Gazze tünellerini kaçmak için mi kazdınız?..

Haberin Devamı

Bir ay önce Anadolu Ajansı Kahire’den şöyle bir haber geçti:

- “İsrail ablukası ve sınır kapısının Mursi’den önce Mübarek tarafından kapatılması nedeniyle, Filistinliler temel ihtiyaçlarını giderebilmek için tünellere yöneldiler...

Gazze ile Mısır arasında Filistinliler’e yardım amacıyla kullanılan bine yakın tünel var...

Bu tünellerden, akaryakıt geçiyor...

Otomobil geçiyor...

Canlı hayvan geçiyor...

Temel gıda maddeleri geçiyor...

Gazze’nin, Filistin’in İsrail ablukasını, deldiği yer bu tüneller...

Mısırlılar şimdi bu tünellerin yeni darbe yönetimi tarafından kapatılmasından endişeli...”

***


O günlerde Mısır’daki darbenin şifrelerinin “Filistinliler’in temel ihtiyaç maddelerinin geçişini sağlayan bu tünellerde ve Refah Sınır Kapısı’nda aranması gerektiğini” yazıyordum...

İlginç tesadüf; Refah Sınır Kapısı’nın aynı zamanda Tayyip Erdoğan’ın Gazze gezisinin yapılacağı kapı olması idi...

Amerikalılar, Erdoğan‘a bastırıyordu Gazze ziyareti olmasın diye...

Obama ile Erdoğan arasındaki görüşmede bile bu konu konuşulmuştu...

***


Arkasından Türkiye’de olaylar patladı...

Gezi Parkı olayları bir anda bütün Türkiye’yi sardı...

Parktaki ağaçlar yerinde kaldı, fakat olaylar bir türlü bitmek bilmedi...

Daha enteresan bir gelişme oldu...

Mısır’da patlak veren olaylar, bu süre zarfında bir “darbeyle” sonuçlandı...

Mısır’da hükümet düştü...

Anadolu Ajansı’nın haberi şöyle diyordu:

- “Mısır karadan, denizden ve havadan İsrail ablukası altındaki Gazze’nin tek çıkış kapısı...

Mısırlılar yeni hükümetin sınır kapısının yanı sıra tünelleri kapatmasından endişeliler...”

***


Ve dün beklenen haber geldi:

- “Mısır ordusu Gazze sınırında yer alan, yakıt ve mal geçişlerinin sağlandığı birçok tünele sabahın erken saatinde operasyon gerçekleştirdi...

Kaçak mallara el koydu...

Mısır ordusunun bu ay yaptığı operasyonlarda şimdiye kadar onlarca tünel yıkıldı...

Kahire’de ise dün 15 kişi daha öldü...

Mursi yanlılarıyla, darbe hükümetine bağlı güçler arasındaki çatışmalar devam ediyor...”

***


Ne enteresan değil mi?..

Mısır’da darbe olduğunda, Türkiye’de geniş bir yelpaze hemen Mursi’nin “demokratik olmadığından, demokrasiye uygun davranmadığından, muhalefeti dinlemediğinden, konsensusu sağlamadığından” söz etmeye başladı ve darbenin bu yüzden yapıldığını söyledi...

Kimsecikler bu adamalara kalkıp da sormadı ki;

- “Mursi iktidara geleli daha bir yıl oldu muhteremler!.. Darbe planlanalı ise sekiz ay... Dört ayda nasıl oldu da Mısır ordusunun tepesindeki generaller anladılar Mursi’nin demokratik davranmayacağını?..”

Elbette bu soruya kimse cevap aramadı bu zevatın içinden...

***


Onun yerine şöyle söylemeye devam ettiler:

- “Ama Mursi de hata yapıyordu... Demokrat davranmıyordu... Müdahale gerekliydi...”

Yerse!..

Bu arada tüneller birer birer kapatılmaya devam etti...

Filistinliler üzerindeki abluka yeniden etkinleşti...

Gazze’nin dünyayla bağlantıları kesilmeye başlandı...

Fakat onlar devam ediyordu:

- “Mursi de hata yapıyordu ama!.. Demokrat davranmıyordu...”

***


Bu gerçeklerin kurnazca üstünü örtmeye ve gizlemeye çalışanlar, Mısır darbesini “Mursi’nin demokrasiye uygun davranıp davranmadığı” sorusuyla geçiştirmeye çalıştılar uzun bir süre...

Kurnazca...

Halkı hep olanla değil, olmayanla aldatacak şekilde...

Boş ve zırva tartışmalarla zaman öldürterek...

Mesele “ideolojik“miş süsü vererek...

Müslüman Kardeşler, Hıristiyan Başbakan, laiklik, dincilik falan tartışmalarıyla bam telimize basıp, bizi en hassas yerimizden vurmaya çalışarak!..

***


Sanki “Batı” Mursi yeterince demokratik olmadığı için darbeyi desteklemişti...

Bütün meseleleri, Mısır’ın geri kalan yüzde 49’unun haklarını korumaktı...

Onun için ayağa kalkmışlardı!..

Çocukların yemeyeceği bu numaraları bize yedirmeyi düşündüler...

***


Doğrusu Mursi demokratik mi değil mi bilmem...

Bildiğim, Mursi’nin demokratik olmadığı için değil, Gazze’nin çıkış kapısı olan bin adet tüneli açık tuttuğu ve sınır kapısından Gazze’nin tecritini kırdığı için gönderildiğidir...

Mursi’nin darbeyle düşürüldüğü sırada, “Gazze’ye Mısır üzerinden gidecek olan Tayyip Erdoğan’a da yönelik de önü kesilmez eylemler başlamıştır...”

***


Soru şu;

- “Mısır darbesinden sonra tünellere ne oldu?..”

Cevabı;

- “Tüneller kapandı...” diyecekler...

O zaman ikinci soru olarak şöyle sorun:

- “Mısır darbesinden sonra Tayyip Erdoğan Gazze’ye gidebilecek mi?... Gazze’ye yönelik uluslararası ambargoyu kırabilecek mi?..”

Bu sorunun cevabı;

- “Hayır”dır...

O zaman şöyle sorabilirsiniz, bizi bir buçuk aydır binbir demagojiyle aldatmaya çalışan zevata;.

- “Mısır’da darbe... Filistin Gazze ablukasını kıran tünellerin kapatılması... Tayyip Erdoğan... Gazze’ye yapacağı seyahat... Gezi Parkı’nın ardından patlayan ve bitmek bilmeyen olaylar...

Reuters, Der Spiegel, CNN, Dolmabahçe... Christian Amanpour...

Acaba bunlar arasında bir korelasyon olduğunu düşünüyor musunuz?..”

***


Size; “Çocuklar, hayat tarzımız, bilgisayar çağı, tweeter modası...” falan diyebilirler...

O zaman en iyisi Reha Muhtar’ın “kült” olmuş bir televizyon sorusunu sorup dalga geçiverin onlarla;

- “Tüneli kaçmak için mi kazdınız?..”

HANGİ ALDATMA BOŞANMA NEDENİ?..

Feryal Gülman, zengin eşi Kemal Gülman’ın kendisini çok genç yaşta bir kadınla aldattığı için boşanma davası açıyor...

200 milyon lira da tazminat istiyor...

İki tarafa da geçmiş olsun...

İstikbal iki taraf için de hayırlara vesile olur umarım...

***


Benim bu konularla ilgili söyleyeceğim şey başka;

Şöyle ki;

Bu aldatma işleri çok karışık işlerdir...

Kimin kimi ne zaman aldattığı belli olmaz çoğu durumda...

Aldattığınızı zannederken, aldatılırsınız...

Aldatıldığınızı zannederken, bir de bakarsınız ki siz onu aldatmışınız...

Evliliklerde en karışık, en grift, cevabı en bulunamayan soru “aldatma” sorusudur...

***


Kimin kimi ne zaman aldattığı, hangisinin önce hangisininki sonra olduğu hiçbir zaman tam belli olmaz...

Boşanmalarda “eşler arasında hangi aldatmanın” esas alınacağı nikah esnasında “ayağına basma” eylemine benzer...

Dava açmak için kim daha önce davranırsa, o kazanmış görünür başlarda...

Sonra, kontr aldatmalar da gündeme gelir...

İşler içinden çıkılmaz hale bürünür...

Böyle durumlarda kazanan tek kurum “avukatlık müessesesidir...”

***


Evlenecek çiftlere şunu hatırlatmam gerekiyor;

- “Evlilik bir aşk değil... Bir sözleşme...”

Sözgelimi ben aşık olduğum nice kadınla evlenmedim...

Evlendiğinizde bir sözleşmeye imza atıyorsunuz...

- ‘Karımı ya da kocamı başkasıyla aldatmayacağım’ diyorsunuz...

Aldatırsanız, bu eyleminizin maddi bedelini KDV’siyle ödüyorsunuz...

Bu şartlarda hala evlenmek istiyorsanız evlilik sizin...

Mutluluklar dilerim...

Allah bir yastıkta kocatır inşallah...

DİĞER YENİ YAZILAR