“İçime almak geliyor içimden seni...”

Haberin Devamı

Erkek kadını değil, kadın erkeği koruyabilir çünkü;

Koruma güdüsüne esas sahip olan cins kadındır...

Kadınlık güdüsü çocuklarını koruma üzerine kuruludur...

Bunun için ek bir çaba harcamasına gerek yoktur...

Kadın “natürünü” yaşayabilmek için, koruma güdüsünü sürdürebilmelidir...

***


Kadın erkeği koruyabilir çünkü;

Kadın hayatı ve olayları etkiler...

Bu alandaki gücü erkekle kıyaslanmaz...

Yaşamı kontrol eden güç kadındır...

Yaşamı kontrol eden gücün, erkeği kontrol etmesi ve yönetmesi kaçınılmazdır...

Bu gücü elinde bulunduran kadın ise, erkeği koruyabilir...

***


Kadın koruması zaruri değil, iradidir...

Kadın sadece istediği hallerde erkeği korur...

Bunun için erkeği sevmesi, sevimli bulması, kendisinden bir parça olarak görmesi gerekir...

Erkeği kendinden bir parça olarak görmediği durumlarda, kadın erkek için kılını kıpırdatmaz...

- “Sana aşağım...” dese de onu sevecek kadar korumaz...

Kadının erkeği, kendinden bir parça görmesi, erkeğin davranışlarıyla ilintilidir...

Hötzöt yapan erkekler, başat ve egemen karakterler, kadını zapt-u rapt altına alacağını sanan müsveddeler kadınlar tarafından korunmaya alınmazlar...

***


Erkeğin kadın tarafından korunabilmesi için, ona ihtiyacı olduğunu söylemekten çekinmemesi, bunu doğal bir içtenlikle istemesi, ‘ego’ yapmaması ve öncelikle sevimli olması gerekir...

Bir kadının “korumasına alacağı erkek”le ilgili şifre repliği ilginç bir cümle olarak tezahür eder;
- “İçime almak geliyor içimden seni...”

KADIN TARAFINDAN KORUNMAYA ALINAN ERKEKLER...

Erkek doğası gereği kadın tarafından korunarak hayata başlar... Çocukken onu annesi korur; her şeyden ve tüm tehlikelerden...

Erkek; anne korunmasına muhtaç olarak büyür ve büyütülür...

Süreci başlatan esasen anne rolündeki kadındır...

***


Erkek bir süre sonra büyür, gelişir...

Fiziksel açıdan güçlenir...

Dışarıdaki acımasız mücadeleyle egosu biçimlenir...

Savaşçı kişilik ve rekabetçi kimlik kazanır...

İş, güç, para, itibar sahibi olur...

Doğasındaki kadın korumasına muhtaç kimliğinden uzaklaşır...

Sosyal gücünün ve toplumsal itibarının, “kadınları koruyabileceği bir düzeye geldiğine” inanır...

Annesi çocukken, “Bir gün oğlum büyüyecek annesine bakacak” demiştir...

Bu koşullanma onu yönlendirir...

Büyümüştür...

Artık annesi ve beraber olduğu kadınları koruyacaktır...

Öyle sanmaktadır...

***

Oysa bir erkek, ne annesini ne de beraber olduğu kadınları koruyabilir...

Anne hayatının sonuna kadar oğlunu, kadınlar ise ancak isterlerse, o da severlerse erkeği koruyacaklardır...

Kadının erkek tarafından korunduğu safsatası “çarpıtılmış bir mottodur...”

Kadın erkek tarafından korunmaz...

Eğer bir korunan varsa ortada; bu her zaman erkektir...

O da kadının istediği durumlarda olur, her zaman vukuu bulmayacaktır...

***


Erkek egoları bu gerçeğin farkına varmazlar...

Kadını yönlendirmeye, yönetmeye, biçimlendirmeye ve istedikleri yöne sevketmeye uğraşırlar...

Oysa tabiatta, yönlendirme, yönetme, biçimlendirme ve sevketme eylemlerinin hepsi, kadının çocukları üzerinde yaptığı eylemlerdir...

Çocuklarında bir karakter oluşturan, onlarda bir kimlik yaratan kadının, karşısına çıkan erkek tarafından yönlendirilebileceğini düşünmek abestir...

Doğayla alay etmektir...

Kadın anne olarak hayatı biçimlendirir...

Yeni nesiller yetiştirir...

Nesillere yön verir...

***


Nesillere yön verenlerin, dışarda ego savaşı verenler tarafından yönetilebileceğini ve korunabileceğini varsaymak hayatla dalga geçmek anlamına gelir...

Kadın erkeği yönetir...

Kadın erkeği yönlendirir...

Kadın erkeği biçimlendirir...

Kadın erkeği; isterse koruyabilir...

İstemediği durumlar, ondan gıcık kaptığı durumlardır...

Karakterine ifrit olduğu zamanlardır...

- “Kendini ne zannediyor bu herif” dediği anlardır...

Böyle durumlarda kadın, içten içe erkeğe tepki duyar...

Onu korumak bir yana, “belalara rast gelmesinden” ince bir haz duyar...

Erkeği korumak için sevimli bulması gerekir...

Bu güzel bir şeydir...

Oysa böyle anlarda, korumak değil;

- “Ne hali varsa görsün” mantığı geçerlidir...

Başına gelecek belalarla, terbiye edilmesi ve adam olması arzulanır...

***


İki tür erkek üzerinde, kadın koruması vardır...

1) Bağımlı erkekler üzerindeki kadın koruması...

2) Bağımsız erkekler üzerindeki kadın koruma çabası...

***


Kadın koruması altına giren bağımlı erkekler kocalar ve erkek çocuklardır...

Kadın çocuğunu zaten doğal olarak korur...

Kocasını da bir süre sonra ikinci erkek çocuğu olarak gördüğünden, belli belirsiz onu da koruma altına alır...

Bu tip koruma “bağımlı erkeğe” yönelik ‘anaç’ korumadır...

İkinci tip koruma, kadının hayat bulduğu, tazelendiği, içten içe arzulandığı korumadır...

Kadın sevimli bulduğu, sevgi duyduğu, aşık olduğu, eğlendiği ve sarılıp metaforik olarak içine sokmak istediğini söylediği erkeği korumak isteyecektir...

Erkeğin egosu müsaitse bu koruma keyiflidir...

Kadın ve erkek kendi “doğal”lıklarını yaşayacaktır...

Bu beraberlik anne ile erkek çocuk arasındaki ilişkinin ezberine dayanır...

“Ezber” bağımlılık getirmezse eğlencelidir...

Bağımlılık getirirse erkek için “öldürücü...”

***


Sevgi ve aşkın tezahürleridir bunlar...

İlişkilerin griftliğinin altında çocukluk yatar... Ne kadar kendi maceranızda, ruhunuzun gerçeklerini ortaya çıkartırsanız, hayattan o kadar keyif alırsınız...

Dışarıdaki dünyayı fethetmek için, bu dünyaya geldiğimizi sanırız...

Oysa dünyaya gelme nedenimiz...

Kendimizi, özümüzü anlamaktır...

Nüvenin gerçeklerine ulaşmak, onları geliştirmektir...

Dışarıda fethedeceğimiz koskoca dünya denilen şey; “içimizdeki kendimizdir...”

DİĞER YENİ YAZILAR