Halk TV'de ekrana çıkacak gazeteciler...

Haberin Devamı

Bir ülkede “demokratik muhalefet” yapma hakkının ne olduğunu bilmezseniz, “çeteler kurup şantaj yaparak siyaset yapmayı muhalefet” sayarsınız...

Keza bir ülkede, “tek gerçek muhalefet yapacak gücün” kendiniz olduğuna inanırsanız, sizin dışınızdaki sesini çıkartanlara da “darbeci” yaftası asarsınız...

Soner‘in evinde ve bürosunda çıkan belgelerde, “birçok gazetecinin Halk TV’nin devredilmesiyle birlikte kurulacak kanalda program yapmaları” öngörülüyor...

Şamil‘in (Tayyar) yayınladığı belgeye göre, Soner CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu‘na hitaben “Kendisinin televizyon işinde yalnız olmadığını, birçok gazetecinin de bu projede ekran önünde ve gerisinde yer alacağını” söylüyor ve isimleri tek tek sıralıyor...

***


Gazetecilerin adı ister Halk TV ister Oda ya da Ada TV olsun, CHP yanlısı bir kanalda program yapmaları “acayip, çeteci ve darbeci” bir suç biçimi değil...

Burada bir suç unsuru varsa bu ancak bir siyasi partinin -CHP veya AKP farketmez- kendi çatısı altında ve mali desteği altında televizyon kanalına sahip olamamasıyla ilgilidir...

Yoksa CHP’li olmak ve CHP yanlısı televizyon programı yapmak “iktidara muhalif ve demokratik bir tavırdır...”
Bu tavır demokrasilerde desteklenir...

Olması gerekendir...

Nitekim 20 yıl önce yayınlamaya başladığım Ateş Hattı zıt görüşlerin biraraya gelerek kıyasıya tartıştığı “demokrasi merkezli” bir programdı...

Daha sonra Nazlı Ilıcak‘la yaptığımız, Çapraz Ateş de aynı amaçla yapılmıştı...

Televizyonlarda şu anda yayınlanan birçok tartışma programı muhalefetin sesini aktardığı oranda demokratiktir, aktaramadığı ve aynı sesleri yayınladığı anlamda iktidar veya muhalefet farketmez yandaştır...

***


CHP yanlısı kalemlerin bir televizyon kanalında arka arkaya tartışma programlarında yer almalarına ancak “muhalefet yandaşı” gerekçesiyle karşı çıkabilirsiniz, yoksa “çeteci veya darbeci” sıfatıyla değil...

Keza AKP yanlılarının tek başlarına yaptıkları programları da ancak “yandaş” program olarak eleştirebilirsiniz, “faşist programlar olarak değil...”

Buna karşı çıkmak, “demokrasiye sadece benim dediklerimi derseniz sahipsiniz” anlayışıdır ki, bu anlayışın kendisi antidemokratiktir...

AKP veya CHP uzaktan kumandalı bir şekilde “özgür görünen ama aslında kendi kontrolü altında bir televizyon kuruluşunun yayınını” yapamazlar, suç olan budur...

Bu da darbecilik suçu falan değildir...

***


Peki “nefret ve intikam duyguları yayarak” manipülasyonla, özel hayatları siyasi hedeflerinizi vurmada bir şantaj aracı olarak kullanıyorsanız, yaptığınız muhalefet değil çeteciliktir...

Gizli görüşmeleri ve temasları “haber yayınlamak amacıyla değil, şantaj, durum tespiti, strateji belirleme, taktik ittifaklar için kullanıyor ve o amaçla topluyorsanız” yine çetecilik suçunu organize bir şekilde işlemektesiniz...

Bunları yapmanın adı ise muhalefet değil, gazetecilik hiç değil...

Bu gazetecilik adı altında, gazetecilik sıfatı kullanılarak, çete faaliyetinin yürürlüğe konmasıdır...

“Çetecilik ve darbecilik” yapmakla, demokratik muhalefet yapmak arasında dağlar kadar fark var...

Keşke herkes açık politikaların, siyasi partilerin görüşlerini rahatça ve özgürce seslendirebilse, şeffaflık bütün görüşlerin serbestçe dile getirilebilmesiyle gerçekleşse...

***


Demokrasiyi ve demokratik muhalefet yapma hakkını geliştirirseniz, darbeciliğin ve çeteciliğin önüne geçersiniz...

Demokratik muhalefete dur derseniz karşınıza muhalefet diye, kirli oyunlar, provokasyonlar, darbeciler, çeteciler, siyasi şantajcılar çıkar...

Özel hayatlar kirli yöntemlerle mercek altına alınarak, bunlardan siyasi rantlar elde edilmeye çalışılır...

Kasetler tutulur, gizli çekimler yapılır...

Bunlar dosyalara konur...

Günü geldiğinde ortaya çıkartılacağı şantajıyla, hedeften yapılması istenenler sıralanır...

Bunlar da gazetecilik faaliyeti gibi gözükür...

Oysa gazetecilik değil, şantajcılıktır bunlar...

***


Bir gazetecinin CHP yanlısı olması ayıp değil...

CHP’li olduğunu söylmemesi de, CHP’li gibi davranması da ayıp değil...

AKP yandaşı da olabilir bir gazeteci bu da günah değil...

Günah olan, ayıp olan, en önemlisi ağır suç olan, gazeteci gibi görünüp aslında şantaj çetesi olmak...

Bilerek, taammüden darbelere, çetelerin iktidarına, sivil faşizme, askeri diktatörlüklere, her tür faşizme, “gazetecilik faaliyeti yaparmışcasına” altyapı hazırlamaktır...

İnsanlık suçu olan budur...

Her türlü demokratik muhalefet özgür ve sınırsız olursa, darbeciler, çeteciler, sivil ve askeri faşistler, iyod gibi açığa düşerler...

*****


İKİ DUBLE RAKIYA HAPİS CEZASI MI GELİYOR?..

İyi ki içkiyi yıllık iki kadeh şarabı bulmayan yudumlar toplamından ibaret olacak şekilde bir seneden fazla bir süredir bırakmışım...

Bir kere doğru düzgün içki içsem...

Yazacaklarımı bu kadar rahat yazamayacağım...

Eleştirsem “diyecekler ki adam şişenin dibini buluyor, onun için sallıyor...”

Eleştirmesem, buyuracaklar ki “arkadaş korkuyor, onun için sinmiş oturuyor...”

Oysa şimdi, tamamen özgür eleştirip, tamamen sınırsız sallayabiliyorum...

Üstelik içki içmeme kararım “dini referanslardan” kaynaklanmadığından, tamamen bir yaşam guruluğu esas alındığından, eleştirme ve sallama hakkım ayrıca saygınlık kazanıyor...

Durumumdan acayip hoşnutum...

Ayda bir falan masaya bir kadeh kırmızı şarap da getirtiyor ve bir yudum alıp öylece bırakıyorum ki, masalar şarapsız kalsın politikasına zinhar karşı olduğum anlaşılsın...

***


Bu giriş güzergahından sonra sadete gelebilirim...

Pazar günü gazetelere baktım ki rezalet...

Başlıklar aynen şöyle:

“İki duble rakıya iki yıl hapis cezası...”

Bir haber başlık verip özetleyeceğim dersen ancak bu kadar içeriğinden saptırılır...

Haberin başlığına bakan şöyle düşünüyor:

“Bu ülkede iki duble rakı içersen iki yıl hapis cezası alabiliyorsun...”

***


Oysa iki yıl hapis cezasını alabilmen için iki duble rakı içmekle kalmayıp, arabanı alarak volta atmaya başlaman gerekiyor...

Yani 1 promili geçecek şekilde iki duble rakı, votka, viski, 4 kadeh şarap alıp, sonra da direksiyon başına geçersen ve yakalanırsan iki yıla kadar hapis cezası alabileceksin...

Ağır bir ceza mı?..

Evet çok ağır bir ceza...

Çünkü alacağın cezayı bir kaza yapmadan yapma ihtimaline karşı alıyorsun...

Suçun oluşma tehlikesine karşı, caydırıcı amaçla hapis cezası alıyorsun...

Ceza ağır olabilir, ağır para cezasına çevrilebilir...

Her araba kullanan iki duble rakı içti diye, iki yıla kadar hapis yatmayabilir...

Ya süre azaltılabilir, ya da miktar artırılabilir...

Veya çok ağır para cezasıyla, ehliyette kısıtlama şartları ağırlaştırılabilir...

Ancak son tahlilde bu cezaya fazla ses çıkartamazsınız...

“Alkollü araç kullanıp, insanları öldürmeye meyilli potansiyel suçluları ila nihaye koruyamazsınız...”

***


Ancak iktidara bu vesileyle bir şeyler söylemek mümkün...

Alkol meselesini Türkiye’de fazla kaşıma, “özgürlüklere kaşıntı olma anlamında algılanmakta...”

Habertürk gazetesinin Konsensus araştırma şirketine yaptırdığı kamuoyu yoklaması gösteriyor ki, insanımızın yüzde 87’si içki içmiyor...

Arada bir sosyalleşmek amacıyla içenlerle, çok içenlerin toplamı yüzde 13...

Çok içtiğini söyleyenler yüzde 2 bile değil...

Hadi biraz azalttılar diyelim, yüzde 3 olsun 4 olsun...

Geri kalan azınlık da sosyal içici...

Bu kadar insan için, bu kadar sınırlı bir alışkanlık türü için, bu kadar kaşıntı yapmaya da ayrıca gerek yok...

Trafik için söylemiyorum...

Sosyalleşmek baabında içilen içki için meram arzetmekteyim...

Türkiye’yi alabildiğine özgür bırakın...

O özgürlükler siz de dahil herkesi kutsar merak etmeyin...

DİĞER YENİ YAZILAR