Haberin Devamı
Manisa takımı daha önce de 10 kişi kalmış, mağlubiyetten yine beraberliği kurtarmıştı...
Fakat önceki gece Saracoğlu’ndaki görüntüler “kadın seyirci ve futbolcu motivasyonu” açısından çok ilginç görüntüler verdi...
Bir kere Fenerbahçe takımı aşırı heyecanlı ve stresliydi...
Deplasmanda maç kazanmış, seyircisiz maçı almış, sezona iki maçta iki galibiyetle başlamış bir takımdı Fenerbahçe...
Sezonun başı, iki maçta iki galibiyet; buna rağmen futbolcuların bu kadar gerilmesinin nedeni “40 bin civarında kendilerine hayran kadının stadı doldurmasıydı...”
Maç boyunca Fenerli futbolcuları dikkatle izledim...
İstedikleri ve alışık oldukları pozisyonlarda, rahat hareket edemiyorlardı...
Telaşlıydılar...
Normal zamanda, rahat gole çevirecekleri pozisyonlarda, bir rahatsızlık durumu, bir gerilme, bir stres hali görülüyordu...
İddia ediyorum, önceki geceki maç, Fenerbahçe’nin bilinen erkek ağırlıklı taraftarının önünde oynansaydı, Fener, Manisa’ya 3-4 golden aşağı atmazdı...
Sadece kendi kadın taraftarının oluşturduğu bir mahşeri kalabalığın önünde maça çıkmak, buna alışık olan bir erkek popstarı fitiller...
Ancak erkek seyirciye alışık, erkekler dünyasının bir parçası olan futbolda, sadece kendi kadın seyircinin olduğunu bilmek futbolcuyu strese sokar...
Kendini kadına beğendirme duygusu, normal futbolunu oynatmaz...
Fenerbahçe’de olan budur...
Dikkat edin ikili mücadelelere, sağdan soldan yapılan ataklara, bir çıt kırıldım hali, teknik ama umarsız bir davranış modeli vardı Fenerbahçeli futbolcularda...
Şimdi bazı cin fikirliler şöyle soracaklar:
“Arkadaş Manisaspor’u da aynı kadınlar seyrettiler... Niye onların futbolcusu etkilenmedi kadınlardan?..”
Bu soruyu soranlar, bir erkeğin; kendinin hissettiği, kendine ait kadınlarla, başkalarına ait kadınlara bakışı arasındaki farkı bilmeyen akıl özürlülerdir...
Manisalılar, Fenerlilerin aksine maçta mükemmel bir performans sergilediler...
Çünkü Manisalı futbolcu rakip takımın kadın taraftarının önünde motive oldu, onlara kendini göstermek istedi...
Bir tür “flört” etti onlarla...
Oysa Fener futbolcusu kendi taraftarıyla, kendi kadın seyircisiyle flört edemezdi...
Sadece kendini ona beğendirmek zorundaydı...
Türk erkeği kendine ait olduğunu hissettiği kadınla “flört” edemez...
Ona karşı iyi sevgili de olamaz...
Buna karşın kendisinin dışında gördüğü kadınlarla güzel flört edebilir...
Manisalı futbolcular işte tam bu noktada Fenerbahçe’nin kadın seyircisine “ne kadar mükemmel olduklarını” göstermeye giriştiler...
Fenerli futbolcu; kadın taraftarına kendini ispat etmek zorunda hissettiği için gerildi...
Diğeri rahatladı ve “misafir olduğu yerdeki flört”ün tetiklemiş olduğu motivasyonu yaşadı...
KIZILAY’DAKİ BOMBA RAMAZAN AKYÜREK’İN EVİNİN ÖNÜNDE Mİ PATLADI?..
Dün medyafaresi sitesinde, Önder Aytaç çok önemli bir bilgiyi ifşa ediyor...
Polis Akademisi’nde araştırma görevlisi olarak da çalışan Önder Aytaç, Kumrular Sokak’ta patlayan 3 kişinin öldüğü 34 kişinin yaralandığı bombanın, Emniyet Genel Müdürlüğü eski İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek’in evinin önünde patladığını açıklıyor...
Önder Aytaç’ın medyafaresi’ndeki açıklamasına göre, Ramazan Akyürek’in kızı da bomba patlayınca, başından ve kolundan yaralanıyor...
Kim bu Ramazan Akyürek?..
Çok geniş bir kesime göre Ramazan Akyürek, Emniyet içinde cemmatçi kesimin en önemli isimlerinden birisi...
Bu özelliğiyle Trabzon Emniyet Müdürü’yken, Dink cinayeti ile öncesinde meydana gelen Trabzon’daki cinayet ve McDonald’s bombalamalarında ihmali olduğu halde cemaat içindeki gücüyle Emniyet İstihbarat Dairesi Başkanlığı’na getirilmiş kişi...
Bu görevden oluşan tepkiler nedeniyle alınıyor ancak mahkeme iade kararı vermesine karşın, göreve iade edilmiyor...
Hanefi Avcı’nın kitabına konu olan Ramazan Akyürek, eski İstanbul valisinin hazırladığı rapora göre “cemaatçi örgütlenmenin” içinde...
Buraları bir kalem geçelim...
Esas konu, Ramazan Akyürek 2006 yılından itaberen yıllarca Emniyet’in son yıllarda en önemli birimi olan İstihbarat Dairesi’nin başında bulunmuş bir isim...
Türkiye’deki bütün dinlemeler, soruşturmalar, davalar emniyet istihbarat dairesi merkezli...
Ramazan Akyürek de cemaatçi olarak bilinerek bu dairenin başkanlığını yapıyor...
Önder Aytaç devlet içindeki “güçler kavgasını” iyi biliyor...
“MİT-PKK görüşmesini kim sızdırdıysa, Ramazan Akyürek’e saldıranlar da onlardır...” diyor...
Bu sözlerin anlamı, bomba eyleminin esas hedefinin Ramazan Akyürek olduğunu söylemek...
Hedef eski Emniyet İstihbarat Dairesi Başkanı ise, devletin içine de uzanan inanılmaz bir hesaplaşmanın ortasındayız demek...
Bu olayın içinde PKK var; var olmasına...
Ancak birbirine geçmiş halkalar arasındaki ilginç bağlantılar, insanın içini karartıyor...
Hedef Ramazan Akyürek miydi?..
Öyle idiyse, PKK işinin devlet içine yansıyan bir hesaplaşması mı var?..
Nedir bu hesaplaşma?..
Kan gövdeyi götürüyor...
Açıktır ki PKK meselesi sadece bir PKK meselesi değil...

