Haberin Devamı
Bir süre önce, çocukların gazeteci olmaması için duaya başladığımı yazıyorum...
Bunu gazetede ilan ediyorum...
Duadan ibaret olmasın diye önlem olarak, evin içinde gazeteciliği çağrıştıracak, ona gıpta edilecek, özlem duyulacak, ne var ne yoksa gözünden uzaklaştırıyorum...
İçimden “Çocuklar, iyi ki benim aktif gazetecilik, televizyonculuk günlerimde doğup büyümediler... Şimdi çoktan dönüşü olmayan bir yola girmişlerdi...” diye geçiriyorum...
Çocuklarımın gazeteci olmamasını dilemek bir süre sonra beni kesmiyor...
Kendim de bir şeyler yapmak istiyorum...
O esnada bir üniversitede söyleşiye çağırıyorlar beni...
Tıklım tıklım dolu bir salonda öğrencilerden biri söyleşinin sonlarında karşılıklı samimiyetten cesaret alarak soruyu patlatıveriyor:
- “Televizyon haberlerine dönecek misiniz?.. Dönecekseniz ne zaman döneceksiniz?..” diyor...
Ona televizyon haberlerine dönmeyi düşünmediğimi kesin bir dille söylüyorum...
Zaman zaman hakkımda “şu televizyon kanalının haberlerini teslim alacakmış” yollu dedikodular üretiliyor, haberler çıkıyor...
O görevleri yürüten arkadaşlar tedirgin olmasınlar, yanlış anlamasınlar diye, kesin bir dille böyle bir şeyin olmayacağını söylüyorum...
Benim için ne çocuklarımın gazeteci olması, ne de televizyon veya gazete genel yayın yönetmenliği, yapılacak işler değil artık...
Yıllardır bu konuda “bana nerelerden teklif gelmiş olduğunu” ayıp olur diye söylemiyorum...
Bir anlamı yok...
Ben nasıl olsa yapmayacağım...
Tekliflerin bir tanesiyle bile, para konuşma aşamasına gelmemeye özen gösteriyorum...
Bir süre sonra bu önlem de yetmiyor...
- “Bundan böyle yazarlığımı bile, bir gazeteci-yazar gibi değil, sade bir yazar gibi yürüteceğimi” söylüyorum...
Gazeteci kimliğimden çok, yazar kimliğimin yanına, edebiyatçı kimliği koymaya çalışacağımı beyan ediyorum...
Belli ki, kurtulmak istediğim, artık içselleştirmekten imtina ettiğim, bıkkınlık hissettiğim ve yapmaktan mutluluk duymadığım, bir meslek var ortada...
Bu meslek benim hayatım...
Tam 35 senem bu meslekte geçmiş benim...
Kendimi adamışım bu mesleğe...
Adımdan önce, gazeteci sıfatım gelmiş yıllarca...
Buna rağmen, istemiyorum artık aktif gazetecilik yapmak...
Arka arkaya birkaç defa, “gazeteciliği de 35 sonunda nihayete erdirdiğimi” yazıyorum...
Bazen bir şey yapmamak aslında çok şey yapmaktır...
Bazen bir şeyi görmemek, aslında çok daha önemli bir şeyi görmektir...
Bazen susmak ve konuşmamak, konuşmaların en büyüğüdür...
Sessizliğin sağır edici etkisi vardır...
Sound of Silence parçasını bilenler sessizliğin anlamını bilirler...
Gücünü de...
FERNANDES GİDİCİDİR!..
Bütün camia İspanyolların ünlü yıldızı Guti’nin yeniden ne zaman şahlanacağını soruyordu Beşiktaş’ta...
Oysa İspanyol futbolcu İstanbul’a eğlenmek, futbolunun son günlerinde güzel bir tatil yapmak, kızlarla hoş vakit geçirmek, bu arada da senede 2.5-3 milyon euro’yu cebine indirmek için gelmişti...
Oynayacağı falan yoktu...
Bunu fark etmek için fazla zeki olmaya da gerek yok...
O günlerde Fernandes, Guti’den dolayı ilk onbirde kolay yer bulamıyor, savunmanın önünde libero oynadığında ise top kaybederek, gole sebebiyet veriyor, astarı yüzünden pahalıya neden oluyordu...
- “Guti’nin oynayacağı yok, Fernandes onun yerinde oynarsa patlar...” diye haftalarca yazı yazdım...
Sonunda Guti gitti, Fernandes kazanıldı...
Kazanılmasında emeğim vardı Fernandes’in...
Emeğimin olduğu bir futbolcu için duygusal davranmam, ne olursa olsun onu korumam doğal bir reaksiyondu...
Ne var ki; Fernandes’le, sözleşme ve para meselesi bir türlü zamanında halledilemedi...
Sonuçta Fernandes, Beşiktaş’a yarar değil, zarar vermeye başladı...
Fernandes’in oynadığı maçlarda Beşiktaş eskiden olduğu gibi patlamıyordu...
Uzun zaman teselliyi genç Oğuzhan’la buldu Beşiktaş...
Fakat tıpkı Guti gibi Fernandes de büyük bir isim yapmıştı...
O oynamadı mı takım oynamadı zannediliyordu...
Genç Oğuzhan tek başına yeterli olmuyordu bu aşikardı...
O haliyle bile Fernandes’den kat be kat üstündü...
Sezon başında panzehir bulundu...
Kanada’lı Hutchinson ön liberoda mükemmeldi...
O da takımın sağ ve sol beki olmadığından, joker niyetine her tarafta kullanılmaya başlandı...
Bu da Beşiktaş’ın hızını kesti...
Şimdi, Hutchinson ön liberoda, Oğuzhan ise forvet arkasında nihayet önlü arkalı oynamaya başladı Beşiktaş’ta...
Kartal patlıyor böyle oynayınca...
Üç haftada, lider Fenerbahçe’yle arasındaki 14 puanlık fark, 5’e indi...
Hutchinson ile Oğuzhan beraber oynarsa...
Şampiyon olamasa da Beşiktaş bu yıl üst sıralara kesin abone olur...
Bir zamanlar Guti için söylediğimi artık Fernandes için söylemek zorundayım...
Fernandes’in kafasına girenler Fernandes’i bitirdiler...
Beşiktaş yönetimi de zamanında sözleşme yaparak, Fernandes’i kazanamadı...
Sonuçta onun kaderi de Guti’ye benzedi...
Fernandes bu haliyle ilk onbirde yer bulamaz Beşiktaş’ta...
Hiçbir futbolcu giydiği Beşiktaş formasından üstün değil çünkü...

