Hafta sonu ne yapmalı?..

Haberin Devamı

Dr. Deepak Chopra Amerika’nın şu anda en ünlü ve revaçta olan yaşam koçu hipokratı...

Newyork Times best seller’ı olan son kitabı “Sağlık”ta, hastalarının kendisine durumlarıyla ilgili sorduğu soruları ve yanıtları veriyor...

Deepak Chopra’ya güncel olduğuna inandığım soruları ve cevaplarından özet bölümleri bu Pazar sizler için yayınlıyorum...

SORU:

- Özgüvenim azaldığında, bağımlılık davranışlarımın tetiklendiğini fark ediyorum...

İşim ve maddi durumum konusunda kendimi güvensiz hissettiğimde bağımlılıklarım da artıyor... Başka insanlarda da bu durumu gözlediniz mi?.. Özgüven ile bağımlılık konusunda spiritüel bir bağ var mı?..

CEVAP:

- Öz güven eksikliği ve bağımlılık arasında çok basit ve açık bir bağlantı olduğunu düşünüyorum...

Öz güven eksikliği ile ortaya çıkan anksiyete kişinin kendini rahatlatabilmesi için, bağımlılık davranışları sergilemesine ortam hazırlıyor...

Bağımlılığın farkında olman ve hangi durumlardan tetiklendiğini fark etmen, bağımlılığı kırabilmen için ilk adımdır...

***


SORU:

- Bir hafta boyunca yaptıklarım aynen şöyle...

5 gün boyunca çalışmak... Cuma ve cumartesi geceleri sarhoş olmak ve sonrasında tekrar hafta sonunun gelmesini beklemek...

Doğal bir biçimde neşeli ve keyifli bir hafta sonunun ne demek olduğunu unuttum sanırım...

Bir rutin içinde, kendimi yemeğe, alkole ve diğer sözde neşe kaynaklarına mahkum bıraktığımda, kendime pozitif bir katkı sağlamadığımın farkındayım...

CEVAP:

- Hafta sonlarını kendini uyuşturmak için değil, kendini canlandırmak için değerlendirmeni öneririm...

Zamanını ailenle ve arkadaşlarınla geçirmeye çalış...

Meditasyon yap...

Yaratıcı aktiviteler içinde olmaya çalış...

Hafta sonlarını daha fazla uyuyabilmek için değerlendirebilirsin...

Bunun yanı sıra spora vakit ayır...

Bedenini toksinlerle doldurmaktansa, hafta sonlarında sana daha iyi gelecek sağlıklı yemekler hazırlama fırsatını değerlendir...

Zamanını böyle değerlendirirsen, kendine bakışın pozitif olacaktır...

“BEDENDEN NEFRET ETME”

SORU:

- Tüm hayatım boyunca bedenimi formda tutmak zorunda kalmaktan rahatsız oldum...

Ergenlik döneminde, sırf kısa boylu olduğum için içime kapanmıştım... Yapabileceğim hiçbir şeyin olmadığını biliyordum...

‘Eğer bu bedene hapsolmuş olmasaydım, çok daha fazla şey yapabilirdim’ diye düşündüm çoğu zaman...

Şimdi 45 yaşındayım ve bu aptal beden çok daha sınırlayıcı olmaya başladı...

Sürekli devam ederek canımı sıkan ve beni depresif hale sokan küçük ağrılarım var...

Yapmak istediğim şeyleri engelliyor...

Siz tüm hastalıklarımızın duygularla ilgili olduğunu söylüyorsunuz...

Belki de doğrudur...

Fakat ben duygularla uğraşmaktan yoruldum...

CEVAP:

- Fiziksel bölge bilinç yansımasının en dış bölgesidir...

Fiziksel dünyayı ve bedeni tamamen kucaklamadan bütünlüğü elde edemeyiz...

Bedenin kütlesi ve hastalanabilir olma durumundan dolayı, insana bir sınırlama hissi verdiği doğrudur...

Ancak aynı zamanda beden kozmostaki en muhteşem yaratımdır...

İnsan vücudu gerçek bütünlüğüne ve dengesine kavuştuğunda, insana tam bir özgürlük ve neşe sunacak hale gelebilir...

Fiziksel yaşam bize verilmiş muhteşem bir hediyedir...

Bu fiziksel araçla bütün potansiyelimizi ortaya çıkartabileceğimizi unutmamalıyız...

Bedeni sevmeyi öğrendiğinde, onun sana ruhsal yolculuğunda ne kadar büyük bir destek olacağını anlayacaksın...

AŞIRI YEMEK YEME VE DUYGUSAL AÇLIK...

SORU:

- Aşırı yemek yeme ve duygusal açlıkla ilgili tavsiyeleriniz var...

Ben de hiç acıkmadan yemek yeme ihtiyacı duymadan bedenimi yiyecekle doldurduğumu fark ettim...

Bunun önüne geçebilmek için neye ihtiyacım olduğunu anlayamıyorum...

İçimde bir yerlerde bir kopukluk olduğunu hissediyorum...

Bazen bir şey yiyorum ve hemen sonra kendime “Şimdi bunu neden yedim ki” diye soruyorum...

İçimdeki boşluğu nasıl dolduracağım?..

CEVAP:

- Kendini sevmeye başlamanın ilk şartı, kendi duygularını en gerçek halleriyle herhangi bir yargı ve reddetme olmaksınız fark etme becerisidir...

Sessiz tanık ve yüksek benlik denilen şey, içimizdeki gözlemcinin adıdır...

Öz gözlemleme, duygusal açlığımızı yatıştırıp, bizi tedavi edebilir...

Hiç yargılamayın...

Sadece gözlemleyin ve eksikliklerin farkına vararak sevgi eksikliğini tamamlayın...

Farkına varmak doğası gereği, affedici bir eylemdir...

Bu koşulsuz kabul etme hali, aslında duygusal açlığı dindirebilecek tek şifadır...

“KİLO PROBLEMİNİ NASIL ÇÖZECEĞİM?..”

SORU:

- Hayatım boyunca kilo vermeye çalıştım... Çoğu zaman da başarılı oldum...

Maalesef yaşım ilerledikçe kilo sorunum her zamankinden daha kötü bir hal aldı...

Kendimi tamamiyle başarısız hissediyorum... Çünkü 27 kilo fazlam var...

Kendimi düzeltmeye çalıştıkça işler daha kötü halde oluyor ve ben daha fazla kilo alıyorum...

Hayatımın daha sağlıklı ve fit olabilmesi için farkına varmam gereken nokta nedir?..

CEVAP:

- Buna dış görünüşün ve kilona karşı verdiğin bir savaşmış gibi yaklaşmaktan vazgeçmelisin...

Aslında yapmaya çalıştığın şeyin; ‘bedenine sağlıklı olabilmesi için yardım etmek olduğunun’ farkına varmalısın...

Bu durum diyet ve egzersizden çok daha fazlasına dikkat etmeyi gerektirir...

Bedenini dinlemeyi öğrenmelisin...

Vücudunun gerçekten neyi yemek istediğine odaklan...

Canının neyi çektiğine, neyi yersen mutlu olacağına değil...

***


Sadece acıktığında yemeyi ve doyduğunu hissettiğin anda yemeyi bırakmayı öğren...

Tabağındakinin bitmesini veya gerçekten tıka basa doymuş olmayı bekleme...

Yediğin şeyin tadına, görüntüsüne ve kokusuna azami dikkat göster ve olabildiğince sakin ve huzurlu bir ortamda yemeye çalış... Medyanın ve imajların seslerini değil, içinin seslerini dinlemeyi öğren...

DİĞER YENİ YAZILAR