Hayatındaki ikiyüz kadından dört tanesi...

Haberin Devamı

Çocukluğumun ve ilk gençlik yıllarımın “hayal kaharamanları”nın bilmediğim yaşam dalgalarının ince köpükleri arasında sörf yapıyorum...

Farketmediğim, gözümden kaçan ayrıntılardan yeni manalar, kıyıda köşede kalmış anılardan, hayal kahramanlarının eksik kalmış renklerini boyuyorum...

Alain Delon’un “Hayatımın Kadınları” isimli albümü için seçtiği ikiyüz kadın arasında dört kilit kadının varlığından söz ediyor yakın arkadaşı ve televizyoncu dostu Michel Drucker...

Delon’a ilk önce o dört kadını soruyor...

Alain Delon Hayatımın Kadınları klibini izlerken de aynı kadınlar vardı...

İlk sırada Romy Schneider var hiç kuşkusuz...

Yıllar sonra 43 yaşındayken intihar eden dünya güzeli o saflığın ve masumluğun sembolu müthiş kadın...

“Onunla anılarım hoş ama acı oldu” dediği Romy Schneider...

Bazı yazarlara göre onu bir erkekle aldattı Alain Delon... Romy bu hayal kırıklığını hiçbir zaman üzerinden atamadı...

Aktörün kronolojik yaşam öyküsü bir erkekle aldatma olayını müphem bıraksa da, Romy Schneider’den ayrılmadan Antony’ye hamile kalan Natalie Delon gerçeği Alain’in; Romy’yi en azından bir başka kadını hamile bırakarak aldattığının göstergesi...

***


Romy Schneieder, Nathalie Delon ve elbette 15 yıl beraber yaşadığı büyük aşkı Mireille Darc aktörün üç büyük aşkı...

1989 Noel gecesi Alain Delon’u Paris’te Fransız televizyonunun ikinci kanalındaki programda canlı yayında izliyordum...

Kolundaki bilekliğin özel bir hatırası olup olmadığını sordu televizyoncu Delon’a...

“O mu” dedi, “Mireille Darc’ın bendeki hatırasıdır o...”

Romy Schneider “intihar” ettikten sonra, onunla çevirdiği La Piscine filmine içi kaldırmadığından bir daha bakamadığını söylemişti...

Romy nedense hep “hüzünlü bir yüzle” yaşadı ve öyle öldü...

Romy’nin hüzünlü yüzü, Alain’in kendisini umarsız ve hatta gaddarca terketmesine bağlandı...

Beraber oldukları sırada, Romy Alain’e göre daha şöhretliydi ve mesleğinin zirvesindeydi...

Ayrılıktan intihara kadar geçen sürede bir daha kendine gelemedi ünlü aktrist...

Alain şöhret basamaklarında hızla tırmanırken, Romy yaptığı evliliklerde bile yüzündeki hüznü gideremedi...

***


Uçarı, gaddar, kendi korumasının ölümünden sorumlu tutulan biraz mafyöz ve Le Pen’e yakınlığından dolayı faşizm sempatizanı olarak bilinen Alain’in hayatında dördüncü kadın Anouchka’yı gördüğümde ise “Elbette Anouchka” diye içimden geçirdim...

Onu Anouchka’yla katıldığı bir televizyon programında, yayınlanan bant görüntülerinin arkasından ağlarkenki görüntüsü gözümün önüne geldi...

Anouchka Alain’in üçü bilinen üçü ise resmen konfirme edilmeyen altı çocuğun arasında en sevdiği çocuğu vazgeçemediği kızıydı...

Aşk yaşadığı Dalida, Brigitte Bardot gibi efsanevi isimleri geride bırakarak, hayatının dört kadını arasındaki en güzide yeri almıştı Anouchka... İkiyüze yakın kadın arasında öne çıkan dört kadın...

***


Şimdi şatosunda yapayalnız köpekleriyle yaşıyor... Şatoyu görenler, içerdeki “basık ve hüzünlü enerjinin”, bütün malikhanede hissedildiğini söylüyorlar...

Kırılma anı nerede acaba?..

Sonsuz ve sınırsız sayıda kadının hayallerini süsleyen, sonsuz ve sınırsız ilişkilere giren, kendisine aşık yönetmen erkeklerle duygusal oyunlar oynamaktan haz duyan, yüzyılyın en yakışıklı erkeğinin hayatındaki kırılma anı ne acaba?..

“Genç kadınlar bütün bir günü internette, sosyal medyada vakit geçiriyorlar... Daha yaşlıların ise, mutlaka vazgeçemedikleri alışkanlıkları var... Elbette yalnızım... Köpeklerim var... Onlarla mutluyum...” diyor...

Şato ve çevresinin en muhteşem yerinin, Alain’in köpeklerinin mezarlarının olduğu yer olması, bu sözlerin kadar doğru olduğunu gösteriyor... Onun hayatında sörf yaparken, kaçınılmaz olarak şu soru geçiyor aklımdan:

Birisi bir gün benim “Hayatımın Kadınları”nı çıkarsaydı, kimleri koyardı acaba?..

O kadınlara yönelik hangi replikleri?..

Acaba hangi anlamları yüklerlerdi o kadınlara, benim hayatımda?..

“Annem Mounet aktrist olmak istemişti... Karakteri de buna müsaitti... Fakat olmadı...” diyor Alain; “Sanırım ben onun arzu ettiği hayatı yaşadım...”

Köpekleriyle hayatının sonbaharında yapayalnız bir hayat mı arzu etmişti acaba Mounet?..

Bilseydi öyle mi yetiştirirdi ki çok sevdiği oğlunu?..

*****


ÇOCUKLUĞUMDA ÖĞRENDİM ŞEREF BEY’İ VE “FEDA”YI...

Ortaokuldaydım ve babamın hala bana refakat ettiği yaşlardaydım...

O tarihlerde yazlığa çıktığımız Bostancı’nın Marmara derinliklerine kurulmuş dünyasından, köprüsüz vesayitsiz, Şeref Stadı’na gelmek bir tam gün çeker, dönmek geceyi de üzerine eklerdi...

Temmuz ayında bir sezon açılışı için, babamın beni elimden tutup götüreceği yerde, ben babamı elinden tutup sürükleye sürükleye Şeref Stadı’na götürmüştüm...

“Baba Beşiktaş bugün sezonu açacak” diye diye...

Adamcağız sezon açılışlarında ne olduğunu bilmezdi...

İki top yapıp, kısa bir çift kaleyle açılışın biteceğini aklına getirmezdi...

Ne var ki yavrusu tutturmuştu, zor bela gidecek, çocuğuna çok sevdiği takımının antrenmanını seyrettirecekti...

***


İlk kez o gün görmüştüm Şeref Stadı’nı...

Çok sonraları, Çırağan Otel’in muhteşem odalarının balkonundan Boğaz’ı seyrederken, çocukluğumda gittiğim, antrenmanını ve kendi aralarındaki maçını seyrettiğim, farelerin cirit attığı, toprak zeminli, topun denize kaçtığı Şeref Stadı’nı gözümün önüne getirirdim...

Kaldığım otel, Şeref Stadı’nın üzerine oturmuştu...

Şeref Stadı’yla ve Şeref bey adıyla o zaman tanıştım...

Cem Bilge kardeşim geçen gece yemekte, Şeref Bey’in Beşiktaş Beşiktaş diye inlediği hasta yatağında son sözleri olan “Feda” kelimesini işleyerek yaptıkları siyah üstüne beyaz Beşiktaş tişörtlerini satmaya başladıklarını söylediğinde “ne güzel bir fikir” diye düşünmüştüm...

Dün “Feda” tişörtü geldi eve...

***


Geldiğinde farkettim ki, “Feda” demek Beşiktaş demektir... Feda’nın doğal renkleri siyah ve beyazdır...

Daha doğrusu siyahın üzerine beyazdır...

Şeref Bey’den, daha orta birde elinden tutup sürükleye sürükleye stadına götürdüğüm babama ve elbette bütün çocuklarıma kadar “feda” hepimizin fedasıdır...

Bu tişörtler Beşiktaş’ın “Feda”sıdır...

Şeref Bey’den yadigar kalan...

*****


GÜNÜN SÖZÜ...

YAŞAMIN İYİ OLMADIĞI ALDANIŞINDAN KURTULMAK

“Yaşamınızın şu ana kadar nasıl olduğu aldanışından kurtulur ve dünyanın aslında nasıl bir yer olduğunu -nefes kesici güzellikte bir yer, gördüğünüzde, dünya ile yaşamınızın örtüşmesi hazlanacaktır...

Siz evrensel yaşamınızın istediği hayata dair daha fazla cesaret ve daha büyük bir inanç gösterdikçe, evren de şükranlarını yollarınıza serecektir...

Çıktığınız yollarda yeşil ışığını yakacaktır...”

Robin Sharma

DİĞER YENİ YAZILAR