Haberin Devamı
Monica Belluci “Çok güzel bir kadının ilişkileri asla normal olmaz” der...
Bence “Çok güzel olan kadınlar, aslında şansız ve bahtsız kadınlardır...”
En yakışıklısından, en çirkinine, en zengininden, en fakirine, en karizmatiğinden en sıradanına kadar her erkek onlardan bir parça bal almak ister...
Bu ilgi güzel kadını mutlu eder, ancak güzel kadının kaderi bir süre sonra erkekten gördüğü ilgiden, “diğer erkeklerden göreceği nefrete ve o erkeklerin yanındaki kadınların düşmanlıklarına” doğru kayar...
Güzel bir kadının bahtsızlığını ve kadersizliğini anlatan en iyi karakterlerden biri Parisli güzel Esmeralda’dır...
Victor Hugo’nun Notre-Dame’ın Kamburu’nda 3 erkeğin arasında, bahtsız bir kadere savrulan Esmeralda’nın öyküsü vardır...
Güzel bir kadını delicesine sevip, ona sahip olamayınca öldürmeyi bile düşünen arıza bir aşkın, ihtirasın, hırsın, sevginin ve aşkın ölümsüzlüğünün ayrı ayrı erkekler üzerinde işlendiği bir klasiktir Esmeralda’nın hikayesi...
Bu Sevgililer Ayı için, Esmaralda yazısını üç yıl aradan sonra yeniden yayınlıyorum...
Frollo, Notre-Dame kilisesinde papazdır...
Bir gün Paris’in Seine Nehri’nin üzerindeki dünyaca ünlü kilisesi Notre-Dame katedralinin önünde bir bebek bulur...
Bebek çok çirkindir...
Ona Fransızca’da “eksik-tamamlanmamış” anlamına gelen Quasimodo adını verir...
Quasimodo büyüyünce aynı kilisede zangoç olur...
Her gün çaldırdığı kilise çanının kulakları parçalayan sesiyle, Quasimodo kamburunun ve çirkinliğinin yanı sıra bir de sağır olur...
O sırada bir gün kilise önünde inanılmaz figürlerle dans eden muhteşem güzellikteki Esmeralda adında kızla tanışır...
Kız bir çingenedir...
Aslında Esmeralda ile Notre-Dame’ın Kamburu Quasimodo arasında bir kader ortaklığı vardır...
Esmeralda çingeneler tarafından dünyaya çok çirkin ve tamamlanmamış bir bebek olarak gelen Quasimodo’nun yerine kaçırılmıştır...
Esmeralda’yı kaçırkan çingeneler yerine sakat bir çocuğu bırakmışlardır...
Bu çocuk ise Quasimodo’dur...
Esmeralda genç ve çok güzel bir kızdır, Quasimodo onu görüp âşık olur...
Esmeralda’ya ilk âşık olan, ona hayatı boyunca her türlü fedakârlığı yapacak olan, Quasimodo’dur...
Quasimodo’yu sevmezler, görüntüsünden dolayı ondan kaçarlar...
Ama o Esmeralda’yı hayatı boyunca delicesine sevecektir...
Papaz Claude Frollo bir din adamıdır...
Esmeralda’yı “kilise önünde şarkı söyleyip dans ederken gördüğünde” şehvet dolu bakışlarını kızdan ayıramaz...
Genç kıza göz koyar...
Ne yapıp edip onunla beraber olacaktır...
Bu uğurda her şeyi, her türlü komployu yapacaktır...
Nitekim yapar...
Esmeralda’nın bütün bu ve başka erkekler arasında kalbinin çarptığı tek erkek olan Phoebus’la buluştuğunda, adamı yaralar ve suçu Esmeralda’nın üzerine atarak kaçar...
Esmeralda için karanlık günler “kendisine göz koyan kilise papazıyla, bir türlü beraber olmayınca” başlamıştır...
Esmeralda’nın kalbini soylu ve zengin bir ailenin kızıyla nişanlı olmasına rağmen çapkın ama yakışıklı bir subay olan Phoebus çalmıştır...
Başta Phoebus de Esmeralda’nın güzelliğinden çok etkilenip ona âşık olur...
Ancak Papaz Frollo kıskançlıktan, Esmeralda’ya komplo kurar ve bıçakla yakışıklı subay Phoebus’u yaralar...
Suç güzel ama korumasız olan Esmeralda’nın üzerine kalır...
Başta Phoebus olmak üzere herkes Esmeralda’nın büyücü olduğunu ve parada gözü olduğundan bunu yaptığını düşünür....
Esmeralda suçsuz olduğunu haykırır ama insanlar bir çingeneye inanmaktansa bir rahip ve subaya inanmayı tercih ederler...
O sırada papaz bir kez daha Esmeralda üzerinde şansını dener...
Eğer aşkına karşılık verirse, onunla birlikte olursa, hayatını bağışlatacağını söyler...
Esmeralda, Papaz Frollo’yla yine beraber olmaz...
O âşık olduğu Phoebus’un kendisine inanıp onu kurtaracağını sanmaktadır hâlâ...
Oysa çok güzel kadınlar, erkekleri etkileseler de, onların yanlarında bulunan kadınların sonsuz düşmanlıklarını çekerler...
O kadınlar, çok güzel kadınlardan etkilenen erkekleri de bir süre sonra kendilerine çekerler...
Ve başka kadınlar böyle durumlarda çok güzel kadınların aslında cellatıdırlar...
Fleur-de-Lys yakışıklı subay Phoebus’un nişanlısıdır...
Zengin ve soylu bir aileden gelmektedir ve nişanlısına gelecek vaat etmektedir...
Olaylar olunca, genç subaydan uzaklaşır...
Esmeralda suçlandığında ise yeniden “yılan gibi devreye girer...”
Subay olan nişanlısı Esmeralda’yı astırırsa kendisine geri dönecektir...
Zaten Esmeralda’nın para için kendisini yaraladığından şüphelenen Phoebus bu teklifi kabul eder...
Esmeralda tutuklanır, ölüm cezasına çarptırılır...
Dostları ve Quasimodo tarafından hapsedildiği zindandan kaçırılır...
Ancak daha sonra Phoebus komutanlığındaki askerlerin çingene mahallesini basması sonucu yeniden yakalanır ve asılmak üzere meydana götürülür...
Her şeyi Papaz Frollo kurmuştur...
Esmeralda’nın âşık olduğu yakışıklı subay Phobeus nişanlısının esiri olmuş, nişanlısı da ondan Esmeralda’yı astırmasını istemiştir...
Güzeldir, ama bahtsız ve korumasızdır Esmeralda...
Onu tek vücudunu siper edip koruyan kişi insanların tipinden korkup kaçtığı Quasimodo’dur...
Quasimodo, Esmeralda’nın asılmaması için, velinimeti olan Papaz Frollo’ya yalvarır...
Ama Frollo son teklifinde de kendisiyle beraber olmayacağını söyleyen Esmeralda’yı öldürtür...
Bunun üzerine Notre-Dame’ın Kamburu Quasimodo kilisenin merdivenlerinden Papaz’ı iter, Frollo da ölür.
Yıllar sonra yapılan, görevliler ölülerin atıldığı zindanda birbirine kenetlenmiş iki ceset bulurlar...
Bunlardan Quasimodo’nun giydiği kıyafet olan çürümüş bez parçası diğerinden -Esmeralda’nınkinden- ayrıldığında küller dökülür...
Quasimodo’nun ve Esmeralda’nın külleri...
Monica Belluci, “Güzel kadınların hiçbir zaman normal bir aşkları olmaz” der...
Bu Pazar günü CD’ye “Belle” diye başlayan Esmeralda parçasını koyun...
O müziğin korkunç kreşendolarında, Notre-Dame katedralini gözünüzün önüne getirin...
Güvercinlerin dolaştığı banka oturup Saine Nehri’nin ortasında Esmeralda’nın dans ettiği kilesinin önündeki meydanı seyredin...
Küllerin Cite’den, Saine Nehri’ne doğru savrulduğunu görürseniz eğer...
Bilin ki Esmeralda ile Quasimodo’nun külleridir onlar...
BİLGENİN EN SEVDİĞİ İNSAN...
Bilgeye sormuşlar...
- “Üstad dünyada en çok kimi seversiniz?..” diye...
Bilge cevap vermiş:
- “Terzimi severim...”
Soruyu soranlar bilgenin cevabını anlamamışlar...
Şaşkınlıkla sormuşlar;
- “Aman üstad... Dünyada sevecek o kadar çok insan varken, nasıl oluyor da en sevdiğiniz terziniz oluveriyor?.. O nereden çıktı?.. Neden terzi?..”
Bilge cevaplandırmış;
- “En çok terzimi severim dostlarım... Çünkü terzim ona her gittiğimde benim ölçümü yeniden alır... Fakat diğer insanlar öyle değildir... Benim hakkımda bir kez karar verirler... Ölünceye kadar da beni hep aynı gözle görürler... Hayatımın ve benim değişebileceğimi öngören tek kişi terzimdir... Her gittiğimde ölçümü yeniden alır...”
KANSER GİBİ HASTALIKLARA KUANTUM BAKIŞI...
“Kabullenme ya da kabulleniş, dünyadaki hemen her dinin temel öğretisidir. Pek çok insan, kabullenmenin bize büyük yararlar sağladığında fikir birliği etse de, sürekli olarak gücenme ve yargılama içinde yaşamayı seçtiğimizde ödememiz gereken bedensel bir bedel de olduğunu anlamamaktadırlar...
Yargılamak ve aklımızı bu yargıya takmak bedenimizde oluşan hastalıklar şeklinde kendini gösterir...
Eğer kendinizi kabul eder ve kendinizi eleştirmemeyi öğrenirseniz bedensel, zihinsel ve ruhsal anlamda gerçek sağlığa ulaşırsınız...
Sindirim ve boşaltımla ilgili sorunlar, pek çok insanın kendini tam anlamıyla sağlıklı hissetmesine neden olan çeşitli endişelerden kaynaklanan sebeplerdir...
Düzenli bedensel çalışma, yoga ve meditasyon yaparak olumlu bir zihinsel tutum geliştirerek, bol meyve ve sebze yiyerek kişi sağlığına kavuşabilir... Yedikleriniz 18 saat içinde boşaltılmazlarsa bedeniniz zehirlenir...
Öfke duyduğumuz kişi ile aramızda ortak herhangi bir nokta olmadığını iddia ettiğimiz sürece onu kabullenmemiz olanaksızdır...
Eğer bunun yerine, diğer kişinin ne hissettiğini hayal etmeyi denersek, öfke ve kızgınlığın gevşemeye başladığını hissederiz...
Empati duymak sempati anlamına gelmez...
Sempati “senin gibi hissediyorum” demektir...
Empati “nasıl hissettiğini biliyorum” demek...
Sevecenlik duymadan yaşamak kişinin için için yanmayı kabullenmesi demektir... Zehir, bedeninizin her hücresine sızar ve genellikle kanser gibi feci bir sonuca neden olur...
Kendinizi sevin, hayatınızı sevin ve geçmişi bırakın. Geçmişin acıları size sadece acı verir...
Kendinize zarar vermek zorunda değilsiniz.
Kabullenme, hayatınızı değiştirmek için uygulayacağınız reçetenin bir unsurudur...
Eğer gününüze kabullenme ve minnetle başlarsanız Buda, Muhammed, İsa, Dalay Lama, Rahibe Teresa ve her olağanüstü insan gibi, her şeyi kabullenme yeteneğine sahip olanlarla aynı yolu izlersiniz...

