Her kadın bir hayattır...

Haberin Devamı

Bir erkeğin hayat karşısındaki ustalığı; hayatına giren kadınlarla doğrudan orantılıdır...

Erkek ne kadar farklı kadın tanırsa, hayatın farklılıklarını da o kadar tanır...

Her kadın bir hayattır çünkü...

Damıtılmış ve süzülmüş lezzetler sunan erkekler, hayatlarında çok kadını; iyi tanımış erkeklerdir...

Kadın tanımak sadece kadınla sevişmek anlamına gelmez...

Kadın tanımak, kadının hayatının içine girmek, kadının hayatını içmek anlamındadır...

Bir erkek hayatta ne kadar çok kadının hayatına girmişse, ne kadar çok kadını içme zevkine erişmişse, “o ölçüde, değerli zevklerin, rafine tatların” lezzetiyle yükselir...

Her kadın bir hayattır çünkü...

***


Erkeği kadın motive eder...

Bir duraktan başka bir durağa kadın taşır...

Her kadın, erkeğine farklı bir esans, değişik bir parfüm, başkalarına benzemeyen bir aura sunar...

Kendi hayatından yaptığı kaleidoskopun mozaiğinden, erkeğine bir hayat elbisesi diker...

O elbiseyi prova eder, kostümünü biçer...

Erkek kadını iyi tanırsa, onun cömertçe sunduğu hayatı içine sindirirse, şık elbisenin içinde rafineleşir...

Kişiliği değerlenir...

Hayatı derinleşir...

Zevkleri incelir...

Dünyası renklenir...

Gök kuşağının renklerinin cümbüşü, kalbinin şekli ve şemali haline gelir...

Her kadın bir hayattır...

Erkek yaşadığı hayatın zenginliğini kadınlarla ölçebilir...

***


Paranın çokluğu zenginlik anlamına gelmez...

Kariyerin yüksekliği, zengin bir dünya demek değildir...

Esasen tek bir hayatın içindeki, hayatların çokluğudur zenginlik...

Birçok hayatı görmek ve hissetmektir, yaşanmışlık...

Farklı hayatlardan damıtılmış zevklerdir incelik...

Onca yaşanmışlıktan süzülmüş ibretlerdir bilgelik...

Değişik dünyalardan, farklı kültürlerden arta kalandır entellektüellik...

Hayatın çokluğunu kadınlar teker teker bir erkeğe sunarlar...

Kadınlar erkeği yoğurur ve şekillendirirler...

Bir kadınla sadece sevişerek beraber olanlar, yeni hayatları içlerine alamazlar...

Nakıs bir tecrübe, tıknefes kalmış bir erkeklik, oksijensiz bir estetik onları esir alır...

Kadınları yaşamak için, esasen kadınları içmek gerekir...

Her kadın bir hayattır...

Hayatı sarmalamak için, kadınları sarmalamak gerekir...

*****


BUDİST RAHİPTEN HAYATIN 7 GERÇEĞİ...

Budist rahipler yetiştiğini düşündükleri öğrencilerini, yola çıkmadan önce çağırırlar...

Başrahip öğrenciye tek bir soru sorar:

-”20 yıldır buradasın... Burada bizden neler öğrendin?..”

Öğrenci cevap verir:

-”Yedi gerçek öğrendim...”

-”Neler onlar say bize...” der başrahip...

-”Birincisi... Dostluklar ikiye ayrılır... Kalıcı dostluklar ve geçici dostluklar...

Hayatta bir zorluk çıktığı anda bozulan dostluklar daha çoktur...

Kalıcı dostluklar ise çok azdır...”

***


(Dün hayatımın son 15-20 yılına dayanan bir dostluğun mimarlarıyla beraberdim...

Gerçek dostlarla beraber olmanın önemli bir farkı vardır...

Onlarla beraberken içinizde bir sıcaklık hissedersiniz...

Yalnız olmadığınız duygusu vardır içinizde...

Teklifsiz, tekellüfsüz, önünü arkasını düşünmeden konuşursunuz...

Dostlukların büyük çoğunluğu ise, zamana karşı yenilirler...

Bir yerlerde kırılırlar...

Kırılan dostlukların kötü tarafı, dostluk çıkışlı olduğu için düşmanlığı tetiklemesidir...

Hayatınızdaki sorunlu ilişkiler, hep bir zamanlar dost olduğunuz insanlarla ilişkileriniz olur...

Bir zamanlar hayatta beraber hareket ettikleriniz, karşı karşıya geldiğiniz kişiler haline gelir...

Kalıcı dostlarınızın kıymetini bilin...

Onları kalıcı yapmak için siz de kılınızı kıpırdatın... R.M.)

***


-”İkincisi?..” dedi başrahip...

Öğrenci yanıtladı:

-”İnsanların çoğunluğu kalplerini ve beyinlerini geçici değerlere ayırmışlar...

Bu değerler uğruna kendi gerçek niteliklerinden taviz veriyor ve kötü şeyler yapmaktan çekinmiyorlar...”

-”Ya üçüncüsü” dedi Budist başrahip:

-”Üçüncüsü, insanlar amaçlarına ulaşmak için birbirlerini ezmekten çekinmiyorlar...

Oysa başkasına kötülük yapılarak elde edilen her şeyin geldiği gibi ellerinden gideceğini anlamıyorlar...”

(Hayatın temel şifreleriyle ilgili bilinmesi gereken en önemli nokta budur...

Birisine kötülük yaparak elde edilen hiçbir kazanç ve başarı kalıcı olmaz...

Bu evrensel bir kuraldır...

Ve bu kuralın hiçbir istisnası yoktur!.. R.M.)

***


-”Dördüncüsü” diye sordu Budist başöğretmen...

-”İnsanlar gerçekte önemli olup olmadığını düşünmedikleri, fakat değerli ve anlamlı saydıkları şeyler yüzünden birbirlerine zarar veriyorlar...

Bu şekilde hayatı birbirlerine zehir etmeye alışmışlar...”

-”Ya beşincisi?..” diye sordu başrahip;

-”Herkes yanlışın nedenini, başarısızlığın nedenini başkasında arıyor...

Kimse başına ne geldiyse aslında kendi yüzünden geldiğini anlamıyor...

Kendi suçunu kabul edip, yanlışını düzeltmiyor...”

-”Altıncısı?..”

-”İnsanlar helal lokmanın ve bölüşmenin değerini bilmiyor...

En lezzetli lokmanın helal lokma olduğunu bilmiyorlar...

Vicdanları ile mideleri arasında kaldıklarında midelerini tercih ediyorlar...”

-”Ya yedincisi?..”

-”Yedincisi ve sonuncusu; insanlar bir şeye dayanmadan yaşama gücünü bulamıyorlar...

Bu yüzden çoğu zaman anlamsız şeylere sarılıyor ve güveniyorlar...

Asıl sarılmaları ve güvenmeleri gereken belki de tek duygunun ‘sevgi’ olduğunu anlamamakta ısrar ediyorlar...”

“Yolun açık olsun” dedi Budist başrahip...

Öğrencisinin elini dostça tuttu ve sevgiyle bıraktı...

Artık gidebilirdi...

DİĞER YENİ YAZILAR