Etik Değerler Merkezi (EDMER) Başkanı Bülent Şenver moderatörlüğü yapıyor Özyeğin Üniversitesi’nde öğrencilerle yaptığımız söyleşide...
Konu medya etiğinden yola çıkarak etik meselesini kapsayınca; Bülent Şenver çok önemli bir kamuoyu araştırmasının sonuçlarını açıklıyor...
Türkiye’de yapılan geniş bir kamuoyu araştırmasında gençlere soruluyor:
- “Etik dışı davranmak sizin için kabul edilebilir bir davranış modeli mi?..”
Bu soruya, yani ‘etik dışı davranmak kabul edilebilir bir davranış modelidir’ diyen gençlerin oranı yüzde 53’ü buluyor...
Gençlerin yarısından fazlası etik dışı davranmanın bir sakınca yaratmadığını düşünüyor...
Bu gençlerin yüzde 50’si ise, “Böyle davrandığını gördüğünüz kişiye karşı ne yaparsınız” sorusuna, “Hiçbir şey yapmam...” cevabı veriyor...
Bülent Şenver, bu rakamları söyleşi öncesi bana söylüyor...
Durumun ne kadar acıklı olduğunu anlatmak istercesine...
Söyleşi esnasında bam teli sorusunu soruyor:
- “Gençlere yolsuzluk, rüşvet ve ahlak dışı davranışlar için ne önerirsiniz?.. Ne yapmalarını salık verirsiniz?..” diye soruyor...
O sırada ne Bülent Şenver’in ne de söyleşide bulunan yüzlerce öğrencinin hiç beklemediği bir cevabı vereceğimi biliyorum...
Şöyle diyorum:
- “Hayatın karmik bedelleri var...
Yaptığımız her davranış ve eylem bir süre sonra size geri döner...
Etik davranmak, ahlaklı davranmak veya ahlaksız ve etik dışı davranmak, bir süre size aynen geri dönecek bir olay...
Eğer kendimizi düşünüyorsak, etik ve ahlaklı davranmak durumundayız...
Şimdi içinizden diyebilirsiniz ki;
‘Sen bana bir milyon dolar ver bak ben nasıl harcıyorum... Nasıl keyif çatıyorum...’
Çatamazsınız...
Keyif çatmaya başladıktan bir süre sonra başınıza o parayı mutlulukla yiyemeyeceğiniz sorunlar çıkmaya başlar...
Ayrıca parayı kendi emeğinizle kazanmadığınız için, sahip olduğunuz ve harcadığınızda gerçek bir keyif ve mutluluk yaşamazsınız...
Hak edilmeden kazanılmış bir milyon dolar size önünde sonunda huzur değil, huzursuzluk kaynağı olarak döner...
Karmik yasa böyledir...
Değişmez...”
Bakıyorum Özyeğin Üniversitesi’nin gençleri, hala biraz tereddütteler, onlara daha açık bir örnek vermeye başlıyorum:
- “Boşverin bir an için parayı, rüşveti, ahlakı ve ahlak dışı davranışları...
Bir önceki sevgilinizle ilişkiniz, bir sonraki sevgilinizle ilişkinizi hamile bırakır... Etkiler...
Geçmişinde sevgilisini egosuyla ezmiş olanlar, bir süre sonra karşılarında ‘egosu tarafından ezilecekleri’ bir sevgili bulurlar...
Mazide ne yaptılarsa, bir süre sonra başlarına bir benzeri, ya kendi hayatlarında ya da çocuklarının hayatlarında aynen gelir...
Bazılarımız başımıza gelen şeyin nedeninin farkındadır...
Bazılarımızın ise farkındalığı yüksek değildir...
Fark etmez...
Evrenin kuralı işler...”
“ÖLÜM YOK OLUŞ DEĞİL, MİKRODALGA BEDENE GEÇİŞTİR...”
İnancınız uğruna feda edebildikleriniz kadardır...
Dalgaların kaybolmasıyla deniz kaybolmaz...
Kendine yaş veremediğin anda bilincinde;
Kendini belli bir yaşta hissettiğinde ise bedeninde yaşıyorsun demektir...
‘Garip’ halini paylaşacak kimsesi olmayandır...
Dağda bir mağarada yaşayan değil;
Yaşamını kimseyle paylaşmayan yalnızdır...
Yalnızlık Allah’a mahsustur derler...
Niçin?.. Düşündün mü hiç?..
Organların bir varoluş sebebi de, şuurun imtihanıdır..
Şuuru bedenine tabi olanın ızdırabı asla son bulmaz...
Dünü ve yarını düşünmeden beraber olduğun kişi “Dost”undur...
Dost senden Dün ve Yarın’ı silen kişidir...
Huzurla yaşamak istiyorsan; borçlu olma ve beklentilerini terk et...
‘Ölüm’ yok oluş değil; biyolojik bedenden mikrodalga bedene geçiştir...
Televizyon dalgalarında ses ve görüntü olur da; senin mikrodalga bedeninde nasıl olmaz?..
‘RUH’, beynin ürettiği dalgasal bedenin eski dillerdeki adıdır...
‘İnsanlara şükretmeyen, Hak’ka şükretmiş olmaz’ demiş sonsuzluk önderi...
Şükredilmesi önerilenin kim olduğunu idrak edebiliyor musun?..
Ver fakat neticesini bekleme...
Zira neticesi verilene aittir!..
Dünyada zevk ve keder geceyle gündüz gibidir...
Hiçbiri sürekli değildir...
Kadrini bilirsen şükretmiş;
Değerini inkar edersen küfretmiş olursun!..
(AHMED HULUSİ; DOSTTAN DOSTA)
AHLAK AHLAKSIZLIK; DEEPAK CHOPRA’NIN KARMA YASASI...
“Karma hem eylem hem de o eylemin sonucudur...
Sebep ve sonuç eşzamanlıdır...
Her eylem kendisine geri dönen benzer bir enerji gücü yaratır...
Karma, bilinçli seçimlerimizin sonucunu anlatır... Hepimiz sınırsız seçenekler yaratabiliriz... Varoluşumuzun her anında, sonsuz seçenekle dolu imkanlar denizinde yüzüyoruz...
Bu seçimlerin bazılar bilinçli, bazıları ise farkında olmadan yaptıklarımızdır...
Fakat Karma Yasası’ndan en iyi şekilde yararlanabilmek için seçimlerimizi her an bilinçli ve farkında olarak yapmamız gerekir...
Hoşunuza gitsin ya da gitmesin, şu an olan her şey geçmişteki seçimlerimizin birer sonucudur...
Herhangi bir seçim yaptığınızda kendinize iki şey sorun:
Bu seçimin sonuçları ne olabilir?..
Cevabını kalbinize göre hareket ederek bulacaksınız...
İki; şu an yapmakta olduğum seçim bana ve etrafımdakilere mutluluk getirecek mi?..
Cevabınız ‘Evet’ ise devam edin ve seçiminizi yapın.
Sınırsız seçimler denizinde, o an sizi ve çevrenizdekileri mutlu edecek mevcut olan sadece tek bir seçim vardır...
Ve siz onu seçtiğinizde doğru eylem kendiliğinden oluşur...
Doğru eylem doğru anda gerçekleştirilen eylemdir...
Doğru seçimler yapmanıza yardımcı olabilmek için evrenin çok ilginç bir mekanizması vardır...
Bu mekanizma bedeninizde oluşan duyularla ilintilidir...
Bedeniniz iki çeşit duyu deneyimler:
Rahatlık ya da huzursuzluk (tedirginlik)...
Eğer bedeninizde bir tedirginlik, huzursuzluk yoksa yapacağınız seçimle ilgili yine yola devam edin....
Peki geçmiş karmaların sizi şu an nasıl etkiledikleri konusu ne olacak?..
Geçmiş karmalar için yapabileceğiniz 3 şey var.
1)Karmik borçlarınızı ödemek...
Bazen bu borçların ödenmesinde çok büyük acılar çekilir...
Fakat Karma Yasası ‘Evrende hiçbir borç ödenmeden bitmez’ der...
2) Karmanızın şeklini değiştirmek veya arzu ettiğiniz bir deneyime dönüştürmek...
Bu çok ilginç bir süreçtir...
Karmik borcunuzu öderken sorabilirsiniz:
Bu deneyimden ne öğrenebilirim?..
Bu bana niye oluyor?..
Evrenin bana verdiği mesaj nedir?..
Bu deneyimi diğer insanların yararı için nasıl kullanabilirim?..
Bunu yaparak aslında fırsat tohumu arıyorsunuzdur ve bu fırsat tohumu sizin ‘darma’nız yani hayat amacınızdır.
3)Karmanın ötesine geçerek onu aşmaktır...
Karmanın titreşiminden daha yüksek bir titreşime geçmektir...
Karmayı aşmamız ondan bağımsız hale gelmemiz demektir...
Karmayı aşmamızın yolu, ‘Öz’ü, ruhu deneyimlemektir...
Bu akan suda kirli bir çamaşır yıkamaya benzer... Her yıkayışınızda bir parça kiri temizlersiniz... Yıkamaya devam ettikçe çamaşır da temizlenmeye devam eder... Düşüncelerinizin arasındaki boşlukta daha derinlere gidip gelerek karmanızı yıkar, yani karmanızın tohumlarını dönüştürürsünüz...”

