İffetsiz iffetler!..

Haberin Devamı

Bir televizyon programında “Atatürk diktatördü” diyen Nagehan‘a yapılan belden aşağı saldırıdan ağır hicap duydum...

Birkaç gün sonra da elim durmadı gitti saldırıyı tel’in etti...

Ben maalesef belden aşağı saldırılar konusunda pozisyonumu değiştirmem...

Erman Toroğlu’yla Nihat Genç arasında ayrım yapmam...

Erman Toroğlu’nun söyledikleri bir tarafın işine gelebilir, “söylediği ifadelerdeki rezillikler mazur gösterilebilir...”

Nihat Genç’in söyledikleri bir başka tarafın işine gelebilir, o taraf da Genç’in söylediği kirli ifadeleri es geçip, muhteviyatına destek verdiğini söyleyebilir...

***


Ben insani olmayan yöntemlerle, “insanca ve hakça düzenler kurulamayacağını” bundan otuzüç yıl önce fark ettim...

Daha tanklar, hiçbirimizin üzerinden geçmemişti...

Geçmeleri bir yıl sonradır...

Tanka gerek yoktu, gittikleri ve gittiğimiz yol yol değildi ve üzerinden bunca zaman geçtikten sonra ne kadar romantik ve nostaljik gelirse gelsin, son tahlilde yapılan “demokrasiye; demokrasi dışı yönetmemlerle ulaşmaya çalışan bir zibidilikti...”

O günlerde, proletarya diktatoryasına inanan “gaddarlar”a, ‘demokrasi gerek’ diye haykırdığımda, “bırak bu burjuva demokratlığına özenen saplantılı halleri” diye ahkam kesiyor, hakir görüyorlardı...

Bugün “demokratım” diye ortalığı kasıp kavuranlar, o gün proletarya diktatörlüğünü kutsayıp, parlamenter demokrasiyi savunanlarla, kişinin özgürlük alanına inananları, “burjuva demokratı” diye adam yerine koymayanlardı...

***


Sovyetler’i diktatoryası altında inim inim inleten, öldürdüğü insanların sayısı bilinmeyen, Stalin‘e “gaddar seni...” türü “devrimci güzellemeler” yapanlar, onun hayatından tarihin geleceğine yönelik ışıklı yollar!! döşemeye çalışırlardı...

Neyse...

Konu bu değil...

Arkadaşların hidayete ermeleri, demokrat kesilmeleri, özgürlüklere, insanlara ve bireyin kutsallığına inanmaları sevindiricidir...

33 yıl önce, fark ettiklerimi hatırladım da ondan böyle, dış hesaplaşmalardan geçen iç hesaplaşmaları yaşamaktayım...

Gencecik yaşımda bile farkındaydım ki, “insani yöntemlerle mücadele etmeyenlerin, insani bir düzen getirmeleri mümkün değildir...”

Hakkaniyetle mücadele etmeyenlerin “hakça bir düzen getirmelerinin mümkün olmadığı” gibi...

Nihat Genç, “Atatürk diktatördü” diyen Nagehan’ı iffetine laf çakmaya çalışarak!! altetmeye çalışmış...

O zaman geçmiş olsun...

Kadınların iffetine yalan yanlış laf çakarak, siyasi mücadele yapıyorsan, senin o mücadelenden, insan hakları, kadın erkek eşitliği, laiklik ve demokrasi çıkmaz arkadaş...

İnsanca düzen istiyorsan insan gibi mücadele edeceksin...

Şikeye karşı mücadeleyi, Erman Toroğlu üzerinden yapmaya kalkarsan, şike; şike gibi olmaktan çıkar, bir onur mücadelesine dönüşüverir...

Niye?..

“Yarın akşam karına kaç gol atmayı düşünüyorsun” diyen bir zihniyet, şikeyle mücadele ettiğinde, o zihniyet sempatikleşmez, şike sempatikleşir de ondan...

“Bu kadar çok televizyonlarda gezersen, kocan o çocuk benden mi diye sormak zorunda kalır” diye konuşursan, konuştuğun kadın değil; senin verdiğini söylediğin fikirlerin mücadelesi bundan zarar görür...

Nagehan’ın iffetini kimse sorgulamaz...

Senin cibilliyetini sorgular...

Ne yazık ki Oda TV gerçeği de budur...

Birkaç arkadaş, geleni geçeni belden aşağı yöntemlerle itibarsızlaştırmaya çalışarak, en büyük kötülüğü Atatürk’çülere, Cumhuriyet’çilere ve laiklere yaptılar...

Mustafa Balbay’a, Doğan Yurdakul’a Ahmet Şık’a Nedim Şener’e yönelik sempatiyi tarumar ettiler...

Geniş kitle desteği, insan olunarak ve sempati yaratarak sağlanır...

Haysiyet cellatlığı ve karakter suikastı yaparak değil...

İnsanca bir düzen isteyen insanca müacadele eder...

Hakça bir dünya arzu eden, hakkaniyetle savaşır...

Eşit ve özgür bir ülke isteyen, özgürlüklerden ve eşitliklerden yana, nobran olmayan bir mücadelenin içindedir...

Kirli yöntemlerle temiz toplumlar kurulmaz...

Tarih bunun aksi ispatlanamayan örnekleriyle doludur...

33 yıl önce fark ettiğim gerçekler, ne yazık ki 33 yıl sonra hiç değişmeden sürüp gidiyor...

Yine kirli savaşlar, güya temiz toplum yaratmak için yapılıyor...

Yine en belaltı iftiralar, kadının ve erkeğin eşit olacağı onurlu bir toplum!! yaratmak uğruna atılıyor...

Temizlik kirli yöntemlerle sağlanmaya çalışılıyor...

Heyhat!..

Kirli yöntemlerin ve kirliliğin gideceği tek bir yer var...

Tarihin çöp sepetine gidecek kirli ve karanlık bir dünya...

Gelecek kuşaklara “insan gibi insanlar” kalacak...

Onların insanca ve hakça kuracakları bir dünya, insan onuruyla bezenerek aydınlık bir gelecek vaat edecek...

*****


28 VE 29 YAŞINDAKİLERDEN VATAN İNTERNET ÖZÜR DİLEYECEK Mİ?..

Yazık...

Önceki gün bedelli yasasının 30 yaşının üstündekiler için çıkacağını bildiğim halde, geçmişe flashbac’ler yapıp, bedellinin 28 ve üstünü de kapsaması gerektiğini yazıyorum...

Belki, yazımı Başbakanlık’ta Genelkurmay’da birileri görür de, “Adam doğru söylüyor... Bir kez daha düşünelim... 28’in üstünü de bedelliye alalım...” derler diye buz üstüne yazı yazıyorum...

“28 yaşındakiler için askerliğin zaten yeterince geç olduğunu, sıradan erlik yaparken 20-21 yaşlarındaki çavuş çocuklarla arıza çıkabileceğini, bedelli meselesinin 28-29’u da kapsaması gerektiğini” yazmaya çalışıyorum...

***


Başlığına da “Bedelli yaşı 28 olmalı” diyorum...

Başlığı koyarken de hesaplıyorum...

Başbakanlık’ta, Genelkurmay’da internetten bu başlığı görüp, Başbakan’a, Bakanlara, Komutana dosyaladıklarında, arz esnasında belki birilerinin dikkatini çeker de, duruma son anda bir müdahale olur diye...

28-29 yaşında bedelli bekleyen yüz binlerce genç var...

4500 vuruşluk yazının bütün fikri bu...

Dün öğle saatlerinde internet sitelerinde gezinirken kendi yazıma rastlıyorum...

***


O da ne?..

Yazının başlığı aynen şöyle:

“Reha Muhtar: “Bedelli yaşı 28 OLMAMALI...”

Şaka gibi...

Benim 28’e inmesini istediğim bedelli yaşı, benim imzamın altında “bedelli 28 olmamalı” diye çıkıyor...

Telefonu açıyorum, internetteki arkadaşa bu rezilliğin hesabını sormak istiyorum...

Cevap aynen şöyle:

“Gececi arkadaş öyle yazmış...”

İşe bak...

Gececi arkadaş “Kerhane gerekli” yazsa aynen girecek mi bu?..

***


Birkaç gün önce yine Vatan internete akşam saatlerinde gireyim dedim, baktım benim yazım falan yok...

Açtım yine telefonu...

Arkadaş bizim yazı niye yok?..

“Gececi arkadaş unutmuş...”

Neyse...

28-29 yaşında bedelli bekleyen tertemiz gençlerden özür dilesinler...

Benim meselemi sonra halledeceğiz!..

DİĞER YENİ YAZILAR