Hamile kalamamak (kısırlık)...

Haberin Devamı

“Nedeni;

Çocuk doğurmak istememek...

Bazıları dünyayı güvenli görmedikleri için...

Bazıları erken evlendikleri için...

Bazıları hayatı yeterince yaşayamadıklarını düşündükleri için çocuk sahibi olmak istemezler...

Fakat bunun farkında değillerdir...

Çünkü bu karar bilinçaltının derinliklerinde gizlidir...

Kimileri ise kadınlığını ve doğurganlığını bilinçaltında reddettiği için kısırlaşır...

Bir diğer grup, kocısını sevmeden evlendiği için, bilinçaltının derinliklerinde ondan çocuk sahibi olmayı istememektedir...

***


Düğüme neden olan yargılar;

Çocuk doğurmak istemiyorum...

Dünya bir çocuğu büyütmek için güvenli değil...

Kadınlığımı reddediyorum...

Çocuk benim hayatımı kısıtlar...

Yukarıdaki olumsuzluklardan hangisi sizi etkiliyorsa onu tekrar edin...

Sizi rahatsız eden, söylemek istemediğiniz cümle sizin ilacınızdır...

Bunu unutmayın...

***


Eylem ödevleri;

‘Neden çocuk doğurmak istemiyorum’ sorusunu birkaç gün, günde onbeş yirmi kere aralıklarla sessiz bir yerde sorun...

Yanıtı beklemeyin...

Sadece sorun...

Bir rüya bir sezgi görüntüsü olarak gelecektir...

***


Kadınlığımı kabul ediyor ve kucaklıyorum...

Doğurganlığım benim gücümdür...

Bunu kullanmayı seçiyorum...

Böylece yaşamımı güvenle sürdürürüm...

Olumlamasını günde en az on kez sabah akşam tekrar edin...

Geçmiş hayatlarımda yaptığım, yapmadığım her şey için kendimi bağışlıyorum...

Ve onları sevgiyle kabul ediyorum...

(R. Şanal Quantum İyileşme kitabından)

***


Son zamanlarda çevremdeki kız arkadaşlarımın büyük çoğunluğu, “bir erkekle seviyeli bir ilişki, ardından evlenerek çocuk yapmak istediklerini” söylüyorlar...

Sonra çalışma saatlerinin yoğunluğundan, yapmak istedikleri yeni işlerden, üstlenmek istedikleri yeni görevlerden, ulaşmak istedikleri yaldızlı hayatlardan bahsediyorlar...

- “Bunların hangisini en fazla istiyorsunuz?..” diye sorduğumda, “Hepsini” diye cevap veriyorlar...

***


Oysa sahip olmak istedikleri yaldızlı hayat, kariyerlerinde üstlendikleri yeni görev ve sorumluluklar, sabahtan gecenin geç saatine kadar süren yoğun çalışma temposunda, kendilerine değil çocuk yapacak, sevgili bulacak bir fırsatın bile çıkmayacağını düşünmek istemiyorlar...

Sadece “hepsini birden istiyorum” diyerek, “gerçekten çocuk yapmak istediklerini” zannediyorlar...

Oysa istekleri birbiriyle çatışıyor aslında...

Daha doğrusu çatışmıyor, onlar ilk sırada yaldızlı bir kariyer hayatını istiyorlar ve buna sonuna kadar hakları var...

Hata ettikleri nokta, “hepsini birden isteyerek hepsinin birden olabileceğini sanmaları...”

İsteklerinin bir bölümü, bir başka bölümüyle çatışıyor...

***


Yaldızlı bir kariyer için proje üstüne proje geliştirdikleri ve sabahın köründen gecenin geç saatlerine kadar, yeni görev ve sorumluluklar almaya hevesli olduklarından, ilgi odaklarının “mesleki başarı” olduğunu fark etmiyorlar...

Hayat “ilgi odağında tuttuğumuz şeyi” bize sağlar...

Bu derece yoğun yaşanan bir hayatta, eş ve çocuk önceliği olan erkekler, ‘kendilerine ve çocuklarına daha fazla zaman ayıracak’ kişilere yönelirler...

O kadınların ilgi odağında öncelikle “aile ve çocuk yapma” isteği vardır çünkü...

Elbette hayatın içinde tüm bunlar belirli bir sırayla teker teker gerçekleşebilirler...

Çocuk ve eş sahibi bir kadının, başarılı bir kariyerinin olmayacağını söylemiyoruz...

Söylediğimiz belirli bir zaman diliminde, “ilgi merkezinizdeki konuları hayatta kendinize geri dönüş olarak çektiğinizdir...”

***


Bunun için bir kadın olmaya gerek yok...

Eğer aile veya çocukları ilk sıraya koyuyorsa aynı durum bir erkek için de geçerlidir...

Mesleki başarıları hayatta her şeyin önüne koyduğum yıllarda, “fırsatını bulup, çoluğa çocuğa karışacak bir ilişki”ye girememiştim...

Ne zaman ki hayatımda, mesleğin ötesinde kişisel önceliklerim ağır basar oldu, girdiğim ilişkilerde biri manevi ikisi biyolojik üç çocuğun babası oldum...

Daha önce de ilişkilerim vardı, ancak daha önce çocuklarım olmamıştı...

Hatta daha ileri gideyim...

Sadece mesleğimle yaşamayı tek şiar edindiğim ilk gençlik yıllarımda tam dört buçuk yıl evli kaldım yine çocuk sahibi olmadım...

Çok sonraları çocuk sahibi olduğum kadınlarla ise evli değildim...

İlgi odağınız nereyse hayat size oradan bir karşılık verir...

Eğer evrene samimi ve içten mesajları yolluyorsanız...

“Ben evreni aldatırım... Kurnazlık yaparım... Her şeyi aynı anda evrenden isterim...” diyorsanız, bu kurnazlığınız evren tarafından size avuç yalama eylemi olarak dönecektir...

Ait olduğunuz şeyle oyun olmaz!..

İyi hafta sonları...

*****


OKAY ABİ!..

Geçen gün bir televizyon programında seni bir şeyler mırıldanırken gördüm...

Zamanında yönettiğin gazetenin tutumunu ve politikalarını haklı gösterebilmek için, başkalarını suçlar gibiydin...

Okay Abi;

Galiba anlamadın...

28 Şubat’ta sivil bir hükümet devrildi...

Hükümetin bu devrilişi, demokrasinin doğal mekanizmalarıyla mı oldu yoksa faullü bir maç mıydı söz konusu olan...

Senin gibi “sivil ve demokrat bir duruş sahibi” bu konuda hata yapmamalı...

Öyle değil mi Okay Abi?..

*****


İPEK DURKAL’IN DOĞUM GÜNÜ...

Ben bu satırları yazarken, kim bilir nasıl eğleniyorlar İpek ve arkadaşları...

Kuruçeşme’de Berduş isminde bir meyhanede toplanacaklardı...

Eğlence İpek‘in en sevdiği mekanlardan Reina’da devam edecektir...

Türk medyasının gazete ve televizyon ünlüleri, sayfa ve bölüm yöneticilerinden 40 kişilik bir grup gelecekti...

Akşam yazıları bitirdiğimde saatler 21’i buluyor...

Bir de Romanya’yla Milli Maç gibi futbol aktivitesi oldu mu, yazının ve maçın bitimi saatleri en az 22.30 yapıyor...

***


Elbette bir Cuma gecesi için İstanbul’da saatin 22.30 olması hiç geç değildir...

Hele benim gibi gece hayatının vakt-i zamanındaki hatırı sayılır bir mensubu için “gece yeni başlıyor” bile denebilir...

Ancak yandaki sütunda hamile kalma, kısırlık, çocuk doğurma konularını anlatırken, ‘ilginizi nereye yoğunlaştırırsanız hayat orada sürer’ diye yazdım...

Gece yazıları yazdıktan ve maçı seyrettikten sonra “sonu meçhul gece eğlencelerine çıkmak” eski ve nostaljik bir şarkı benim için şimdilerde...

Sabah erkenden yapacağım spor, saat 10-10.30 gibi gibi alıp günlerini güzel geçirtmeye çalışacağım çocuklar var sorumlu olduğum...

Gece eğlencenin dibe vuracağı ve sabaha doğru akacağı her saat, sabah güneşiyle başlayan spordan ve çocukların güneşli hafta sonundan yiyeceğim saatler anlamına gelecek...

İpek’in güzel doğum gününü, bugün yarın elbet kutlarız...

Onlar eğlensin gece boyu eğlenecekleri kadar...

Hayat farklı zamanlarda farklı mutluluklardan heyecan duymak demek...

Doğum günün kutlu olsun ve iyi ki varsın sevgili arkadaşım...

DİĞER YENİ YAZILAR