Alkol kısıtlamaları konusunda sular durulmuyor. Bazıları bu konudaki yasakların, cezaların haklılığını savunurken bazıları bunların içkinin tamamen yasaklanmasına doğru giden adımlar olduğunu iddia ediyor. Biz de bu Pazar, Reha Muhtar’la alkol konusundaki tartışmaları konuştuk.
* Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu’nun çıkardığı içki yasağına yönelik yönetmelik ile ilgili tartışmalar tam soğumaya yüz tutmuştu ki Emniyet Genel Müdürlüğü’nün hazırladığı taslağının yasalaşması durumunda 1 promil (yaklaşık 2 duble rakı) ile yakalanan sürücülerin 2 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılanacakları konusu yine alkol tartışmalarını alevlendirdi. Öncelikle bu ceza çok ağır mı sizce?
Evet ağır bir ceza... Alkollü araç kullanırken, bir kazaya sebebiyet verdiğinizde zaten hapis cezası çok ağırlaşıyor... Ancak bu cezayı çok rahat eleştiremezsiniz. Çünkü ortada insan hayatı var. Karşıdaki size “alkollü araç kullanımından insan ölse daha mı iyi” diye sorarsa verecek cevabınız olmaz. Zaten Başbakan da öyle söylüyor
ve konuşuyor. Fazla bir şey söyleyemezsiniz, çünkü
insan hayatının pazarlığı olmaz.
* Emniyet Genel Müdürlüğü’nün istatistiklerine baktığınızda 2010 yılında 206 bin trafik kazasında alkollü araç kullanan sürücü sayısı 1600 civarında. Alkollü araç kullanmak büyük suç ama orana baktığımızda alkollü olmadan da içinde büyük bir trafik canavarı barındıranların sayısı çok yüksek...
Sen şunu mu demek istiyorsun? Trafik kazalarında alkollü araç kullanan sayısı çok az olduğu halde, hükümet alkolü yasaklamak için bahane üretiyor... AKP’nin “alkolü toplumsal yaşamdan mümkün olduğunca uzaklaştırmak” istediği bir sır değil. Bunu reddetmiyor zaten. Ancak biz niyet okumayla hayat karşısındaki tavrımızı belirleyemeyiz. Bu karar ağır eleştirilecek bir karar mıdır?
Hayır...
Çünkü, içki içmeyi değil, içki içip araba kullanmaya ağır yaptırım uyguluyor... Bu ceza alkolü toplumsal yaşamdan biraz daha uzaklaştırır mı?
Evet...
Peki o zaman karşı çıkılmalı mı?
Yine hayır...
Alkolün o alandan çıkması, bir zorunluluk. Mahnahttan’ın güneyinde açık hava deniz kenarında açık havada mükemmel balık lokantalarının olduğu bir rıhtım vardır. O rıhtımda, açık havada denize karşı püfür püfür eserken, masaya şarap gelmiş, ben de sigara paketine davranmıştım. Garson “Hayır burada sigara içemezsiniz” demişti. “Dalga mı geçiyorsun” demiştim. Hiç taviz vermemiş, “Burada sigara içilmez” demişti. Açık havada, püfür püfür esen rüzgarda, denizin dibinde niye sigarayı yasaklıyorlardı? Kime zararı olacaktı yasakladıkları sigaranın... Bilmem... Ama içemedim o gün ve restorandan kalkıp gittim.
Yasak yaşı 24’ten 21’e indirilmeli
* Geçen günkü yazınızda Habertürk gazetesinin Konsensus araştırma şirketine yaptırdığı kamuoyu yoklamasından bahsetmişsiniz. Buna göre insanımızın yüzde 87’si içki içmiyor... Çok içtiğini söyleyenler yüzde 2 gibi küçük bir oranda kalıyor. Sadece sosyal ortamlarda içki içenlerin oranı yüzde 13’ü bulmazken alkol konusu niye bu kadar gündemde kalıyor?
İşte konu burada... Alkollü araç kullanımına gelecek cezada değil. İçkinin sosyal ortamlarda tüketilmesine yönelik çok ve gereksiz düzenleme yapılıyor. Eleştirilecek nokta, 24 yaşın çok yüksek olması, bunun 21’e çekilmesi. Toplumda olmayan bir alkolizm sorunun varmış gibi gösterilmemesi. Buralardaki eleştiriler, mantıklı ve yol gösterici.
* Dünyanın en büyük üreticisi olan İngiliz firması Yeni Rakı’yı 2.1 milyar dolar gibi çok büyük bir rakama satın aldı. Siz olsanız içkinin yasaklanacağını düşündüğünüz bir ülkeye bu kadar para yatırır mısınız?
Çok güzel bir soru... Açık söyleyeyim ben Türkiye’de AKP iktidarının bir gün içkiyi toptan yasaklayacağını düşünmüyorum.
Böyle bir şey yapmayacaklar. Aralarında birçoğu bunu içten içe arzulasa bile. Onlar Türkiye’yi daha muhafazakar yapmak istiyorlar. Ancak içkiyi yasaklayarak, dünyada yeni bir cazibe merkezi olmasına çalıştıkları İstanbul’u ve Türkiye’yi, bütün Batı’dan, turistinden, iş adamından mental olarak uzaklaştıracak kadar aptal değiller. Öyle bir şeyi kendi iktidarları için istemezler. AKP muhafazakar bir parti. Batılı yaşam standardını benimsemeyen bir parti. Ancak Batı’ya rağmen bir parti değil... Esas olarak Batı’dan güç alan bir parti. Kendi bacağına sıkmaz.
* Bu kadar sınırlı bir alışkanlık için baskıcı davranmamak, çok kaşımamak gerektiğini söylemiştiniz. Sizce bu yapılabilecek mi?
AKP kendi iktidarını rahat götürmesinin yolunun “daha fazla özgürlükten ve demokrasiden” geçtiğini anladığında bu olayları kaşımaz. Bunu anlamazsa kaşımaya devam eder. Özgürlük sadece türban takmak için olmaz. Özgürlükler herkesin yaşam biçimine yönelik olursa özgürlük değerlidir. Ben türban takma özgürlüğünü kızlarım türban takacak diye istemiyorum. Ben bu özgürlüğü, takmak isteyen herkes için istiyorum. Ben onu nasıl istiyorsam, o da benim özgürlüğüme saygı duyacak. AKP bunu içselleştirseydi esasen Beyaz Türk’lerle sorunu kalmazdı. Özal,İçkinin sosyal ortamlarda tüketilmesine yönelik çok ve gereksiz düzenleme yapılıyo Beyaz Türk’lerin en sevdiği liderdi. O da muhafazakardı. Mesele muhafazakar olmak değil, başkalarının özgürlüğünden yana olduğunu onlara hissettirmek.
“İçkinin sosyal ortamlarda tüketilmesine yönelik gereksiz düzenlemer yapılıyor”
Reha Muhtar ile Buluşmalar;Eylem Doğan
Haberin Devamı

