Aslında size yazmayı hiç düşünmüyordum ve yine düşünmeyecektim...” diye başlıyor yazıya SS rumuzlu kişi...
(Açık ismi bende var, gerekli olduğunda ilgili makamlara vermek üzere bekletiyorum...)
- “Ta ki yazınızla ilgili yorumları okuyuncaya kadar...” diye devam ediyor...
- “Sonra yazınızla ilgili ben bir yorum yazdım...
Ancak uzun süre beklememe rağmen, benim yazınız için yazdığım yorum yayınlanmadı...
‘Olabilir editoryal tercihtir’ diyebilirsiniz...
Benim için de çok önemli değil...
Ancak ben ‘Adeviyye Meydanı’nda katledilen uluslararası gazetecilik’ başlıklı yazınızı çok beğendim ve twitter’ımda paylaştım...
Yorumları okuyunca size yönelik bir kastın olduğunu düşünüyorum...
Gazetecilik tecrübenizi konuşturduğunuz enfes yazılarınız size olağan gelebilir, buna alışıksınızdır...
Fakat yazınıza bir tane bile olumlu yorum gelmez mi?..
Var olan yorum ise niye tırpanlanır?..
Bilmiyorum yorumlar size sunulduktan sonra onayınız alınıyor mu; fakat lütfen biraz araştırın...
Sadece çevrenizden gelen tepkilere bakarak yazınız hakkında bir kanaat belirlemeyin...
Çünkü açıkça engelleniyorsunuz...
Bu durum beni çok rahatsız etti...
Bir gazete yazarı ile ilgili olumlu yorum niçin yayınlanmaz?..
Saygılarımla...”
Altında ismi ve soyadı yazıyor maili gönderen kişinin...
Esas mailin altına iki adet kişisel olduğunu anladığım telefon numaralarını yazıyor...
Birisi 0544 270... diye başlıyor...
Diğeri 0505 782... diye...
Maili gönderen kişiyi tanımıyorum... Fakat yazdıkları ilgimi çekiyor...
Hemen ilgili arkadaşları arıyorum... Önce bir hatırlatma yapıp sormayı düşünüyorum;
İki yıl kadar önce, hep aynı kişilerin köşe yazılarıma ek bir başka köşe yazısı gibi yorumlar yaptıklarını görüp, ‘Yazının altında bir başka köşe oluşturan yorumlar yer almasın... Gerek yok.. Yazıya yorum yapmak isteyen bana mail atar zaten fikrini belirtir...’ demiştim...
İlgili arkadaşlara niye bu kuralı değiştirdiniz diye soracağım...
Arkasından da, bu uygulamayı değiştirmek yetmiyormuş gibi “yazıma yorum yazan kişilerin hangi kriterlere göre yorumlarının yayınlanıp yayınlanmadıklarını“ öğreneceğim...
İlgili arkadaşlarla konuşuyorum...
Araştırma yaparken fark ediyorum ki, internet sitesinde yer alan köşe yazılarıma “bana mail atan gerçek kişinin yorumları girmiyor ama, çakma isimlerle yazan sanal kişilerin yorumları giriyor...”
Her gün bir köşe yazısı gibi kim olduğu belli olmayan sanal isimler, benim köşe yazımın altında yorum yazıyorlar...
Ziver Satro, Hakan Erdoğan, Cengiz Kahraman ve daha onlarca çakma ismi kullanan yorumcular, her internet ortamına giriyor, yorum yapıyor, psikolojik savaş yöntemleri uyguluyor ve kamuoyu algısı oluşturuyor...
Bunları yapmalarında bir sakınca yok... Fakat isim vermiyorlar ve kendilerini gizliyorlar...
Kim oldukları ne oldukları belli değil?..
Kimin adına yazdıkları, gerçekte aynı kişi mi oldukları kurnazca sanal bir ismin arkasına gizleniyor...
Okuyanlar çok kişi ve farklı kişiler olarak algılıyorlar...
Ancak belki de iki üç kişi bütün bu operasyonu bir merkezden yürütüyor...
Bugüne kadar deşifre olan olaylar, hep böyle takma adlarla faaliyet gösteren merkezleri işaret ediyor...
Bunlar psikolojik savaş taktikleri uyguluyorlar...
Her görüşten olabiliyorlar...
Duruma ve yazdıklarınıza göre, size “gizli psikolojik savaş taktiklerini açıktan bir suç şebekesi gibi” uygulamaktan çekinmiyorlar...
İlgili arkadaşlara, önlem olarak bir süre yorumları toptan durdurmalarını söylüyorum...
Yorumlar durduruluyor, çakma isimli sanal yorumları önünü kesmek için... Yarım saat sonra kamera şakası gibi bir olay cereyan ediyor...
Mailime “çakma bir isimden” mesaj geliyor...
Gönderen kişi adının sanal olduğunu gösteren bir isimle atıyor mesajı:
Mesajı gönderenin ismi “İrfan Sanal...”
Sanal İrfan; “Eleştirilere tahammülsüz davranıp, bir süre önce olduğu gibi yine yorumları kestirdiğimi söylüyor köşemden...”
Bunu söylerken kendi kendini ele veriyor Sanal İrfan...
Mesajından bir süre önce, yorumları kestirmiş olduğunu bildiğini anlıyorum...
Sonradan yine yorum yazmaya başladığına göre, o yorumların nasıl yeniden yazmaya başladığı hakkında da fikir sahibi olduğunu çıkartıyorum...
Oysa ben kendi köşemde neden yeniden yorum yazılmaya başlandığını bilmiyorum...
Daha trajikomik durum ise şu;
- “Her gün yorum yazanlar ve köşenin altında yeni bir köşe oluşturarak psikolojik harp uygulayanlar, isimlerini vermiyorlar...”
Kendilerini gizliyorlar...
Kendileri gizleniyor; fakat gizlendikleri sanal karakterlerin yazdıklarına tahammüllü davranılıp yayınlanmasını istiyorlar...
Rezalet bir durum...
Önceki güne kadar, köşe yazılarıma ne yorum yapıldığına bakmıyordum bile... O kadar bakmıyordum ki, yeniden yorum yapılmaya başlandığının da farkında değildim, kısa bir süre öncesine kadar...
Ben bu dünyada olabilecek her türlü eleştiriyi, saldırıyı, itibarsızlaştırma kampanyasını, psikolojik harp taktiklerini yemiş birisiyim...
Bunları olağan karşılarım...
Yalnız olmanın, derin, gizli ya da açık herhangi bir gücün koruma duvarları altına saklanmamanın ve kamuoyunun önünde iş yapmanın doğal sonucu olarak görürüm bunları...
Ancak böylesine ilk kez rastlıyorum...
“Çakma isimlerle” her gün köşenin altında psikolojik savaş yapanların, kendini gizleyenlerin, “ne o hoşgörünüz mü eksildi?..” sözlerindeki suç işleme ve savunma cüretine ilk kez tanık oluyorum...
İsmini veren gerçek okuyucunun yorumu yer almazken oluyor bu durum...
Sosyal medya gerçekten bir suç cenneti...
Eğer buna önlem alınmazsa, Türkiye’de sosyal medya üzerinden her türlü suç işlenir, teşvik edilir...
Sosyal medyanın özgürlük ortamı sağladığını ve “demokrasi için elzem olduğunu” dün yarım gazete sayfası boyunca yazdım...
Sosyal medya demokrasisine sonuna kadar inanıyorum...
Ancak “açıktan suç işlemek ve suça teşvik edilecek ortamları oluşturmak“ özgürlük değil...
Böyle bir özgürlük yok...
Açık suç işlemekle özgürlük aynı şeyler değil... Arkadaşların bunu bilmesi gerekiyor...
SOSYAL MEDYADA TAKMA ADLI ŞEBEKELER NASIL ÇALIŞIYORLAR?..
Sosyal medyada “takma ad”lı suç şebekeleri her görüşten olabiliyor...
Yazdığınız konuya ve duruma göre, ilgili “takma adlı suç şebekesi” harekete geçiyor...
Arka arkaya onlarca yüzlerce mesaj atarak, bunları twitter ortamında paylaşarak “sizin söylediğiniz ya da yazdığınız şeyleri itibarsızlaştırmaya çalışıyor...”
Gerçek isim kullanmadığından, takma adlarla tek bir kişi bile sınırsız sayıda kişi gibi hareket edebiliyor...
İşlenen suç bireysel olmaktan çıkıyor, aynı zamanda yeni ve toplumsal suçları teşvik eden bir niteliğe bürünebiliyor...
Sanal ortamda arkasına gizlendikleri takma adlarla, her şeyi söyleyip, teşvik ediyorlar...
Cesaretlendiriyor ve kamuoyunu yönlendirebiliyorlar...
Son olaylarda devlet twitter’dan atılan mesajlara özellikle bakmaya başladı...
Ancak insanların; kendi gerçek twitter hesabından attığı mesajların ve maillerin suç olsa bile fazla bir sakıncası yok...
Bu kişiler kendi adlarına o andaki duygularını ifade ediyorlar...
İfadelerinde ‘suç’ unsuru taşıyan şeyler varsa bile, belli ki o andaki duygusal taşkınlıkla bunlar kaleme alınıyor...
Bu tweetler ya da mailler gerçek isimler belli olduğu için, çok büyük bir tehlikeli değiller...
Takma adla atılan mailler, tweetler, mesajlar ise açık ve çok tehlikeli olabilecek potansiyele sahip suçlar...
Mesajları ve tweetleri atanlar, suç işlediklerinin ve işleyeceklerinin farkındalar...
Bunun için “takma bir adın arkasına” saklanıyorlar...
Her türlü manipülasyonu yapabilecek konumdalar...
Bir kişiyi, yüz binlerce kişi gibi gösterebilme yeteneğine sahipler...
Duygusal taşkınlığın zirve (peak) yaptığı anlarda, takma adla atılan tweet ve mesajların, dinamiti ateşleyici etki gösterdiği biliniyor...
“Takma ad” kullanma direkt potansiyel bir suçun zemini aslında...
Kullanan kişi aktif olarak kendi adıyla değil, takma adla mesaj attığında, her türlü manipülasyondan ismini muaf tutabilmeyi planlıyor...
Takma adla sosyal medyaya girenlerin hangi bilgisayar kayıtlarından bu işlemi yaptıkları ortaya çıkabiliyor...
Ancak bu yeterli değil...
Çok caydırıcı ve kesin önlemler alınması lazım...
Son olaylarda yurt dışı bazı merkezlerden bir milyona yakın tweet atıldığı haber veriliyor...
Suçun hangi boyutlara varabileceğinin göstergesi bu rakamlar...
Özgürlüklerin zedelenmeden ve varolan özgürlüklerin kirli emellere alet edilmeden kullanılması çok önemli...
Son sözüm şu;
Kendi ismiyle sosyal medyada tweet atanlar, son zamanlarda çok fazla hedef haline geldiler...
Gerçekte suç işlemiş olsalar da bu insanlar suç işleme amacı olmayan, o sırada duygusal taşkınlıkla o ifadeleri kullanan insanlar...
İfadeler hatalı, abartılı ve suça meyyal olabilir, hatta suç teşkil edebilir...
Ancak toplumsal suçlarda esas yönelinecek adres “açık isimler değil, takma adlı suç şebekeleridir...”
Onlar takma adları suç işlemek için alıyorlar çünkü...

