENTCİĞİM, SİZ KONUŞUN REHA’YLA PAZARLIK YAPMIŞSINIZ...
ERCAN SAATÇİ: ÇOCUK SÖYLÜYOR, KONUŞABİLİRSİNİZ DİYOR...
ERMAN TOROĞLU: AAAA FAZLA OLUYOR BU İŞLER!
REHA MUHTAR: EVET BÜLENT BEY SİZİ ALALIM
ERMAN TOROĞLU: (Bülent Uygun’a dönerek) SEN GİTTİKTEN SONRA BEN KELİME KONUŞMAYACAĞIM...
BÜLENT UYGUN: ERMAN VE AHMET HOCA’YLA ERCAN BEY’İN SESİNİ DUYUYORUM... ERCAN BEY KİM İSTERSE SORU SORABİLİR...
Estirilen hava, “sonradan konuşmayacağım” edaları, daha sonra edecekleri laf ya da etmeyecekleri laflar konusundaki tavırlarından ürken Bülent Uygun tavır değiştiriyor...
Kim isterse soru sorabilir diyor...
Aslında yine istekli değilim, çünkü kavga çıkıp programın istemediğim şekilde kavgayla sonuçlanmasını istemiyorum...
Maraza çıkması an meselesi...
Egolar patlamış...
Son bir çabayla yayını kurtarmayı deniyorum...
REHA MUHTAR: (Erman Toroğlu ve Ahmet Çakar’a dönerek) BUYRUN O ZAMAN BUYRUN!
ERMAN TOROĞLU: BEN KELİME KONUŞMAYACAĞIM, REHA İLE KONUŞ...
AHMET ÇAKAR: İZİN VERİLMEDİKTEN SONRA BEN SORU-MORU SORMAM
ERMAN TOROĞLU: AYNEN BEN DE... EVET BÜLENTCİĞİM ANLAT REHA İLE BİRLİKTE PROGRAMI YAPIN... AYIPTIR YAHU!..
Adam konuşsun, sonra iki saat Bülent Uygun’un söylediklerini yargılayın diyorsun...
“Hayır şimdi konuşacağım, yoksa konuşmam” diyor...
Yayını mahvetme pahasına “Peki buyrun sorun” diyorsun, “Ben kelime konuşmayacağım... Sen kapattıktan sonra da konuşmayacağım...” diyor...
İki yorumcunun ikisi de konuşmayacaklarını söyledikleri için programın yayınını kesiyorum...
Çünkü iki programıcı da konuşamacaksa, biz niye ve neden program yapalım?..
Programı yapmanın bir anlamı yok...
Ertesi hafta, kanalın en tepe yönetcilerinin devreye girmeleriyle bir daha çıkmamaya karar verdiğim programa yeniden çıkıyorum...
Tam bir saat 15 dakika boyunca ne sorarsam sorayım cevap vermiyorlar...
Programı sabote ediyorlar...
Programı canlı yayın konuklarıyla devam ettiriyorum...
Erman Toroğlu yanımda “kağıttan uçak yaparak” oturuyor...
Hem konuşmuyorlar, hem de sürekli bir arıza çıkartacak şekilde davranıyorlar...
Bir saat 15 dakikanın sonunda, Son Kale programının canlı yayın konuklarıyla, kendileri hiçbir soruya cevap vermediği halde, devam ettiğini görüp olay çıkartıyorlar...
Stüdyoda canlı yayında çıkarttıkları olaylar sonunda, yayını kesiyorum reklama giriyorum...
Reklam sırasında, stüdyoda stüdyoyu yıkacak şekilde bağırmalar, çağırmalar, tehditler gırla gidiyor...
Beyleri sakinleştirebilmek için kanalın güvenliği geliyor...
Güvenlik müvenlik fayda etmiyor...
Onbeş dakika galiz tehditlerini savurmaya devam ediyorlar...
Reklam arasında yayınlanmayan bu görüntülerin bir kısmını hiçbir kameradan aldırtmıyor, durduruyor kameraları bazı kişiler!...
Ancak o sırada yaptıkları olayların çok büyük bir bölümünün görüntüleri saptanıyor...
O görüntüler değişik kasalarda benim tarafımdan saklanıyor...
Bu program bir hafta sonra yayınlanıyor ve o sırada Sporda Şiddet Yasası çıkmış durumda...
Bu görüntülerin kendisi, “şiddetin dik alası...”
Yine de yayıncılık sorumluluğuyla tek bir kelime etmiyorum...
Reklam arasının bitiminde kanalın güvenliği zor bela bağırmakta olan yorucuları dışarı çıkartıyor...
Bu süre zarfında provokasyon yapacaklarını bildiğim için, programı yönettiğim yerimde kalıyorum, hiçbir davranışta bulunmuyorum...
“Ayıptır arkadaşlar” demenin dışında...
Canlı yayını ikisine de bir eleştiri getirmeden, sonlandırıyorum...
Şimdi yorumcu arkadaş “Beni programda konuşturmadılar” diyor...
Evet, programın kasetleri, yayın bandı ve stüdyoda o gece yayına yansımayan olaylar hepsi bende mevcut...
Görüntüler hakkında şu kadarını söyleyeyim...
Eğer o görüntüler bir maçta seyirci tarafından yapılan olayları kapsasa, kesin olarak saha kapatma cezası gelir...
Şiddet yasasına göre ne ceza geleceğini hep beraber görürüz...
İstenirse tabii...

